Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Hüthüt Kuşu.. Radyocu.. Lokal..

Erdoğan Mühürcüoğlu

    3 Kasım 2014


           Yumurtalarını başka bir yuvaya atıp kaçan, yavrularının büyümesini uzaktan izleyen zekasına hayran olduğum beleşçi bir kuş vardı, Guguk kuşu.. Bugün İnternette Hüthüt kuşunu görünce fikrim değişti.. Hüthütü daha çok sevdim.. İbibik veya Çavuş kuşu da deniyor bu kuşa.. Çok alem bi kuş, çok matrak.. Gagasıyla topraktan çıkardığı böcekleri önce havaya atıyor sonra da leblebi gibi havada kapıyor..!
    ***
          Bazı nesneleri çok uzaklardan görebilme yeteneği de varmış.. Hüt- hüt' şeklinde ötmesi de zaten ondan.. 'Orada, orada" diye yer gösteriyormuş öterken.. Üner'in Lokalinde vardı böyle bir arkadaş.. Hüthüt gibi öten değil tabi, leblebileri havada yakalayan biri.. İsmi lazım değil, iyice de ustası olmuş bu işin.. Aynı anda 3-4 tane leblebiyi havaya atıp 'tak tak tak' yakalıyor..
    ***
            LOKAL..
           Abantspor lokaliyle çocuk yaşlarda tanıştık biz.. Pokeri de, okeyi de hep orada öğrendik.. Briç öğrenmek lazımmış aslında, poker, briç'in yanında fasa fiso.. Zeka oyunu briç, herkesin harcı değil yani.. Ben bu yüzden öğrenemedim.. Pokeri öğrendim de, briçi öğrenemedim.. Bu mevzu bugün Hüthüt kuşundan dolayı açıldı, yoksa ne Üner'in lokali, ne de orada leblebileri havada yakalayan arkadaş gelirdi aklıma..
    ***
           'Her Gün 1 Yeni Bilgi' diye bir facebook sayfası var.. Geçen gün İskambil kağıtlarındaki şekillerin dört farklı sınıfı anlattığını yazdılar.. Maça; asilleri, Kupa; din adamlarını, Karo; tüccarları, Sinek; köylüleri temsil ediyormuş.. Asıl ilginç olanı "Pokerde Flaş royal'in bir oyuncuya gelme ihtimali 649.740'da birmiş.. Bunu okudum ya; bende şafak attı..'Bak gördün mü, dedim içimden 'bu namussuz Bahri hep hile yapıyordu lokalde, ne zaman sıkışsa elinde bi Flaş Royal.. Yolup atıyordu bizi ördek gibi.. Arif'in hileli, cansiperane karşı atakları bile işe yaramadı hiç..
    ***
           İsmail Abi de yanımda.. 'Ne oldu? takıldın galiba' diyor, duraksadın.. 'Eski efelerden Boyundurlu Ahmet Abi vardı onu yaz bari..! Yazdık ya abi dedim 'Peki Kambur yiğit'i? Onu da yazdık.. O zaman Pontiaç İsmail'i yaz.. Ay, bi gülme tuttu bizi Şinasiyle 'Abi araba markası değil miydi o? Değilmiş, hakkaten Pontiaç İsmail varmış eski şöförlerden.. 'yaz yaz! diyor İsmail Abi 'bak bunu gaçuma, yaz! Bir gün Karaçayır'da patlak lastiği tamir eden pontiaç İsmail, kontrol etmek için büyük bir çekiçle tekere vurmaya başlamış..Tak tak tak vururken çekiç lastiğin çatlak bir yerine denk gelince koca lastik yerden fırladığı gibi havalanmış..
    ***
           Bir de 'İtele Ethem' var ama, onu pek tanımıyorum' diyor.. 'İtele Etem' yani Etem Tükel'miş adı.. Yaz bunları, ilginç şeyler bunlar.. Ama benden duyduğunu da yaz, benim adım da geçsin.. Şeyi de yaz; Abant Orman İşletmesi'ne Cavlak Hakkı vardı, onu da yaz, Tabaklar'dan Alimülazımlardan.. Ya oğluydu ya da damadı.. Demek sen duymadın bunları ha? 'Vallaha duymadım abi, yalan yok, pompala Vasfi'yi duydum da 'İtele Etem'i duymadım..

           RADYOCU..
           Bu gece onu düşündüm; Şerefattin Şenyüz'ün dükkanın dışına bağladığı hoparlörden maç dinleyen nesille, cep telefonundan maç izleyen gençlerin duyguları heyecanları hiç değişmedi.. Bizim Siera marka, lambalı külüstür radyodan dinlediğimiz 'gece tiyatrosu' ile, bugün 3 D yayınında gözlük takıp izlediğimiz filmin yarattığı heyecan da aynı..
    ***
          Gazeteleri saymazsak, Ülkede ne olup bittiğini anlayabileceğiniz tek araçtı Radyo.. Şehirde ne olup bittiği ise Tellal 'Dabanıyarık Abdullah Efendi' vasıtasıyla öğreniyorduk.. Halka duyurulması gereken bişey olduğunda Abdullah efendi çıkıyor çarşıya, atıyor elini kulağına 'Ey ahaliii ! diye başlıyor 'duyduk duymadık demeyiiiinn..! İşe bak, bizim Sierra marka, lambalı radyoyu bile sokduk bu yazının içine.. Gölyüzü'nden Kara Ahmet miydi, kara Mehmet mi, öyle bir isim.. Bizim radyo bozulmaktan, radyocu da onu tamir etmekten mahfoldu..
    ***
          Belediye'nin, yani şimdiki Köroğlu Oteli'nin arkasındaydı dükkan.. Halit Bayındır vardı yine aynı işi yapan, Sipkat abi vardı, Tabaklarda Foto Arman'ın bitişiğinde soyadı Cop olan biri daha vardı.. Fiyakalı, havalı meslekti.. Bugün bilgisayar neyse o zaman da o.. 'Arıza nerdeymiş? hangi parçaları taktın? Söktüğün parça nerde? Soramazdın, 'al götür radyonu! dese hapı yuttun.. Bir de diğerlerinin kulağına giderse bu; yandın.. İşin yoksa Düzce'de seyyar radyocu 'Kolombo'yu ara fellik fellik..
    ***
           Bizim bir Selahattin abimiz vardı o anlatırdı; çocukken en çok radyonun içi, içerde ne olup bittiği heyecanlandırırmış onu.. Bir ara İstanbul'dan getirttiği parçaların montajını yaparak çok sayıda radyo da yapmış Bolu'da.. İyi de para kazanmış.. Selahattin Abi'nin cenazesinde; son günlerde dizilere kafayı taktığını anlatmışlardı.. Kendini dizideki oyuncuların arasında sanıp konuşmalara katıldığını, dizideki kızdan su istediğini falan.. Bir gün önce de elinde tornavida ile televizyonun kapağını açmaya çalışırken yakalamışlar.. 'Bu böyle olmayacak' diyormuş Selahattin abi,'bu şerefsizle oturup yüz yüze bir konuşmam lazım..
    ***
           Önce saba makamında bir sela verilir sessiz, sakin.. Sonra bir ilan hoparlörden..Falanca falanca falanca'nın annesi, babası, kardeşi.. Alır götürür seni.. Allahın gücüne gitmesin ama, burada okunan 'sala' da sala gibi değil.. Ölüm ilanlarında da iş yok.. Bugün Bolu'daki karşı komşumuz Zeki bey'i hatırlattı arkadaşlar.. Ağır ceza reisi Zeki Er beyi.. O'nu ve her sabah balkondan balkona selamlaştığımız, eşi Maide Hanımı, kızları Nilgün'ü..
    ***
           'Laf lafı açtı, laf da sigara paketini ' Konu genişledi.. Önce Cevat Sadıkoğlu ve onun şiirleri, Sefa bey'in 'Bolu' bestesi.. Sadis Bey'den ve Necibe hanımdan da bahsedildi, Necibe hanım'ın coğrafyacı, Gül'ün Eczacı, Sedat'ın ünlü bir jinekolog olduğundan.. Rauf bey ve Türker abi de unutulmadı..
    ***
           Dünyada mekan, ahrette iman! dedi Şinasi.. 'Yetmişbeşine merdiven dayamış bir yurttaş olarak vasiyet ediyan, beni bullada bırakman' dedi İsmail abi de.. 'ne buyurdunuz? 'Aman abi dedik sen bi öl de, çaresine bakarız elbet..!
    Hoşça kalın..
                                                 

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Koltukları Cafe Sandalyeleri Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak