“Eleştiri belki güzel bir şey değildir, ama gereklidir. Ağrıyla aynı işi görür. Çünkü ağrı da vücutta bir arıza olduğunu haber verir.” Winston Churchill

Su sırası.. Çetin.. Cizlavet     

Erdoğan Mühürcüoğlu

Su sırası.. Çetin.. Cizlavet     
    21 Şubat 2021

          SU SIRASI.. ÇETİN.. CİZLAVET..
         "Ya, böyle işte," diyor.. "Aziz Yıldırım'ı ne zaman çağırdıysak geldi Düzce'den.. Kamyon kasasında bile geldi adam.. Geçirdi sırtına Bolu formasını çıktı sahaya.. 
    * * *
         ''Az buz iş değil bunlar afedersin'' Eğilip bana soruyor: "Haksız mıyım Erdoğan? "Yoo, haklısın," diyorum.. "Ama gençlik de var tabii, kan kaynıyor.. ''Orası öyle" diyor.. 
    * * *
           ''Çim saha ne gezer.. Çim saha çok sonra.. Zaten onun yüzü suyu hürmetine 2'inci lige almışlar bizi.. Doğancı Köyü'nden Arif Abi varmış, Topçu Taburu'nda binbaşı.. Askeri araçlarla yaylalardan getirdiği çimi ''İki tık tık, bir şık şık'' stadyuma döşeyince Ankara'dan gelenler ''Aşkolsun' demişler, ''vallaha bunlardan korkulur..'' 
    * * *
           ''Kulübün armasını Almanların Bremarhaven kulübünden, tüzüğünü de Sakaryaspor’dan almışız.. İş bilenin kılıç kuşananın ciğerim ! Sıfırdan başlıyorsun sonuçta.. Bugün zirvede gördüklerimizin çoğu sıfırdan başlamış.. Vehbi Koç, Sabancı, Zorlu..'' 
    * * *
           ''Bolu örneğinde de öyle.. Lakaplara, soy isimlere bakınca bile anlayabiliyorsun bunu.. Ya semercilik, ya kalaycılık, ya da nalbantlık çıkış noktaları.. Leblebici var, Helvacı var.. Emek, alın teri ve mücadele var yani.. Tökezlemeler, bazen çuvallamalar..''
    * * *
           Laf lafı açtı.. Çaylar tazelendi, maskeler aralandı.. Sıra Bolu'da kim ne yaptı, ne kadar istihdam yarattı, ne kadar katma değer sağladı şehre, ona geldi.. Bilgihan dedik, Çizmeci dedik, Becikoğlu dedik.. Sonra Emniyetçiler'e, Çarıkçılar'a ve onların taşımacılık sektöründeki faaliyetlerine geldi sıra.. Emniyet'i, Mengenli'yi, Öz Bolu'yu, konuştuk.. Çarıkçıların İtimat otobüslerini..
    * * *
          Emniyetciler'in her sabah Belediye Meydanından kalkan  otobüsünü hatırlattım arkadaşlara.. Otobüs önünde yapılan ayaküstü sohbetleri.. Baldudak Hayrettin abiyi, İzzet Usta'yı.. Hakim Kazım Bey'in evinin altındaki Kuytak'ı, Şükrü Şenocak'ın birahanesini.. Ve yolcuları.. Otobüs uzaklaşana kadar peşinden el sallayan, gömleğinin koluyla gözlerini kurulayan..
    * * *
           Şeref Abi'nin Jet Turizm'ini konuşmaz mıyız? Şeref abiyi,  
    Coskun'u? Boyu küçük, yüreği büyük.. Ve hepsi birbirinden güzel mavi üniformalı hostesleri.. Yolcular sıkılmasın diye tek tek mikrofona davet edip fıkra anlattıran.. 
    * * *
         ÇETİN AKKAŞ..
          Ve Çetin Akkaş'ı da yolcu ettik.. Yürekler yine yangın yeri.. İmaret camisinin önünde çekilmiş bir fotoğraf var, ona bakıyoruz.. Çetin de var fotoğrafta.. Rahmetli Ahmet'le Mürşit kardeşler de var.. Nazım Enişte, Necla, Huriye, Sabahat.. Elde Elifba, kafada takke.. Hocayı beklerken cüppesini giymeler, Kürsü'ye, Minber'e, tırmanmalar, ezan okunan mikrofonun ayarıyla oynamalar..
    * * *
          ''İnsan zaman zaman, kendi cenaze törenini hayal etmeli'' diyordu bir yazar.. ''Dünyadaki yerinizi, terkettiğinizde oluşacak boşluğu, sizi sevdiklerini sandıklarınızın sizin için neler söyleyeceklerini.. Kimseye yanıt verme imkanının kalmadığı zamanları..''
    * * *
          HAYDAR
          Daha çok 50'nci Yıl'daki veli toplantılarında görüşüyorduk Çetin'le.. Bir kaç kez de Karaçayır'daki Çay Bahçesi'nde buluşmamız vardı.. Hikmet vardı yanımızda çoğunlukla, Muharrem vardı, Briyantin İhsan vardı.. Bir keresinde de Sahnede Haydar, Cengiz ve Hey Plak'dan Ekrem.. Yan masada Orman İşletmesinden Kara Cehennem, Köy Hizmetleri'nden Koca Şeref.. 
    * * *
          O gece gözüm Haydar'ın akor basıp ritm tutan parmaklarındaydı hep.. Kulağım da; ''bişey olur da yetişemem'' diye yan çadırdaki aç aç dansözünde.. Baktım baktım da fotoğrafa; yalan dünya dedim.. Hakkaten yalan dünya.. 
    * * *
          Haydar da ayrı bir yürek sızısı.. Büyük kökezin başında bayanlarla sıra beklediği bir günü anlatmışlardı.. Hafif içkili ve kibarlığın son raddesinde olduğu günü.. Her su sırası geldiğinde 'ben beklerim siz buyrun' centilmenliğiyle akşamı ettiği.. İftara yakın kayışını çözdüğü pazar arabasında su kaplarını göremeyince evde unuttuğunu farkedip süklüm püklüm döndüğünü..
    * * *
           BOZ AYI..
           Özene bezene bir Boz Ayı yazısı yazdık.. Tam paylaşacaz; bizim ağalar vaz geçivermiş Ayı Heykeli yapmaktan.. ''Gader utansın'' dedik, ne diyelim.. 
    Halbuki Deli Ayten'in Bursa'daki heykeli gelmişti aklıma.., Deli Sabri ile köpeği Coşkun'un Gerze'deki heykeli.. Malatya Belediyesinin Kent Müzesi'ne balmumundan yaptırdığı "Mercedes Kadir' heykeli.. 
    * * *
          Deli Ayten'in Bursa'daki heykelini seyrederken, bir Hasan'ın, bir  Ömer'in, bir Ali'nin bırak heykelini bir büstünü olsun koyamadık şehrin bir köşesine diye düşünmüştüm.. Bir yazar; "Bir deli öldüğünde ölen sadece o değildir' diyordu; 'Onunla birlikte ölen çocukluğunuz, masumluğunuz, muzipliğiniz..' 
    * * *
          Gitsem şöyle bir tur atsam mesela şehirde.. Bir kahvede oturup oyun seyretsem akşama kadar.. Kim tanır beni? Kimse.. Millet kapı komşusunu tanımıyor.. Bir Ali'nin, Hasan'ın, Ömer'in, Hamide'nin fotoğrafını paylaş bakalım sayfandan.. Bir Allah'ın kulu çıkıp soracak mı ''kim bu? diye.. Sormaz.. Taşhan gibi, Tabaklar Hamamı gibi, Anıt Park gibi onlar.. Hepsi de bir köşesinde duruyorlar şehrin.. Sen onlar için bir şeyler yapsan da duruyorlar, yapmasan da..
    * * *
          Bolu Dağı'nda mola veren bir kamyonun kasasıyla Akpınar Mahallesi'ne kadar gelen ve sabah namazına giden Kamil Çavuş'la karşılaşan bir ayı vardı, onu da anlatacaktık güya.. Aklına ''Bahtsız Bedevi'nin zor anları'' gelen Kamil Çavuş'un, önce sırtını çeşmeye vererek, sonra da  elektrik direğine tırmanarak kendini emniyete almasını.. 
    * * *
          Çanakkale'de, yedi düvele karşı savaşmış, İngilizlere esir düşmüş, yıllarca esir kamplarında çile çektikten sonra memlekete dönebilmiş bir kahraman Kamil Çavuş.. Semerkant'tan Şekerim Ali, Alpağut'dan Hamit Onbaşı, Aktaş'dan Halis Dede gibi..
    * * *
          Halis Dede'nin Bolu'da gardiyanlık yaptığı bir dönemden bahsetmiştik hatırlarsınız.. Ünlü Ankara Cinayeti zanlısı Haşmet Orbay'ı her sabah Fırka'ya sığınak kazdırmaya götürdüğü dönem.. Bolu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve tüm ülkenin ilgiyle izlediği bir davaydı o.. Tanık olarak çağrıldığı Bolu Ağır Ceza Mahkemesi’nde sanık durumuna düşen Ankara valisi, Nevzat Tandoğan'ın, mahkemede kendisine reva görülen 'muamele'yi hazmedemeyip intihar ettiği.. 8 temmuz 1946.. Yer yerinden oynamış..
    * * *
          CİZLAVET..
          Bekir Coşkun'un eski köşe yazılarını okuyorum bu sıra.. Bugünkü köşe yazısında çocukluğunda giydiği “Cizlavet” leri anlatıyordu rahmetli.. Cizlavet'in, otomobil, traktör, kamyon lastikleri eritilerek ve kalıplara dökülerek yapıldığını.. Yazıda ''Benim Cizlavetim sibopluydu'' yu görünce ''Vay anasını'' dedim ''demek siboplusu da vardı bunların.. Meğer kamyon lastiğini eritip kalıba dökerken sibobunu unutmuşlar içinde..
    * * *
           Geçenlerde paylaştığım fotoğraf geldi aklıma.. 8-10 yaşlarında bir çocuk vardı fotoğrafta.. Benimki demiştim.. Çocukluk aşkım.. Koyu renkli pazen bir elbise vardı üzerinde.. Uzun konçlu çorapları ile aynı renkte eteği.. Bir elinde küçük bir çanta, diğer eli kardeşinin omzunda.. Ayağında naylon ayakkabılar..
    * * *
    Evlere dağılacağımız zaman ''O da bizim eve gelsin'' diye israr ettiğimi hatırlıyorum.. Annemin; ''Ay bu çocuk beni deli edecek'' diye bağırdığını pencereden.. ''Kime çekti bu çocuk'' diye babama yaptığı göndermeleri..
    * * *
            Kendi ayakkabılarımı görür gibi olmuştum fotoğrafa bakarken.. Çeşmenin oluğuna daldırıp yürüdüğümüzde 'gorç gorç gorç' sesler çıkartan laylon ayakkabılarımı.. Başımızda gazeteden yaptığımız şapkalar, güneş yanığı ayaklarımızda naylon ayakkabıların şerit şerit izleri.. 
    * * *
          Neyse.. Burada bitirelim mi? Yarın hastaneye aşlanmaya gidiyoruz. Erken kalkacaz.. Mesaj geldi devletten..
         Hoşça kalın..
          Erdoğan MÜHÜRCÜOĞLU 
         
    21 ŞUBAT 2021

    • Eczacı hakkı22 Şubat 2021 . 02:13

      Su olaýını bizzat reisten dinledik sıra kendisine gelince bakıyo bidonlar yok eğilip avucunlan su içiyor sıradaki teyzeler a oğul bunun içinmi sıra bekledin diye bir söyleşi olmuş

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak