BolununSesi, Bolu Halkı'nın vicdanının sesidir

Şehir Kulübü.. Turist Otel..

Erdoğan Mühürcüoğlu

Şehir Kulübü.. Turist Otel..
    8 Şubat 2020

            ŞEHİR KULUBÜ.. TURİST OTEL.. 

             Esnafspor ile Bankacılar arasında 1961 yılında oynanan bir maç vardı.. Rakıcı Çavuş'un gole giden T.Ticaret Bankası Müdürü Salih Beşli'yi durduramayınca şortunu asılıp çıkartığı maç.. Kazayla tabii.. Bir rivayete göre yarım, bir başka rivayete göre ise tam çıkardığı.. Ben bu olayı nasıl yazsam da ahlaka mugayir bir şey olmasa diye düşünürken daha da beteri çıktı karşıma..

    * * *

           Hani, çıplak gösteren gözlükten bahsetmiştim geçen hafta.. ''Sanki bir masalın içinde gibiydik'' demiştim.. ''Herşeye inanan, herşeyin mümkün olabileceğini zanneden çocuklardık.. Şeref Abi İstanbul'dan ''çıplak gösteren gözlük" getirecek diye bekleyen, her ıslık çalındığında "gözlük" geldi zannedip pencereye koşan..''

     * * *

           Aynı yazının içinde hem 'Tavuk Kamil', hem de çıplak gösteren gözlük olunca gülmekten altına yapmış arkadaşlar.. ''Duymadım'' diyorum, ''vallahi duymadım, duysam yazmaz mıyım..! ''Bırak Allah aşkına'' diyor biri, ''yeme bizi.. Öyle bir olaydı ki, sağır sultan duydu.. Adam Belediye önünden yukar çarşıya kadar çırılçıplak koştu yav.. Anadan üryan.. ''Şap şap şap'' koştu adam.. Nasıl duymazsın?

    * * *

          Şehir Kulübü'nde bir iddia ile başlamış olay.. 'Tavuk Kamil Belediye önünden yukarı çarşıya kadar ''Adem Baba'' gibi koşabilir mi, koşamaz mı? Şehir kulubu de şehir kulubu o vakitler.. Kadife Kemal, Genca Hamdi, Kara Ahmet.. Herkes orada.. Hüseyin Avlacıoğlu bile.. Gece evdekileri uyuttuktan sonra çizgili pijaması ve şipidik terlikleriyle gelen..

    * * *

           ''Gönül ne kahve ister ne kahvehane'' demişler.. Bir şehir çok kalabalıklarla oturunca değil, sohbeti güzel birileriyle oturunca güzelleşiyor.. Bir şehir tek başına çay içerken de güzel tabii ama, çay bardaklarının, kahve fincanlarının sayısı arttıkça bambaşka güzel..

    * * *

           Bolu memurları, öğretmenleri, öğrencileri ve esnafıyla oldukça mütevazi bir yer zaten.. Sabahları erken saatlerde Belediye Meydanından kalkan Emniyetcilerin iki otobüsünü hatırlarım.. Otobüslerin başında İzzet Usta'yı..Yolcularla ilgilenen, Bavulların valizlerin otobüsün üzerine çıkarılmasına üzerlerinin çadırla örtülmesine nezaret eden..

           * * *

           Ve otobüsün İçinde gurbet yolcuları.. Kimi otobüsün çevresindeki yakınlarına mendil sallayan, kimi gömleğinin koluyla gözlerini kurulayan.. Gurbet fena tabi.. Bizim de yabancısı olmadığımız bir konu.. Hani şair der ya; ''Nerede değilsem orada iyi olacakmışım gibi gelir'' diye..

          * * *

          TURİST OTEL..

           Bazı şehirleri ön plana çıkaran simgeler vardır.. Şehirlere farklı anlamlar yükleyen.. Geçenlerde Turist Otel'in anlatıldığı bir yazı okumuştum.. Şehrin ilk betonarme binası olduğu anlatılıyordu o yazıda.. Daha önce yerinde ahşap bir garaj olan, 1959 yılında temeli atılan Otel.. Bodrum katı Bizim jenerasyonun devam ettiği Abantspor lokaliydi oranın..

           * * *

           Benim Servet Vardallı'nın muhasebe bürosu için iş başvurusu yaptığım yerdi ayrıca.. Servet abi tarafindan bodrum katında sınava tabi tutulduğum yer.. Şehre gelen ünlülere seyyahlara, hatta sinemacılara ev sahipliği yapan.. Bazen önüne bağlanmış filmci beygirlerine, bazen başında Stetson Şapka, boynunda kırmızı fular, yakasında şerif rozeti ile Yılmaz Güney'e rastladığımız..

           * * *

           O otelde Kovboy Ali filminin çekimi sırasında yaşanan olay vardı bir de.. Kutucuoğlu Restoran'da Yılmaz Guney'in silah kullandığı, aynalara ateş ettiği, sonu karakolda biten bir olay.. Daha önce de anlatmıştık bunu.. Filmin Rejisörü Yilmaz Atadeniz de bir Ereğli gazetesinde uzun uzun anlatmıştı.. O filmde Kemal Şişman, İlhan Çelen ve ayıptır söylemesi ben de oynamıştım..

           * * *

           Şehirde hatırı sayılır bir kaç otel vardı zaten.. Turist Otel, Menekşe Otel filan.. Onun dışında pek yok.. Eskiden de yok.. 1930'larda 25 yataklı Abant Oteli, 16 yataklı Belediye Oteli, 15 yataklı Gerede Oteli ile 20 yataklı Süreyya Oteli var sadece.. Bir de Nuri Aka'nın 15 yataklı Çukurhan'ı ile Ahmet Bulut'un 5 yataklı Yenihan'ı.. Hiç yatağı olmayan Şermet Hanı'nı saymaya bile gerek yok.. Ahırından at kişnemeleri eşek anırmaları gelmese, sabahçı kahvesi filan sanırsın..

    * * *

           Otel dendi mi İstanbul'daki Roma Oteli ve otelin katibi Karacehennem Kemal abi gelir benim aklıma.. Anayurt Oteli'nin ''Otelci Zebercet'' karakterini çağrıştıran tavırlarıyla..

          * * *

           Yukarıda saydığım Otel ve Han isimleri 1936 yılında yurt gezisine çıkan 3 küçük çocuğun gezi notlarından.. Sanayici Hüseyin Orak'ın karne hediyesi olarak Yurt gezisine gönderdiği 11 yaşındaki Fatma Zekavet, 9 yaşındaki Ayşe Sahavet ile 7 yaşındaki Zafer'in yazdıklarından.. Daha sonra kitap haline getirilip yayınlanmış bu notlar.. Kitabın ismini unuttum, Google'dan Hüseyin Orak diye ararsanız çıkıyor..

           * * *

           Sadece Oteller, Hanlar listelenmemiş kitapda.. Niyazi Çalıkuşu'nun bahçesindeki İsmet İnönü'nün büstünden tut, aklınıza gelebilecek bütün meslekler ve o mesleklere ait işyerleri de var.. Terziler, Ayakkabıcılar, Berberler.. Mithat Üstündağ'ın 'Neşe' berberi örneğin.. Süleyman Akçar'ın 'Sevim' berberi, Abdullah Karabine'nin 'Bizim Traş' salonu, Kazım ve Besim İkizünal'ın 'İkizler' berberi, Şeref, İhsan ve Selahattin Özbay kardeşlerin 'Şeref' berberi..

           * * *

           Ve kitapta, bütün anlatıların olmazsa olmazı panayır.. Bizim de çocukluğumuzdan beri şahidi olduğumuz sahnelerle.. Çadır tiyatrosu, dansözler, şarkıcılar, canbaz, korku tüneli, Deniz kızı Halise, Sihirbaz Zati Sungur.. Ve panayırın en gözde ziyaretçilerinin bir araya toplandığı "Şen İstanbul Tiyatorası.. Beyoğlu barlarından toplanmış yorgun konsimatrislerin icrai sanat eylediği.. Kollarına dizdikleri halkalarla etrafta cilveli cilveli dolaşan halkacılar.. Sakız çiğneyen, arada bir şişiren, şişirdiği balonu tekrar ağzına çekip çıtlata çıtlata çiğnemeye devam eden..

          * * *

          Farkettiniz belki; aksiliklerle dolu, bir kaç hamlede yazılmış bir yazı oldu bu haftaki.. Yaralı bereli.. Sonunda işin içinden çıktık galiba.. Çıkamadıysak da unutun gitsin.. Ne diyelim her şeyin başı sağlık.. Hoşça kalın..

                              Erdoğan MÜHÜRCÜOĞLU.. (08.02.2020)

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Cafe Koltukları Cafe Masa Sandalye Tonet Sandalye