Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Nurullah Ataç.. Kemal İlerici.. Tıbıl Efe..

Erdoğan Mühürcüoğlu

    26 Haziran 2016

          Nurullah Ataç.. Kemal İlerici.. Tıbıl Efe..
           Gece yarısından sonra TV ekranında bir film.. Flight.. Hemen fırladım yataktan.. Yüzüme soğuk su çarpıp geçtim televizyonun karşısına.. Başını kaçırmışım, ama olsun.. Film, alkol problemi yüzünden ailesini ve dostlarını kaybeden bir pilotun etrafında dönüyor.. Havada arızalanan bir uçağın düşmesini ilginç bir yöntemle engelleyen, indikleri yerde yolcular ve mürettebatla iç hesaplaşmalar, kavgalar yaşayan.. Kaptan pilot Whip, alkol ve uyuşturucu etkisinde olmasa bu uçağı indirebilir miydi? Konu aşağı yukarı bu.. Harika bir film.. İzlemediyseniz mutlaka izleyin..
    * * *
          Peki lafı nereye getireceğim? Ünlü yazar Nurullah Ataç'ın anlattığı buna benzer bir uçak yolculuğu vardı.. İstanbul'dan Ankara'ya giderken uçağın Bolu semalarında arızalanması ve yağmurdan balçık haline dönüşmüş bir tarlaya; 'göbekleme' atlaması.. 'Bizim uçak Bolu'da düştü mü, yoksa indi mi anlayamadık' diyor Nurullah abi.. Aslında muhteşem bulut görüntüleri arasında gelmiştik Bolu'ya diyor.. 
    * * *
           Uzunca bir süre döndük havada.. Sonra titremeye sallanmaya başladık.. İçimden: "Olur a! pilotun Bolu'da bir yavuklusu, bir arkadaşı falan vardır, ona bir selam çakayım demiştir" diyorum, hayra yoruyorum.. Sonra türbülanslar, sarsılmalar, çatırdamalar başladı..
    * * *
          Meğer Köroğlu Dağı'nın üstü kapalıymış, oradan gidemeyince; başka bir yolu denemek istemiş bizim kaptan.. Ve havacıların dili ile rüzgardan 'okkalı' bir tokat yemiş.. O sırada aramızda biri yeni gelin, üç de kadın var.. Bolu'ya indik mi, yoksa düştük mü anlayamadım.. Baktık Çoluk çocuk, kadın erkek herkes bize doğru koşuyor.. Aralarında bir otomobil bir de yaylı araba var..
    * * *
          'Küçük bir tereddütten sonra kendimi dışarıya attım.. Üstümü başımı silkeledikten sonra gittim ana cadde üzerindeki bir lokantaya. oturdum.. Şehrin en itibarlı lokantasıymış.. Oturdum, karnımı bir güzel doyurdum.. O kadar yemişim ki 'otuz yedi buçuk kuruş' tuttu yediklerim..' 
    * * *
          Aslında Nurullah Ataç'ın yemek yediği yer büyük ihtimalle Haşim Lokantası.. Ama bir tarihte Yurdaer Abi'nin beni işe almaması ve bugüne kadar da herhangi bir pişmanlık belirtisi göstermemesi nedeniyle lokantanın ismini vermiyorum..
    * * * 
           Çok komik geldi bana bu yaw.. Vallaha öldürecek beni bu Bolu hikayeleri.. Bakar mısınız; adamın uçağı şakır şakır yağmurda tarlanın orta yerine karın üstü iniyor; Eee? kazazedeler'in kimi lokanta'da, kimi kıraathanede.. Biz çok ödlek mişiz demek ki.. Münih'te elimde 'Pasiflora şişesi ile binerdim uçağa.. Yedeği de ceketin iç cebinde..
    * * *
          'Yemekten sonra briçe oturduk' diyor adam yaw.. Tos Ahmet'in kıraathanesi olmalı.. 'Lordlar kamarası olmalı.. O devirde briç oynanacak başka yer mi var.. 'Daha birinci partiyi bitirmeden bir otobüs geldi dayandı kapıya' diyor.. 'Bolulu'lar hazırlamış.. Çok rahat bir otobüstü.. O kadar ki, yolda başka bir otobüse aktarma olunca homur homur ettik..'
    * * * 
          KEMAL İLERİCİ..
          Tüüü! dedim 'ben bunu da atlamışım yaw.. Nerdeyse dünyanın tanıdığı 'Kemal İlerici' abi'yi nasıl duymamışım.. Bolu'nun Gölyüzü Mahallesindenmiş Kemal İlerici abi.. Babası Lütfi Bey polis memuru, annesi Hamidanım ev hanımı.. Hele Hamidanım.. Ondan nasıl haberim olmamış hayret yani.. Halbuki onun Gölyüzü mahallesinde ağız mızıkası çaldığı günleri bi anlatsak en az on hafta konu sıkıntısı çekmezdik.. 
    * * *
          'Ağız mızıkasıyla sen hiç onuncu yıl marşı da çaldın mı sayın abim? diye soruyor bizim Şinasi.. Aklı sıra beni tahrik edip başımı devletle derde sokacak.. Genç olsam fark etmez de, bu yaştan sonra biraz zor.. Hele gazetelerde Sabri Saçlı Hoca'mın gaza tutulmuş halini gördükten sonra.. Hiç utanma sıkılma kalmamış arkadaş.. Allah biliyor ya ben manzarayı görünce İzzet Baysal'da yangın çıktı, etfaiye 'köpük sıkarak' müdahale ediyor sandım.. 
    * * *
          Öyle ortamlara giderken yanında kalıplı malıplı biri olacak.. Kalıplı malıplı biri olacak ki gaz maz sıkarlarsa önüne gerilsin.. İsmail abi 'keşke biz de gitseydik' diyor.. 'Nasıl olacak? Sen yaşlı başlı bir adamsın, Osmanlı'nın son dönemlerini, bile hatırlıyorsun Bolu'daki.. Sonra gaz bu..! Şemşiye ile filan olacak iş mi? Kapsülü var bilmem neyi var..
    * * *
           Neyse girmeyelim bu konulara.. Ne diyorduk? Kemal İlerici Abi.. Bolu Lisesi'ni bitirdikten sonra, iki yıl Kastamonu öğretmen Okulu'nda okumuş Kemal abi.. 1926 yılında ilkokul öğretmeni olarak dönmüş Bolu'ya.. Kemal İlerici'nin dünya çapında müzik adamı olmasında en büyük etken ağız mızıkası çalan annesi Hamidanım mış..
    * * *
            TIBIL EFE..
           Dün yerel bir gazetede 'Tıbıl Efe'nin kaleme aldığı bir yazıya rastladım.. Şaka bi yana; Tıbıl efe Yurdaer Kalaycı Abi'nin 1960'larda yazıp yönettiği bir oyunun kahramanı.. Yazar'ın gerçek ismi Daver Kolağasıoğlu.. 'Bolu'da bir oyun sahnelemiştik' şeklinde bir ifade geçtiği için dikkatimi çekti yazı.. Siyah beyaz fotoğrafların da bolca kullanıldığı oldukça duygusal bir köşe yazısı.. 'Babam Bolu Ziraat Bankası muhasebecisi Seyfullah Bey'dir' diyor Daver bey.. Lise'deki hocalarımız ise Ayhan Doğan, Şükriye Canbesler, Elmas Tahtacı, Cahit Sinan; aklımda kalanlar..'
    * * *
          Bence Yaşar Eyüboğlu, Ahmet Açıkgöz ve Garagabuk'un aynı sınıfta; 3/A da oldukları dönem anlatılıyor.. Mehmet abi ve 'adam geçer top geçmez İsmail Abi'nın de 3/b de olduğu dönem.. Siyah beyaz fotoğraflar kullanılmış dedik ya; hepsi de tanıdığımız bildiğimiz kişilere ait fotoğraflar bunlar.. Sahiplerinin, aşklarından, hayallerinden, rüyalarından ve toplayıp gittikleri ömürlerden kalan.. 
    * * *. 
          Köşe yazısının son bölümü de Bolu'da sahneledikleri oyun ilgili.. 'O oyunda Taner Baykal, vardı' diyor Ahmet Daver bey.. 'Ümmik Ali'yi oynayan Kürşat Yücetürk vardı.. 'Kambur' rolünde Şerafettin Yılmazer.. 'Kel Rıza' Sadi Keçelioğlu.. 'Dıngıt Hacı' Asım İnce.. 'Yağcı Osman' rolünde Ziya İşkan.. 
    * * *
           Rollerini hatırlayamadıklarım da var; Ahmet Şahin, İhsan Özkurada, Üner Can, İsmail Canpolat, İlhan Çelen ve Süha Alpman.. 
    *
           Bizden bu günlük de bu kadar.. Hoşça kalın, kendinize iyi bakın..
                                                     Erdoğan Mühürcüoğlu 
       Not: Fotoğraflar Çorum Hakimiyet Gazetesi'nden 

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak