Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Nikah memuru.. Guguk Kuşu.. Sönmez Turizm..

Erdoğan Mühürcüoğlu

    9 Haziran 2014
         İyi ve kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta karınız olarak kabul ediyor musunuz? Yüzüm kızardı.. Evet hala onu çok seviyordum.. Nikah memuru tekrar sordu; evlenmek istiyor musunuz ? Gözlerimden buz parçalarının döküldüğünü fark ettim sanki.. Beni anlıyormuş gibi nikah memurunun da gözleri dolmuştu.. Yüzüme bakarak yine sordu.. Salon büyük bir sessizliğe büründü.. Herkes sevinçten ağladığımı düşünüyordu.. Kimse ilk aşkımın nikah memuru olduğunu bilmiyordu..
    ***
        Birazdan gelecek o gelin var ya,
        araya aşk diye koydu gururu..
        bir imzayla bitmez bizim aşkımız,
        durdur bu nikahı nikah memuru..
        Arif susam okurdu bu şarkıyı, ağlamaklı bir sesle içini çeke çeke .. Dinlerken şarkının havasına girer, yerden yere atasın gelirdi kendini...
    ***
        'Yapma abi ya' dedi 'doğru mu bu? hiç dayanamam böyle şeylere.. Sen mi yazdın bu şiiri? 'Ayıpsın dedim 'bizde alıntı malıntı olmaz biliyorsun.. 'Pekiii' dedi 'gerçekten yaşandı mı böyle bir şey? 'Boş ver' dedim 'karıştırma şimdi, uzun hikaye..
    ***
         Nereden bileyim gidecek lafı döndürüp dolaştırıp nikaha getirip "yenge sizin nikahı kim kıydıydı?" diye soracak.. Ertesi günü telefonda 'yengeme sordum diyor 'Raif abi varmış sizin nikahta; hem de salonda değil Belediye de kıyılmış yıldırım nikahınız' Bana olan güveni sarsılıyormuş artık, 'Ne şakası be! diyor 'sormasaydım bal gibi yutturacaktın..'
    ***
          Aydın Boysan..
          Geçenlerde televizyon izliyorum.. Aydın Boysan, yakın dostu Prof. Tarık Minkari'yi anlatıyor; 'yarım asır boyunca bir kez bile tartışmadık' diyor.. "İki akciğer ameliyatımın ikisini de o yaptı.. En yakınlarından bile sakladığı kendi hastalığını nasıl oldu da tedavi edemedi hala şaşarım..' Annesi Tarık Minkari'nin doktor değil nikah memuru olmasını istiyormuş.. Şaka falan değil, hem de ısrarla.. Aşçı desen, polis, desen, tornacı, tesviyeci desen, avukat mavukat desen tamam.. 'Nikah memuru' kimin aklına gelir..
    ***
          Bugün Tarık Minkari ile başlamamızın asıl amacı; onun Bolu ve Düzce arasındaki şantiye çadırlarında geçen yıllarından bahsetmek, hem de eğer becerebilirsek lafı döndürüp dolaştırıp Bolu'daki nikah memurlarına falan getirmek..
    ***
          İnternette bir video vardı biraz da ondan etkilendik herhalde.. Yunus Gedik'in nikah merasimindeki video.. İnternete düşünce bir anda yayılmış izleyenleri günlerce güldürmüştü.. Nikah memuru'nun sorusuna 'evet' diye bağırmayı kafaya koymuş olan Yunus 'Adınız soyadınız? sorusuna "eveeeeet" diye bağırarak cevap verince millet gülmekten yerlere serilmişti.. Arada bir açar bakarım o videoya..
    ***
           Ana adı? diye sorulduğunda doğduğu yeri söyleyen de varmış, Gelinin ayağına basmak için ayak arayan damada yardımcı olan iyi niyetli nikah memuru da.. İmzalar atıldıktan sonra 'evlenme cüzdanını geline uzatırken 'sizi şu andan itibaren 'kocakarı' ilan ediyorum!' diyen bile varmış.. 'Nesgül' müydü oranın adı ? Fırka'nın altındaki düğün salonunda gelin'e dönerek 'sizi kocakarı ilan ediyorum' demiş nikah memuru.. Hahahaha..!
    ***
         Hayır Raif abi değil tabii ki.. O'nun zamanında Nesgül filan yoktu zaten.. Raif Yavuz 1972'de benim nikah memurumdu.. O'nun bir zamanlar profesyonel bir 'illüzyonist' olduğunu da daha yeni öğrendim.. Zatı Sungur'la illüzyon çalışmaları yapmışlar.. Farklı odalarda oturup birbirlerinin ne düşündüğünü bulma çalışmaları falan.. Konya'da Bolu lokantası açmış, Erkan ve Ayhan Tüzün ile Fırka'da Refik Erduran'ın bir oyununu sahnelemişler.. Bakın şimdi ne hatırladım; benim çocukluk arkadaşım vardı, rahmetli Doğan Abi'nin damadı..
    ***
           Onun düğünündeydi galiba, hiç unutmam; 'Nesgül'ün kapısı birden açılmış dışarda eğlenen bir gurup hızını alamayınca "Oğlan bizim kız biziiimmm !Tey tey tey !" çekerek içeri dalmışlardı.. 'Zıran da zıran, dom dom dom dom..! Yine o gecenin unutulmazlarından biri daha; Her taraftan görünsün diye ayakkabısını çıkarıp, çıktığı masanın üzerinden "gelinin kaynındaan bir adeettt çeyrek altııınnnnnn" şeklinde anonslar yapan Şeref amca.. Bu tür işlerde en son akla gelecek isim Cici Berber Şeref amca.. Emrivaki olmuştur; kesin..
    ***
          Bu tür takı merasimlerinde kağıt kalem elinde 'kim ne taktı? diye not alıp liste çıkartanı bile gördüm ben.. Şimdi yok böyle şeyler tabii.. Şimdi kamera var artık.. Çekiyorlar düğünü kameraya, sonra oturup ileri geri sararak bakıyorlar.. Kim ne takmış, kim ne takmamış bakıyorlar.. Erman Toroğlu'nun programında 'sevgili Şansal bak şimdi! 'oynat uğurcum oynat' dediği gibi kare kare incelemeye alıyorlar düğün videosunu.. Bir de bu yazıyı hazırlarken rastladım; en çok kulakları çınlatılan meslek gruplarında icra memurları hakemler ve nikah memurları başı çekiyormuş..
    ***
          Ama 'evlilik' konusundaki en kestirme mesajı TV'deki reklamlarda 'Oflu Nine' veriyordu; 'Evlenduk, boşanduk" deyiler, hayat o kadar ucuz midur? 'Kençluk bir kuş idi, uçurduk, tutamaduk.. Ehtiyarluk da bir beladur, gezdirduk satamaduk..' Bu konuyu burada kapatırken çoğumuzun nikahını kıyan memurlar 'İsmai amca, İsmail Ertan, Raif Yavuz, Nadide Hanım, Serafettin Çelikbaş, Emine Abakay, Nurcan Güzeltürk'ü de anmak lazım herhalde.. Vefat edenlere Allahtan rahmetler dileyerek..
    ***
           GUGUK KUŞU..
           Bir vakitler TRT de Gazanfer Özcan Ailesi'nin bütün fertlerinin; eşi, kızı, damadı, ve torununun oynadığı 'Guguklu saat' adlı bir dizi vardı, hatırlayan vardır mutlaka.. Konusu bir benzerini de teyzemlerde gördüğüm guguklu bir saat üzerinde dönüyordu.. Saatin kapısını açıp çıkan, bir kaç kez öttükten sonra tekrar yuvasına girip kapısını kapatan Guguk kuşu.. Vakti gelse de çıksa diye beklediğim, ya çıkmazsa diye korktuğum, ya uçup gittiyse, ya öldüyse, ya da işte ne bileyim.. Bir de saat arızalandığında nedense Mudurnu'ya gönderilirdi tamire,. Eski Belediyenin arkasındaki 'Sönmez' yazıhanesinde Muharrem Mangır'a gidilir yolculardan biriyle göndermesi için ricada bulunulurdu...
    ***
          SÖNMEZ TURİZM..
          Aaa bak! Sönmez otobüsleri vardı hakkaten! Sönmez'in Mudurnu'ya gidip gelen otobüsleri.. Hiç aklıma gelmemişti; eski Belediye binasının arkasında, Belediye nikah salonunun karşısında bir yerdeydi.. Belediyede Asansör görevlisi Mudurnu'lu 'Dede' ile rahmetli Cos İsmail'in annesi Mahide hanımın nikahtan sonra kapıda şeker dağıttıkları salonun karşısında..
    ***
           Sigara yanığı masa örtüsü, kenarından süngeri çıkmış iskemle ve 'bir ayağını altına almış' oturan yazıhane katibi Muharrem amca, Muharrem Mangır.. Hem içerde hem dışarda yolculara ait bir sürü eşya, sepet, zenbil çanta ve valiz türü eşyalar.. Mahalleden de kapı komşumuzdu Muharrem amca.. Fanatik Demokrat partili.. Hiç unutmam; çocuktum, gazete almaya göndermiş, Şerafettin Şenyüz'den yanlış bir gazete getirince 'Al bu gazeteyi sen babana ver, o sağır İsmetine okutsun' diyerek dalga geçmişti.. Hahahaha..!
    ***
           Sonradan 'belki de o yüzden' onun gazetesini yüz metre uzaktan bile olsa tanırdım.. Gazetenin tam göbeğinde Nezihe Aras'ın köşe yazısı ve bir de anahtar deliği resmi vardı.. Şimdi 'çiz bakalım şu Nezihe Aras' ın resmini deseniz, vallaha çizerim.. Tıpa tıp olmasa da, biraz benzetirim yani.. Şimdi Sönmez yazıhanesini hatırladım ya, benim yazının 'şaftı' kaydı.. Başka tarafa yöneldik.. Neyse buradan devam edelim bari, bu konu hoşuma gitti..
    ***
          Pardon ya! ben Guguk kuşuyla başlamıştım onu anlatıyordum.. 1975 yapımı ilginç bir film var; Oscar ödüllü bu filmin ismi 'Guguk kuşu' Filmin isminin Guguk kuşu' olması bu kuş türünün çok enteresan bir özelliğinden geliyor.. Kuşlar aleminin en üçkağıtçı en üşengeç ve en sahtekar kuşu bu.. Bu özelliğini yeni öğrendim.. Sesini kaydedip kasetten dinleyecek kadar da çok severdim bu namussuzu.. Ne ev var ne bark var bu kuşta.. Ne menkul ne de gayri menkul.. Yuva yapmak gibi bir düşüncesi falan yok, zahmetli işlere gelemiyor...
    ***
          Gözüne kestirdiği bir kuşun yuvasını gözetliyor, kuş yuvadan ayrılır ayrılmaz, gidip yumurtasını onun yumurtaları arasına bırakıveriyor.. Fazlalık anlaşılmasın diye de yumurtalardan birini atıyor.. Ne çalı çırpı toplayıp yuva yapmak, ne kuluçkaya yatmak gibi bir düşüncesi hiç yok.. Madem bakamayacaksın ne diye çocuk yapıyorsun değil mi..? Aslında ben bütün bunları 'Guguk kuşu' filminin konusu hakkında bazı ip uçları vermek için anlattım.. Araya Sönmez yazıhanesi falan girince konu biraz karıştı.. Neyse artık; 5 büyük Oscar ödülü birden alan sürükleyici, harika bir film Guguk kuşu.. İzleyin bence..
    Hoşça kalın.. 
                                                             

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Masa Sandalye Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak