Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Emil Hoca.. Tahsin Abi.. Ankara Gezisi.. Müfreze..

Erdoğan Mühürcüoğlu

    7 Ocak 2016

          Emil Hoca.. Tahsin Abi.. Ankara Gezisi.. Müfreze..
           Yıllar su gibi akıp gidiyor. Bir bakıyorsun, hiçbir şey eskisi gibi değil artık! 'Gece talaş sobasının duvara vuran ateşine bakarken uyuyakaldığın zamanlar geride kaldı.. Farkına varmasan da içinde bir başka beden boy veriyor; yorgun ve alıngan bir beden..Yaşlanıyorsun.. Çıkıp Muhacirin orada az mercimek çorbası içsem, sonra sabahın ilk ışıklarıyla vursam kendimi Karacasu yollarına' diyorsun 'şöyle uzansam harharlığa.. Kambur İsmail'in elinden bir çay belki kendime getirir beni..' Öyle sanıyorsun..
    * * *
          'Yıllar su gibi akıp gidiyor, yaşlanıyorsun' dedik ya yukarıda; rahmetli Emil Hoca'nın Kapalı spor salonunda yaptığı konuşma anlatıldı geçen gün.. Eşref Bitlis Paşa'nın da olduğu bir topluluk karşısında yaptığı konuşma.. Mikrofona gelen Emil Hoca'nın sert bir topuk selamıyla başladığı konuşmayı yine 'tak! diye bir topuk selamıyla bitirmesi.. Olanca gücüyle "arz ederim paşam! derken ağzından fırlayan takma dişler.. Dişlerin cilalı parke üzerinde yaptığı yolculuk.. Emil Hoca kürsüde esas duruşta, dişler Eşref Paşa'nın önünde .. 
    * * *
          Sevgili hocamın kısa bir tereddütten sonra koşarak takma dişleri alışı var.. Ve salonda yankılanan yeni bir topuk selamıyla çıkış kapısına yönelişi.. Ah benim Emil Hocam..! Yaşlılık hepimizin başında.. Estetik, botoks falan da çare değil.. Yaşlılığa botoksla çare bulduğunu sanan şarkıcı abla'nın fotoğrafına bak mesela.. Selahattin Abi'nin 'sanki su kabağına kaş göz resmi çizmişler' dediği gibi.. 'Ne güldüğü belli, ne ağladığı..”
    * * *
           TAHSİN ABİ..
           Lise'de her sınıfın hakkını vere vere, dersleri içine sindire sindire okumuş Tahsin abi.. Bazen çift, bazen de 3 dikişle geçmiş her sınıfı.. Arkadaşları yedek subay olarak askerlik yaparken o hala okuldaymış.. 'Ne var yani' diyor 'benden önce okulu, askerliği bitirdiler de ne oldu? Onlar 'teknik elemanlar' da, Üner'in lokalinde pineklerken ben en itibarlı günlerimi yaşıyordum Lise'de.. Sınıfa girdiğimde 'hoca geldi' sanıp ayağa kalkanlar oluyordu..' 
    * * *
           Başka şeyler de var öğrenmek istediğimiz ama; onları anlatmaya pek yanaşmıyor Tahsin Abi.. Kurbanlık dana konusu mesela.. Elinden kaçırdığı danayı arasta içinde kovalarken Cahit hocayla karşılaşması.. 'Kapat bu konuyu Erdoğan!' diyor 'kuyruklu yalan bunlar, Şerafettin'in uydurması, inanma..!
    * * *
           Biraz tarif edince hatırladım Şerafettin Abi'yi.. Bir yolculuk esnasında verdiği 'arabalar'la ilgili konferanstan hatırladım.. Adama tevekkeli 'şavrole' dememişler..Tabaklarda Ayhan, İlhan, ve Şükran kardeşlerin bitişiğinde oturuyorlardı.. Gerçi şimdi pek kimse de kalmadı onlardan.. Bir tek İlhan kaldı galiba..

           ANKARA GEZİSİ..
           Fotoğrafın en sağındakini sordum; kadraja yarım girmiş olanı.. Ali Haydar Kutlu'ymuş.. Mehmet Özkoç, Mustafa Başaran Hoca falan da var.. Mustafa Hoca'nın kızı rahmetli Özay'ı görünce 'al bakalım' dedik 'bir evlat acısı da burda çıktı karşımıza..' Yakınlardan birini kaybetmek büyük acı malum; Taner Şener vardı hatırlarsınız.. Kızı Sanem'i sahilde, gözünün önünde kaybedince; 'Bırakıp beni burada, gitme güzeller güzeli' demişti bir şarkısında. 'Ermeden daha murada, gitme güzeller güzeli..”
    * * *
           Fotoğrafta; Mehmet Özkoç var, ikinci sırada Ahmet İnceler, biraz ileride Amerikalı karı koca; İngilizce'ciler.. Ve çoğu lise son sınıftan kızlı erkekli arkadaşlar.. Çoğunun isimlerini de unutmuşuz..
    * * *
           'Edebiyatçı Muzaffer Hanım'ı göremedin galiba? diyor Tahsin abi.. Biraz ötede Dr. Seyfullah, Davarcıların Kemal, Kadir Gürsoy, Akın Kesim, rahmetli Binbaşı ya da yarbay Yılmaz Özgürel.. Sağdan dördüncü Önder Boztepe, onun hemen sağında Adnan Çıracı..
    * * *
          Evler var; kerpiç duvar.. Camında naylon.. Yağmurda odanın ortasında leğen.. Evler var; bir ördek soba, üstünde çaydanlık.. Bir poşette biraz nohut, diğerinde iki avuç fasulye.. Dün bütün haber kanallarında o ev vardı.. Çatısı tenekeli, kapısı nazarlıklı.. Bahçede seyyar köfte arabası.. Yaşlı kadının elinde sımsıkı tuttuğu, oğlunun izin dönüşü bıraktığı bir çift asker çorabı.. En çok kapıdaki nazarlığa takıldım ben.. Nazar neresine değecekse bu evin.. Değmesin zaten yav..! Tövbe estağfurullah...
    * * *

           MÜFREZE..
           'Caddeyi bir uçtan bir uca yürürken kovboy filmlerinde gibiydi 'Çizmeci' abi.. Askerlik şubesinin önünden bir başlıyordu yürümeye Kız Meslek'in önüne kadar.. Her adım atışında; ayağın önce topuğu, sonra tabanı, sonra parmak uçları değiyor yere.. Kovboy filmlerindeki gibi.. Bir de 'iyi, kötü ve çirkin' filminin müziği gelse Belediye apolyösünden! süper olacak.. Bizim hemşeri 'Mustafa Abi'yi mi anlatıyorsun yoksa? diyor; 'ciddiyete davet ediyan seni..! 'Niye Mustafa abi olsun ki hemşo' dedim 'Mustafa abi Clint Eastwood gibi mi yürüyor..? 
    * * *
            4 kişilik müfreze ile Hasan Duman'ı avlamaya gelen üsteğmen'i anlatmaya çalışıyorum ben.. Nail Çizmeci'yi.. Çele taraflarında Hasan Duman'la çatışmaya girip onu etkisiz hale getiren müfrezenin komutanını.. O gece silah seslerinin, köpek havlamaları'nın yankılandığı Çele dağlarını, Çele köylerini..
    * * *..
            Çele'den eşek sırtında kar kalıpları getirirlerdi eskiden; getirirler, kahveci esnafına, lokantalara, pastanelere falan satarlardı.. Buz dolabı, derin dondurucu falan yok tabi o sıralar.. Suyun, ayranın, gazozun 'kar' lı kovalarda soğutulduğu zamanlar.. Bugün sporcular, artistler, siyasetçiler de dahil 50 yaş üzeri kime sorsanız hayatında bir dönem ya simit, ya su ya da gazoz satmıştır.. Yıllar önce kendisinden simit, su, ya da gazoz aldığın çocuğun bir gün ünlü bir sporcu, iş adamı, ya da sanatçı olacağını bilemezsin..
    * * *
            Mahvelde oturdun, çay kahve içtin mesela.. Çıkışta büfe'den bir de dondurma alayım diyorsun.. Bakıyorsun biraz önce 'çaylaaaaarr! diyerek sana çay getiren delikanlı orada.. Günün birinde sana çay getiren, külahına dondurma koyan o çocuğun önce öğretmen sonra da meşhur bir sporcu olacağını nereden bileceksin.. 'Gopter Mehmet' abi'nin bir gün 'Mehmet Başaygün' olarak futbol tarihine geçeceğini.. 
            Hoşça kalın..
                                               

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak