Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Korku filmi.. Murat Abi.. Baktın olmuyor.. 

Erdoğan Mühürcüoğlu

    12 Mart 2016

           Korku filmi.. Murat Abi.. Baktın olmuyor.. 
           'Sinema Eseri Yapımcıları Meslek Birliği' diye bir kurum var.. Onların yaptığı araştırmaya göre ülkemizde en çok trajikomik filmler izleniyormuş.. İkinci sırada ise aksiyon filmleri var, Harry Potter filan.. Kurum yetkilisi Nida Akdeniz; 'Çok enteresan' diyor 'en çok Bolu ve Karabük'ten gelen sonuçlar şaşırttı bizi.. Gördük ki, bu iki şehirde korku filmleri süper iş yapıyor..' 
    * * *
           Korku filmini izleyen gençler, yüzlerinde inanılmaz bir gülümseme ile çıkıyorlarmış sinemadan.. En çok izlenen korku filmlerinin başında da 'Poltergeist' geliyor.. Evlerinin mezarlık üzerine kurulu olduğunu bilmeyen Freeling Ailesi'nın anlatıldığı film.. Filmde bu aileye musallat olan hortlaklar, zombi'ler falan var..
    * * *
           Bizim Semerkant'taki evin bahçesinde vardı aynısından.. Aynı o filmdeki gibi.. Sürekli 'olay' çıkartan 'huysuz' biriydi o mübarek de.. Olur olmaz zamanlarda çıkar önüne katıp kovalardı herkesi.. Bizim o tarafın yatırları hep öyle nedense; anlama dinleme yok.. sıfır tolerans.. Hele Aktaş'ta vardı bir tane.. O mübarek de Nazile teyzenin oğlu Selahattin'e taktıydı.. Selahattin çok içtiği zamanlar evini basar, ümüğünü sıkarmış..
    * * *
          Eski bir mahalledir Aktaş.. Biraz bakımsız kalmıştır ama güzeldir.. Özellikle İnkilap Okulu'nun o taraflar.. Kıvrımlı yolları, çıkmaz sokakları, bitişik düzenli, evleri.. İçlerinde birkaç neslin yaşadığı bu evlerde kim bilir ne hikayeler yaşanmıştır.. Baktım da; çok ilginç mesleklerden insanlar yaşamış bu mahallede.. Taaa 1915'lerde 'Tabelacı' var mesela.. 'Mektup Yazıcısı' var.. 'Fırın kürekçisi' var, 'Beygirci' var.. Papaz bile var yaw; anla.. Gir zaman tüneline, 58 numaralı evi bul.. Papaz Artin Abi'nin evi.. Evde yok mu Artin Abi? 59 numaraya geç; Ohannes Abi.. O da papaz.. İki tane kilise var mahallede; Surp Asdvadzadzin kilisesi ile Surp Garabed kilisesi.. İki tane de papaz olacak haliynen.. 
    * * *
           Sen Bolu'da Tellal olarak sadece Tabanıyarık'la, Düldül Mevlüd' var sanıyorsun mesela.. Ama öyle değil.. Tellal Ohannes efendi var ki; aklın durur.. Elini bir atıyor kulağına 'Ey ahaliii ! diye bir başlıyor;Tellal olduğunu bilmesen oturur ağlarsın.. Adam Abdullah Yüce sanki.. Bir de o günlere ait çok tatsız bir anekdot var.. Bari onunla kapatalım bu bahsi.. Adapazarı'nda yargılanıp Bolu'ya getirilen; belediyenin önünde sabaha karşı idam edilen 2 kişinin hikayesi.. Çok konuşulmuş.. Tarih 11 Ekim 1915, günlerden Bolu pazarı.. 
    *
          'Gencecik fidandın sen de bir zaman,
           Utan darağacı, boyundan utan' demiş şair..
    *
           MURAT ABİ.. 
           Bolu'da çekilen 'Kovboy Ali' filminin rejisörü Yılmaz Atadeniz; 'Bolu'da keyfimiz acayip gıcırdı' diyor; Her Cumartesi bir yere çağrılıyoruz.. Eğlenceler oluyor, yemekler yeniyor.. Vali'si, Kaymakam'ı, Emniyet Müdürü.. Bir Cumartesi akşamıydı.. Çizmeci'den Turist Otel'e döndük.. Yılmaz'ın üzerinde kovboy kıyafeti var; çifte tabancası, siyah elbisesi, fotörü.. 'Gidip bir soda içeyim' dedi.. Otelin altındaki restorana girdi, ardından üç el silah sesi.. Hemen koştum.. Baktım aynalara ateş etmiş Yılmaz.. Bekçi geldi, 'silah mı atıldı?' dedi. 'Yooo' dedim, 'oyuncak tabancaydı' Bekçi ikna oldu ve gitti..
    * * *
           'Yılmaz Soda istemiş garsondan.. Arka masada tek başına bir adam oturuyor.. Çok içtiği için ona içki vermiyorlarmış..Yılmaz'a soda verildiğini görünce 'Ulan' demiş 'iki paralık adama içki veriyorsun da bana niye vermiyorsun buynuzlu' Belindeki tabancayı çıkarıp 'tak' diye masaya koyunca Yılmaz kapmış tabancayı ve üç el ateş etmiş aynalara.. 
    * * *
          Tam karşıdaki aynaya sıkacak, Murat'ı hatırlamış.. Duvarın arkası otelin resepsiyonu oluyor.. Murat da orada görevli.. Sıkarsam Murat'ı vurabilirim diye düşünmüş.. Murat çok sevdiğimiz bir arkadaş.. 1 ay boyunca sohbet ettiğimiz, çayını kahvesini içtiğimiz otel görevlisi..' 
    * * *
           Geçenlerde Yılmaz Atadeniz'in bahsettiği Murat Abi ile ilgili bir yazı gördüm.. 1950 de gelmiş Bolu'ya.. Dört yıl kahvecilik yaptıktan sonra Abant Oteli'ne geçmiş.. 1954 de Zonguldak'ta itfaiyeciliği var.. Ereğli Kömür İşletmesi ve 1958'deki askerlikten sonra tekrar Bolu.. Bir arkadaştan emanet alınan siyah pantolon, veresiye alınan iki beyaz gömlekle Abant Oteli.. Son olarak Turist Otel ve burada geçen otuz yedi yıl.. Acısıyla tatlısıyla..
    * * *
            BAKTIN OLMUYOR..
           'Lise'yi anlatıyorsun iyi güzel de' diyor hemşerim 'hep aynı dönem, hep aynı isimler.. Gitsene biraz daha gerilere.. Çok güzel hocalar geçti o okuldan.. Hayati Tuncel Hoca mesela, tarihçi Cemal Bey; gözünde ince tel gözlükler.. Janti bi adam.. Derste dikkatin dağıldığını fark etsin hemen kemanını çıkartır bir kaç dakika bir şeyler çalar.. 'Papatya gibisin beyaz ve narin' Sonra Hasan Özer bey var, 'moment' lakaplı.. Halim Yağcıoğlu'nu da yazsan ya Şapşik.. Fatma Teymuroğlu'nu.. 'Edebiyat derslerine girerdi bu hocalar da' desen ya..!
    * * *
           'Salonda domatesin çekirdeği tezahüratları, tribünde lassa Ahmet' diye başlasan mesela..Yanında şişko Cengiz, biraz ötede Altın diş Sabri.. Sonra kaybettiklerimiz; onları da yaz.. Serap Yüksel, Burhan Sümer, Ahmet Aksoy, Naim Öztürk.. Ölümün olduğu bir dünyada meselelere çok takılmayacan be şapşik.. Ne demiş adam; 'Baktın olmuyor, bakmayacaksın..
    * * *
            Miss Hradec vardı, Hatırlıyor musun? Hani Christmas partisi vermişti bir evde.. 'Hatırlamam mı; dedim Miss Hradec ile Emily Raydec.. Barış gönüllüleri.. Rahmetli Mustafa Başaran'ın eviydi galiba.. Öğrencilere yılbaşı partisi vermek.. Hem de yabancı bir ülkede.. Kendileri yalnızlığın doruklarındayken üstelik..
    * * *
           Onu bunu bilmem İnsan keyfince yaşayacak şu dünyada.. Neden dersen; ölümlü dünya.. Hiçbir şeyi dert etmeyecek kadar da kısa.. Değmez be hacı.. Bak Zihni amcama.. Siyasetçi, psikiyatrist, üst düzey bürokrat.. Ama ben doktorum, üst düzey bürokratım, şuyum buyum dememiş, senede iki kez at yarışları düzenlemiş karaçayırda.. 
    * * *
           Sonra tahsildar Abdullah Efendi.. Atı yok ama 'Benim atım yok' dememiş.. Eşekleri yarıştırmış o da.. Festival havasında yaşamlar bunlar.. Alaaddin Gökçe var mesela; yetmiş yaşında katır sırtında Hicaz'a gitmiş.. 'Ceddin deden, neslin baban! diye ok gibi fırlamış tatarlar bayırından.. Gerçi elli gün sonra Halep'te polislere yakalanmış ama, olsun! Gitmiş ya sen ona bak..
    * * *
           TAHİR HOCAM..
           Hahahaha 'Gitmiş ya sen ona bak' dedik ya; rahmetli Tahir Hoca geldi aklıma.. 'Gitmesi' değil ama 'gelmesi' var onun da.. Mehmet abi anlatmıştı; Aracının vitesi arızalanınca öğretmenlik yaptığı Çaydurt'tan Bolu'ya kadar geri geri gelmiş sevgili hocam.. Çaydurt'tan Bolu'ya kadar geri geri gelebilmek.. Tam benlik; vallahi bak..
    * * *
           Haşim Lokantasının Talaş böreği ile Samsa tatlısını da andık bugün.. Bir zamanlar sırf onun için dünyanın bi ucundan gelenler oluyormuş; onu konuştuk.. 'Acaba hala yapıyorlar mı? dedim 'gidip bi baksak..Talaş böreği bulamazsak Ördek sarması yeriz anasını satayım, kayısılı gerdan yahnisi yeriz.. Samsa tatlısı yoksa 'misk amberli demirhindi şerbeti' de mi yok..! Para mara da almazlar bizden.. Ben öyle düşünüyorum yani.. 'sanmıyorum' diyor 'Saray mutfağı diye ekmek aşını dayarlarsa önüne görürsün..' Dur bakalım, şansımıza artık..
           Hoşça kalın..
                                               

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Bolu Çatı Tamiri Bolu Kamera Sistemleri Tonet Sandalye