Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Anneler Günü.. 

Erdoğan Mühürcüoğlu

Anneler Günü.. 
    14 Mayıs 2019

    https://www.youtube.com/watch?v=2QgQv44ibIo&feature=share     

            Anneler Günü.. 
           1944 yılında yaklaşık dört bin kişinin öldüğü 'Bolu Depremi'ni ilk kez bu kadar ayrıntılı olarak dinledim.. Hem de Bolu'lu olmayan birinden.. O yıllarda babasının görevi nedeniyle Bolu'da bulunan, Tabaklar Mahallesi'nde, eskiden Hükümet Konağı olan evde oturan bir ailenin en küçük oğlundan, Özcan Korkut'tan.. 
    * * *
          ''16 Ağustos1935 Cuma günü Bolu'da sabah ezanları okunurken doğmuşum' diye başlıyor Özcan bey anlatmaya.. 'Bolu'nun güzelliği ile meşhur Ayşe ebesi bulunmuş doğumumda.. Göbek adımı da o koymuş.. Benimkinden olsun demiş. Güngör olsun.."
    * * * 
          ''Çaydanlığı masaya koydum, sık sık yaptığım gibi, bizim ailenin hayatında önemli bir yer tutan Bolu'yu, çocukluğumu, mahalle arkadaşlarımı düşünmeye başladım.. Hükümet Konağı karşısındaki Askeri Mahfeli, havuz kenarında oturup çay içmelerimizi, Karpuz kollu elbisesi olan, etekleri fırfırlı komşu kızını.. Karaçayır'da kafayı çekip, tabaklardaki evin bahçesinde kuyu suyuyla ayılttığımız komşumuzu.. 
    * * *
          Şehre elektrik veren jeneratörün her gece saat onbirde indirilen şalteri.. Şehirde peş peşe yanmaya başlayan gaz lambaları.. Bolu'lu iki yardımcı abla; güçlü kuvvetli, tuttuğunu koparan ''Deli Emine'' ile eve sonradan gelen Şerife.. Ağır kış şartlarında altına kızak taktıkları öküz arabalarıyla dağdan odun getiren köylüler.. Sabah akşam hep birlikte olduğumuz, Mahfel'de oyunlar oynadığımız arkadaşlarım; 'Sarı Keleş Mustafa, Bülent, Sermet, Gönül, Suna, Özcan, Sabahattin.."
    * * *
          1978 yılıydı.. Blr şarkı yapmalıyım dedim.. Bu öyle bir şarkı olmalı ki, buram buram Bolu kokmalı.. Annemin, Lamia Müjgan'ın Bolu'daki yılları olmalı içinde.. Zorlu, meşakkatli yılları.. Alman Harbi, karartma geceleri, deprem, ağır kış şartları, kaybedilen iki evlat.. O gece sözlerini yazıp kendi kendime mırıldandığım şarkıyı bir ay geçti, geçmedi, tüm Türkiye ile birlikte söylemeye başladık..
    * * *
          ANNEM..
    Kulağımdan gitmiyor ninni sesin.
    İçimdesin, içimden derindesin.
    Gördüğüm herşeyde, sevdiğimdesin..
    Anlatılmaz, öyle güzel birşeysin.
    *
    Gözümün nuru annem,
    Ömrümün güneşi annem,
    Şu kalbimin ateşi annem,
    Ayırmasın seni Allah benden..
    * * *
           FOTO CEVAT..
           Bolu anılarını anlatan kişi ünlü bestekar Tamburi Özcan Korkut.. Özcan Bey 1936 yılından başladığı için, anlattıklarının çoğuna fransız'ım.. ''Depremde çadırları bir tepenin üzerindeki eski bir mezarlığa kurdular'' deyince; ''Hah işte'' dedim ''Fırka'dan bahsediyor..'' Hatta yazdım bile.. Sonra aklıma Atatürk'ün depremden çok önce Fırka'ya geldiği, Halkevi'nde kaldığı ve orada mezarlık falan olmadığı geldi.. Yarım sayfa ''Fırka'daki mezarlık'' diye yazmıştım, jeton düşünce sildim.. 
    * * *
           Özcan Bey'e dönersek.. 1943 yılının şubat ayında, son yılların en soğuk günleriyle boğuşuyorlarmış Bolu'da.. Şehrin tek fotoğrafçısı Cevat Bey babasının en yakın arkadaşıymış.. Onunla ilgili bir anısını anlatıyor.. Bir hafta sonu konu komşu toplanıp mahalleden birinin kamyonuyla Abant'a gitmişler.. Yenmiş içilmiş şarkılar türküler söylenmiş.. Özcan Bey'in annesi Lamia Hanım ve Foto Cevat birlikte keman çalıp şarkılar söylemişler.. Vakit nasıl geçmiş, hava ne zaman kararmış, kimse anlayamamış.. 
    * * *
          ''Boluya doğru kamyonla yola çıktık'' diyor Özcan Bey.. ''Yolda Cevat Amca kamyon kasasından şoför mahallini yumruklamaya başlayınca durduk.. Baktık ki, gençlerden birinin başı yarılmış, kanlar içinde.. Yanından geçtiğimiz samanlığın yola sarkan direği çarpmış başına.. Çevirdiğimiz bir arabanın yaralı genç'i almak istememesi, Cevat amcanın silahını çekerek adamı tehdit edişi gözümün önünden hala gitmez.. Operatör Kudret Üge, o gece pijamalarıyla karşılamıştı bizi hastahanede.. Ameliyata da pijamalarıyla girdiğini hatırlıyorum..
    * * *
          DEPREM..
           Saatler beşi yirmi geçiyormuş.. Müthiş bir gürültüyle sallanmaya başlamış her taraf.. Ardından evlerin çatırtıları ve yıkılma sesleri.. Zifiri karanlıkta kimse kimseyi görmüyor, yıkılan evlerden insan çığlıkları yükseliyormuş.. Bir buçuk metre karla kaplı bahçeye zar zor inebilmişler..
    * * *
          Binlerce kişinin can verdiği, birbirinin üzerine çöken, bazılarından hala iniltiler gelen evler.. Her zaman yaz tatiline gittikleri Seyit Köyü muhtarının üç katlı tuğla evi de yerle bir olmuş o gece.. Mustafa Hoca ile ailesinden on üç kişi yerle bir olan evlerin enkazı arasında kalmışlar.. ''Ertesi günü binlerce ölü defnediliyordu şehirde'' diyor Özcan Bey.. Eskiden mezarlık olduğu bilinen tepeye çadırlar kurulmuştu.. Kazılan tuvalet çukurlarından kafatasları ve kemikler çıkan çadırdan bir mahalle.. .' 
    * * *
          Zamanla yavaş yavaş komşuluklar, çadır ziyaretleri başlamış.. Şarkılar türküler bile söylenmiş hatta.. Nezahat Arat'ın okuduğu çok meşhur bir şarkı varmış o sıralar Bolu'da.. ''Kalbini Kalbime kat / Beni aşkınla yaşat..! Bunun sözlerini değiştirerek kendi durumlarına uydurmuşlar.. 

    Kalbini kalbime kat
    Beni aşkınla yaşat
    Ne tatlı rüya imiş
    Çadırda geçen hayat' 
    *
          Özcan bey'in anıları o kadar çok ki.. Ama benim aklım ''1978 yılıydı.'' diye başlayan paragrafta kaldı..
    * * *
           ''1978 yılıydı.. Blr şarkı yapmalıyım dedim.. Bu öyle bir şarkı olmalı ki, annemin Bolu'daki yılları olmalı içinde.. Zorlu, meşakkatli yılları.. Alman Harbi, karartma geceleri, karakış, deprem.. O gece sözlerini yazıp kendi kendime mırıldandığım şarkıyı bir ay geçti geçmedi, tüm Türkiye ile birlikte söylemeye başladık..
    * * *
    Kulağımdan gitmiyor ninni sesin.
    İçimdesin, içimden derindesin.
    Gördüğüm herşeyde, sevdiğimdesin..
    Anlatılmaz, öyle güzel birşeysin.
    *
    Gözümün nuru annem,
    Ömrümün güneşi annem,
    Şu kalbimin ateşi annem,
    Ayırmasın seni Allah benden..
    * * *
                        Hoşça kalın.. 
                                                               Erdoğan Mühürcüoğlu.. 14.05.2019

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Masa Sandalye Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak