Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Fehmi Tokay.. Ninni.. Eşek terleten.. Bursalı.. Proce..

Erdoğan Mühürcüoğlu

    9 Şubat 2015
     Fehmi Tokay.. Ninni.. Eşek terleten.. Bursalı.. Proce..

         '1944 depremini yazmışsın ama' diye başladı telefondaki arkadaş 'o sıkıntılı günlerde canla başla çalışan çok sayıda insan vardı, hiç bahsetmemişsin onlardan.. Mesela Ahmet Yazıcı'nın kıraathanesi.. Kriz merkezi gibiydi.. Mehmet Alpay, Ali Rıza Gökçesu, Seyfettin Karageyik, Ahmet Yazıcı.. 'Bu işin altından nasıl kalkarız? ın mücadelesini verdiler.. Büyük Cami'nin depremde yıkılan ve 63'te ancak yerine konulabilen iki minaresinden de bahsetmemişsin..' İzmir'de yaşıyorum ben' diyor 'görüşelim' Teşekkür ettim...
    ***
          O anlatırken ben berber Avni Abi'nin Arasta'nın en üst sokağındaki dükkanını düşündüm.. Ve o civardaki üzeri asma yaprakları ile örtülü daracık sokakları.. Avni Abi'nin dükkanına uğrayan bir dede vardı onu da tabi.. Şakacı güler yüzlü bir ihtiyar.. Okula giden gençlerin arkasından 'zihin açıklığı' duası okuyan, başı dişi ağrıyanları okuyup üfleyen.. Ama en ilginci tavlaya oturunca taş çalan zar tutan.. oyun seyrederken sağa sola kaş göz ederek 'kimin elinde ne var' sinyali veren..
    ***

          FEHMİ TOKAY
         Bu şarkıyı ne zaman duysam aklıma Fehmi Tokay gelir.. Bolu'da Arasta içindeki esnafa, özellikle de onların kalfalarına şarkı söylemeyi, ilahi okumayı 'kitabına göre' öğreten adam.. 1920'lerde Bolu'da Nafia Müdürlüğü'nde mühendis olarak çalışıyormuş Fehmi bey.. Onu bugün 'Benzemez kimse sana" şarkısının bestekarı olarak tanıyoruz..
    *
         Benzemez Kimse Sana, tavrına hayran olayım
         Bakışından süzülen işvene kurban olayım.
         Lütfuna ermek için söyle perişan olayım
         Hüsnüne ermek için söyle perişan olayım.
    *
          Onun tanıyan bir kaç kişi, laf arasında 'Fehmi bey' demişler 'yanık sesli, çok güzel hafızlarımız var bizim, lakin eğitimleri eksik.. Sen bu işlerden iyi anlıyorsun, bi el atsan da ağızlarını düzeltse bu çocuklar.. Farzet çocuk ilahi okuyor; ilahi mi okudu, gazel mi attı ayırt edemiyoruz, cemaat de haliyle homur homur.. 'Neden olmasın' demiş Fehmi bey 'zaten Saray'ın Mızıka-i Hümayun hocalarından Hafız Sadık da burada, evvelallah keklik gibi şakıtırız evlatları..'
    ***
         Öyle olmuş nitekim.. Köy imamlarının, hafızların ve müezzinlerin beş on gün içinde okumaları düzelmiş.. Hatta, yukarıda da söylediğim gibi; derslere katılanlardan bazıları ezan, ilahi ve mevlid dışında, Fehmi bey'in öğrettiği şarkılardan bile söylemeye başlamışlar..
    ***
         "Ya sen de bi sus allahaşkına! dedik diye gücendi Şinasi bey.. On kere de sorulmaz ki; O sıralar 'Benzemez kimse sana' diye bir şarkı yok, bestelenmemiş daha.. İki satır bir şey yazacam 'hani bana eşofman altı bakacaktık? 'Hadi çıkalım o zaman' dedim yalandan, "E hadi o zaman" diyor.. Niye dinleyim ki seni? Sen lafa 'Ohh yidin ya fırçayı Bolu'dan' diye başlarsan, niye dinleyim seni Şinasi efendi.. 'Sen bilmiyorsun bu işi' dersen 'bir ıslığa bakar' dersen 'herkes çıkar laf çakar sana' dersen..
    ***

         NİNNİ..
         Şimdilerde eskinin o güzel şarkıları yapılmıyor artık.. Arabesk bir şarkı dinliyorsun için kıyılıyor.. Ağlamalar, sızlamalar, inlemeler hepsi var.. Hepsi var da, öyle ritmler var ki şarkının içinde; yerinden fırlayıp göbek atasın geliyor.. Git damgacıların garajında kına yap bu şarkının ritmiyle, ertesi gün de Gölköy'de gelin alma turu at..
    ***
         Şehir sinemasında film başlamadan önce çalan bir kaç şarkı vardı; Yanıyor mu yeşil köşkün lambası, Akasyalar açarken, ve Kadri Şençalar'ın Yine o menekşe gözler aralı şarkısı.. Sonuncusu çok hüzünlü bir parçadır, dinlerken İçin yanar.. Bir sokak var Bolu'da; ne zaman oradan geçsem bu şarkı çalınır kulağıma, sokak tabelasının altında Ercüment Batanay çalar, eşi Müzeyyen Senar söyler.. 'yine o menekşe gözler aralı, oya kirpiklerde yaşlar sıralı..
    *
         uyu yavrum ninni diyeyim sana
         sen kaldın hatıra gidenden bana
         susun garip kuşlar ötmeyin susun
         yetimler güzeli yavrum uyusun..
    *
          Stadyum'un Kapalı giriş kapısının fotoğrafını paylaştılar geçen gün.. Altında da Necip hoca bir yorum yaptı; 'kapının üzerindeki kaleci figürünü sanat okulundan Muzaffer hoca yapmıştı' diye bir yorum.. Herkes o fotoğrafta sadece kaleci figürünü gördü belki.. Kapalı tribünü ve çevresini .. Ben ise fotoğrafın sol üst köşesinden yine onlara rastladım.. Yine Ercüment Batanay vardı orada, o çalıyor eşi Müzeyyen Senar söylüyordu.. 'Susun.. garip kuşlar ötmeyin, susun..'
    ***

          EŞEK TERLETEN..
          Adamda öyle volümlü bir ses var ki.. 'pardon' dedim 'sen ne demek istedin şu an anlayamadım da? 'Nası ne dedim, eşek terleten dedim' diyor.. Cumhuriyet Gazetesi'ni de ceket cebine logosu görünecek şekilde koymuş. İlk o dikkatimi çekti zaten.. Rahmetli Doğan Abi gibi, Doğan Öner Abi gibi..
    ***
         Bana 'sen bir girsen bizim eşek terleten'e diyor.. Ortada havuz ve havuzun etrafına sıralanmış kurnalar, yan tarafta da eşek terleten.. İçerisi acaip sıcak olur, buhardan göz gözü görmez' öyle diyor bana.. Bir tas su dökünce lav gibi akarmış su başımdan.. Aslan ağzının kenarında oturup, kendimi padişah olarak hayal edebilirmişim.. Salkımla üzüm yediren cariyelerim falan da etrafımda.. Eee? anlat, anlat dedim.. Bak bunu sevdim işte.. Yaptın bi iyilik, bir de 'Varda Kotler' olsun bari, bir şarkı söylesin ortama uygun..
    ***
          Cariyeler falan deyince aklıma geldi.. Temel bir kadına aşık olmuş, gezdiriyor, yemeğe çıkarıyor, dansa götürüyor, çiçekler, mücevherler alıyor, kadında tık yok.. Sonunda dayanamamış, çekmiş kadını karşısına, açık açık konuşmuş.. Kadın demiş ki, "seni anlıyorum Temel ama kusura bakma, ben lezbiyenim.." Temel, "o ne demektir" diye sormuş.. Kadın demiş ki, "yani sadece kadınlardan hoşlanırım" Temel düşünmüş "ohoo, demiş, 'ona bakarsan ben lezbiyenin kralıyım!"
    ***
          Neyse konumuza dönelim.. Geceleri pek girmezlermiş eşek terletene, üç harflilerden korkarlarmış.. Geçenlerde biri anlatmıştı; bizde de oluyormuş o tür vakalar.. Kaplıcada sabaha karşı görünen,bir takım varlıklardan bahsediliyormuş.. Rahmetli Şalavanlı Safiyanım teyze bile kaplıcayı işletirken rastlamış bunlara.. Bence 'Kedi'dir kedi..!
    ***

           BURSALI
           Bazıları Avrupa takımlarını sayar, bazıları başkentleri, bazıları bilmem nereleri.. 'İsim, şehir. hayvan' diye bir oyun oynardık eskiden onun gibi.. Bu bi başladı saymaya 'Tamam tamam' dedik 'vallahi inandık, yeter..'
    ***
          Helvacı Hasan'ın karşısı Osman Çelebi onun karşısı Şoförler Cemiyeti, sağ köşede Kuru kahveci, karsısında Nalbantoğlu Oteli, Helvacı Hakkı, Emniyetciler, köşede gazcı Emin.. Soldan aşağıya doğru, Berber Afer, terzi Kılıçaslan, Çağla Butik, Baykan.. Daha sayayım mı hacım? diyor.. Tamam abi n'olursun' dedim 'içime fenalık geldi.. Tuzcu Mazhar amcayı, çiçek lokantasını, Terzi Rahmi Demirer'i, Tornacı İhsan Akman'ı, arada küçük bir postane vardı oraları unuttu.. Bir daha başlamasın diye sesimi çıkartmadım.. Yine de helal olsun.. Bursalı terziden bile bahsetti, hemşerisiymiş.. Onun yanında çalışan yelekçi Papaz Oktay'dan da.. Bandocu Salih abinin babası Süleyman amcaya çizme yaptırmış gıcırdaklı.. 'Alçak boylu, sarışen! biriydi rahmetli' diyor..
    ***

          PROCE..
          Üniversite öğrencisi bir çocuk var, Geredeli Hasan Öztürk.. Başbakan'a mektup yazmış bu çocuk.. Hızlı tren güzergahının Bolu'dan ve Gerede'den de geçmesi gerektiğini anlatmış.. Hem anlatmış, hem ilginç tespitlerde bulunmuş hem de destek istemiş.. Helal olsun dedim içimden.. Sakin olmak mütevazi olmak alçak gönüllü olmak her zaman işe yaramıyor.. Bu memlekete hızlı trenin gelmeme olasılığı kadar, gelme olasılığının da olduğunu çıkıp söylemek lazım.. Baktım da; herkes eleştirmiş Hasan'ı, 'Hasan efendi ayakların yere bassın' diyorlar.. Bir gencin projesiyle dalga geçmeye ne hakkınız var.. Böyle böyle soğuyor bu çocuklar..
    ***
           Devlet Çin'le 6000 km tren yolu yapmak için milyarlarca dolarlık demir yolu antlaşması yapmış.. Orada onu yapan devlet, buradakini neden yapamasın? Ankara'ya sinemaya giderüz anasını satayım.. Vallaha ben bu genci ve medeni cesaretini çok sevdim.. Bir çok kişinin düşünüp de dile getiremediği konuyu çok güzel aktarmış.. Böyle gençlere ihtiyacı var memleketin..
    ***
          Yine ayarı tutturamadık.. Bugün bizim Puşkaş Tahsin abimiz var onu anlatacaktık.. Atilla abi'yi de anlatacaktık Onun Sezen Aksu ile olan arkadaşlığını.. Evine 'çat kapı' girebilecek kadar hem de.. Aman ha! 'maaile' tabi ki..
    Hoşça kalın..

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Bolu Çatı Tamiri Bolu Kamera Sistemleri Tonet Sandalye