Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Kumpanya.. Kadriye Hanım.. Bitirim Doktor..

Erdoğan Mühürcüoğlu

    15 Eylül 2014

           Hayat mücadelesi.. Derler ya 'ekmek aslanın ağzında' diye.. Her devirde ve herkes için de geçerli bu galiba.. Kimi kara paralarını aklamanın telaşında, kimileri simitlerini satmanın.. Her ikisi de ayrı bir roman, oku, oku bitiremezsin.. Üsküdar Şemsipaşa'da oturan bir kaç arkadaş var, yeni tanışmışlar, üçü de müzisyen.. Hem de TRT sanatçıları.. Haa, sene de 1955 bu arada.. Birinde keman diğerinde bağlama.. Hüseyin Balkan bağlama çalarken eşi Nimet Balkan da ona sesiyle eşlik ediyor.. Düğünlere gidiyorlar, lunaparklarda çalıp söylüyorlar.. Lunaparka girişin 25 kuruş olduğu sıralar... Pek sık değilse de Gülhane Parkı'ndan sünnetlere çağrıldıkları da oluyor..
    ***
           Adapazar'lı Nihat Gökkara da katılınca, bir canlılık geliyor arkadaşlara.. 'Bu 25 kuruşlarla falan bir yere varamayız' diyorlar 'biz bu işi büyütelim..' Adapazar'lı olan 'Buldum! diyor 'turneye çıkalım anasını satayım.. Adapazarı, Bolu, Gerede.. Bir dolaşıp gelelim, şansımızı deneyelim.. Bu tür organizasyonların 'olmazsa olmazı' kim? dansöz tabii ki.. Vatandaş sahneye şapkasını, kalemini, tarağını falan atacak ki dansöz orasına burasına sürsün.. Vatandaşın laylonlara sarıp saklayacağı hatıra kalsın o geceden.. Hemen etli butlu bir oryantal buluyorlar, bir de Türk sanat müziği sanatçısı.. Ha, bir de sihirbaz var kadroda Hint fakiri.. Sanat müziği okuyacak kişi de o günlerde 'Şimdi pişman olur musun' şarkısıyla ünlenen Mediha Ertüre..
    ***
          Ada'yı, Düzce'yi falan boş ver, ekip Bolu'ya bir geliyor ki görmek lazım.. Şehir ayağa kalkıyor.. 30 ağustos salı günü Yeni Sinema hınca hınç doluyor.. Tepedeki pervane, taban tahtalarının gıcırtısı saz seslerine karışıyor.. Bağlamacı Hüseyin Balkan Bolu türkülerinin arasına kendi yaktığı (bestelediği) türküyü' Antalya'nın Mor Üzümü'nü bile sıkıştırıyor.. Bunları yıllar sonra Cemile cevher Çiçek'ten okuyoruz.. Ali Ekber Çiçek'le evli olduğu yıllarda onlar da birlikte çalışmışlar bu gurupla.. Bolu konserinden çok sonra tabii.. O konserin afişini Selahattin İkiz Bey'in arşivinden daha önce de paylaşmıştık..
    ***
           İsmail abim kızmış bana; 'sen yukarıda o gün otuz ağustostu diye yazdın di mi? Yazdın.. Konser geldi şehir ayağa kalktı diye de yazdın mı? Onu da yazdın.. O gün 30 Ağustos be kardeşim, şehir zaten ayakta.. Geçen gün Deli Şemsi dediğin Şemsi Samuri'yi yazdın.. Bayır aşağı giden arabayı durduramayıp, atladığını yazamadın, bahçesindeki tulumbaya bir alet icat edip kuyudan kendi kendine su çektiğini, ilk pasta börek davulunun onun icadı olduğunu da yazamadın.. Hele Edip Bey'i anlatıyorsun da 'Camlı Cami'nin şadırvanında bir kalıp sabunla pardesüyü, çıkarmadan köpürte köpürte yıkadığını anlatmıyorsun, soğuk havada üzerinden buharlar çıktığını es geçiyorsun.. Madem yazmayacan ne diye bizi konuşturup duruyorsun..
    ***
          Hiç sesimi çıkartmadım, adamın sinirleri tepesinde bugünlerde.. Münasebetsizin biri gece yarısı telefon edip yataktan kaldırınca delirmiş.. Bakmış telefon Bolu'dan.. Açmış telefonu 'Alo kimsin? diye soruyor, cevap yok adamda.. Sonunda 'Ben Zeki Müren ! deyince kudurmuş İsmail abi.. Telefonu melefonu fırlatmış atmış duvarlara.. Hemşehrilerine  bozuk bu sıralar ' Yordunuz lan beni' diyor 'ömrümü tükettiniz şerefsizim..!'
    ***
           ŞERAFETTİN NİNE..
           Alfred Hitchcock imzalı 1960 yapımı 'Sapık' filmi vardı.. Özellikle o meşhur, unutulmaz banyo sahnesi olan.. Sapık delikanlı Norman, annesi ölmesine rağmen hala onun etkisindeydi ve sahibi olduğu motelde cinayetler işliyordu.. Hatta filmin sonunda Norman'ın daha önce de  Motel'e gelen, tüm kadınları annesinin kılığına girerek öldürdüğü anlaşılmıştı..
    ***
           Ne zaman bu filmden bahsedilse; iki yıl boyunca ölen annesinin kılığına girerek emeklilik parasını tıkır tıkır alan, "Çılgın Nine Şerafettin" gelir aklıma.. Maaşın kesilmemesi için annesinin ölümünü saklayan, onun kalın camlı gözlükleri, mantosu, baş örtüsü, siyah eldiveni ve bastonuyla bankaya gidip maaşını çeken adam.. Yaba gibi ellerini bankonun üzerine koymasa ve çıkarken dalgınlıkla 'bay bay ' demese kalın sesiyle, belki de hiç yakalanmayacak..
    ***
           Helal olsun ! Şimdi Holywood onun filmini yapmaya hazırlanıyormuş.. İsmail Abi bir yerde okumuş 'Şerafettin Nine' lokantası adıyla bir de restoran açmış adam Balıkesir'de.. Karar verdik o lokantaya gidecez yemek yiyip önünde bir de fotoğraf çekinip burada paylaşacaz.. Balıkesir buraya çok yakın.. Ekim'e de şurada bir şey kalmadı zaten.. İsmail Abi dişlerini bi takınıvesin! ordayız.. Dün Şerafettin Nine'yi konuştuktan sonra 'Sen Bolu'dan Kadriya'nım vardı biliyan mı?' deyince durakaldım..
    ***
            KADRİYE HANIM..
            Gece vakti bir ıslıkla sokağa indiğimiz zamanlar.. Kolayca hastalanıp acillere taşınmadığımız, röntgenlere, ultrasonlara girmeden kızılcık çorbasıyla hastalıkları atlattığımız yıllar.. Sokaktan 'Cinayeti yazıyooor! diyerek geçen Hüseyin Abi'nin, veya bir dondurma arabasının peşine 'Fareli Köyün Kavalcısı' gibi takıldığımız.. Borazanlar Mahallesi'nden Kadriya'nım vardı.. 'Bir devre damgasını vurmuş bir hanım, Bolu'nun bir numaralı terzisi,' öyle derlerdi.. Her gün elinde torbası ile çarşıda pazarda rastlar hiç tahmin etmeyeceğiniz evlere girip çıkarken görürdünüz..
    ***
           Erkek kardeşleri olacaktı Kadriye Hanımın ve onların çocukları; yeğenleri yani.. Evi istimlak olunca bir otel'in iki odasını kiralamış orada kalıyordu en son.. Banka müdürleri 'Çilek gibi' kapışıyorlardı onu.. Sen, 'lafa tutar belki' diye karşı kaldırıma kaçarken, aynı gün  bankaların salavatla  girilemeyen müdür odalarında rastlıyordun ona..
    ***
           Zordur Kadın Olmak bu Memlekette.. Kadın oldun mu, iki adım geriden gideceksin.. Bu böyle.. En azından bizde böyle.. Geçen sene bir kaç günlüğüne Bolu'daydım, kızın evini taşıdık.. Gelmişken Nazile Hanım' a da uğrayayım dedim.. Yıllar ne çabuk geçti.. Nazile teyzenin kulakları ağır işitiyor artık.. Bağıra bağıra konuşuyoruz karşılıklı.. Fırka'daki eski Kapalı halde manav Ali Kutlu'nun yanında öte beri sattığını anlatıyor bana.. Bazen de Kasap Murat'ın dükkanının önünde sergi açtığını.. Bir Alman doktor vardı, o gelirdi yanıma' diyor 'elinde çay bardağı, çay getirirdi..' Ulan diyorum içimden, Alman doktor da mı vardı Bolu'da? 'Muazzez hanımın eşi Hans Abi olmasın doktor zannettiği? Meğer; pazarda 'sülük' satan adamdan bahsediyormuş.. Elindeki sülük dolu şişelerle 'Alman doktoru geldi !' diye dolaşan adamdan.. Şaşırttın beni be Nazil'anım, aşkolsun..!
    ***
          Ay oğul ! diyor, 'o kapalı hal'in kokusu hiç gitmedi burnumdan..  'Bolu pazarı günü herkes yorgun olur diye misafirliğe gidilmezdi, pazarcı ailelere de para sayarlar diye gidilmezdi.. Oradan oraya uçuşan, kirişlere, saçak altlarına konan güvercinler neredesiniz? Seccadesini istiyor, uzatıyorum.. ağlıyor.. 'Bi daha geldiğinde Yozgat'a götürsen beni diyor.. Orada türbenin bahçesinde yaşlı bir çınar var, sen gördün mü orayı? Altında ihtiyarla, 'Uzun İbrahim' amcanla oturup sohbet ettiğimiz ağaç.. Altında oturup kuşlara buğday attığımız.. Avuç avuç fıydırı, fıydırıverdiğimiz..!

            BİTİRİM DOKTOR..
           Terzi çok önemli hemşerim! Diyor adam 'Pantolonu gösteren ütüdür! diyor.. Gözlerime inanamadım, ne şans var bizde de yani.. Hani bir tür türkü var 'Zemheri ayında bilmem ne olur da, ağustosta balta kesmez buz olur' diye, onun gibi.. Yanık Hayri Abi'yi anlattığımız yazıda ona ait fotoğraf bulamayınca internetten alıp temsili bir fotoğraf koymuştuk.. Baltayı taşa vurmuşuz meğer.. Aylar sonra fotoğrafın sahibi bir dergi sayfasında çıktı karşımıza.. Öyle biri ki görmeniz lazım..
    ***
           Hayri Abi'nin yerine onu anlatsaymışım keşke.. Adamın Fenomen olmuş fotoğraflarının Linkini verecem yazının sonunda.. Bir bakın, çok hoş.. Kıyafetlerin içine 'bizden' kimi koysanız yakışır.. İster Ciba'yı, ister Yanık Hayri'yi, ister Garagabuk'u.. Pıytı? Pıytı da olur tabii.. Olur da, o biraz daha zarif bi adam.. Onunki Sadri Alışık, Ayhan Işık tarzı, 'Yalnızlar rıhtımı'ndaki tarz..
    ***
           Bu bahsettiğim Ali Amca 44 yıldır Berlin'de yaşayan 'bir ayağı çukurda' eski bir doktor.. Doktorluktan emekli olmuş.. O kadar süslü püslü ki, emekli olduktan sonra giyimine kuşamına para yetiştiremeyince terziliğe başlamış.. On sekiz tane de çocuğu var.. Ben böyle adamların öğrencilik yıllarını da çok merak ediyorum.. Adam okumuş doktor çıkmış.. Dikkat ettim; Ali amca eski arabalar gibi 'biraz sağa çekiyor' fotoğraflarda.. Rakibine dalacak güreşçi duruşu.. Belki de racon kesmek böyle bir şey.. Fotoğraflardan birinde de 'dükkan açık kalmış' hahahaha, fermuarı çekmeyi unutmuş.. Fotoğraflar burada.. http://alioutfit.tumblr.com/
    Hoşça kalın..
                                                               

    • kadriye 26 Kasım 2018 . 21:39

      teşekkürler ederim güzel sözleriniz için siz insanların hayatlarına sormadan ozellerne giriyorsunuz ve sorsanız da kabul etmezdim yapmabilçek birşeyim yok

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Bolu Çatı Tamiri Bolu Kamera Sistemleri Tonet Sandalye