Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Bir büyü hikayesi.. Yarasa.. Sinema makinesi..

Erdoğan Mühürcüoğlu

    24 Kasım 2014

          Bir büyü hikayesi vardı, onu okudum bugün.. Sürekli maç kaybeden Fenerbahçe yöneticileri, 'Futbol sahasında büyü var' ihbarı alınca medyum Ayten'e koşmuşlar, 'Aman Ayten sen bilirsin' demişler 'başımız belada, gel de şu büyü işine bi el at..' Ayten'in de canına minnet tabii.. Parasıyla değil mi, hemen gitmiş kendisini çağıranlardan aldığı idrarları, 'yedi dalga deniz suyu, üzüm sirkesi, ve gül suyu' ile karıştırıp, kalelerin önüne ve santra çizgisine dualar okuyarak serpmiş..
    ***
          Bir ara çok modaymış futbol'da büyü yapmalar.. Hem de çok etkili.. Rıdvan Dilmen'in çantasına rakip takımdan biri gizlice horoz ayağı koyunca Rıdvan kaleye iki metre mesafeden topu taça atmaya başlıyormuş.. Sorulduğunda 'vallaha abi ben de anlayamadım' diyormuş 'bi baktım kalede üç tane kaleci var..
    ***
          Bizde yaptık ama bizimki sadece Lütfü hoca ile sınırlı kaldı.. Zaten medyaya yansıyınca tesiri kaçtı bu okumaların.. Bir de şu var; Lütfü hoca duaları okurken, futbolcuların yüzlerine üfleyi üfleyiveriyor ya 'ya rabbi kalecimize panter gibi atlayıp topları yakalamayı nasip eyle' diyor.. Tam öyle derken bizim futbolcuları bi gülme tutmasa belki de başarıdan başarıya koşacaz.. Bu konuda epey mesafe alanlar da var, biz biraz geriden gidiyoruz.. Düşünün; Fener'in kalecisi penaltı noktasına eşek bilmemnesi gömmüş.. Rüştü yapmış bunu güya.. Galatasaray'ın kongresi yapılırken salona kanarya atıp kaçanlar olmuş..
    ***
           YARASA..
          Aslında bizim geliştirdiğimiz bir teknik de var ama uygulamaya geçirememişiz.. Daha doğrusu Gazanfer'in geliştirdiği bir teknik.. 'Ölü yarasa' tekniği.. Maalesef moral bozucu bir olaydan sonra vazgeçilmiş bundan.. O olayı da anlattı İsmail abi.. Ona da Gazanfer'in bir arkadaşı var Hollanda'da yaşayan, o anlatmış..
    ***
          O'nu taa 60'lı yıllardan tanıyoruz.. Barış Manço modasını Bolu'da bire bir uygulayan yakışıklı bir arkadaştır Gazanfer.. Kemerler, yüzükler, çizmeler.. Yanılmıyorsam bir de Mühendis kardeşi olacaktı, müdürlük falan da yaptıydı bir yerlerde.. Onu daha çok sahnelerden tanıyor olabilirsiniz.. Düğünlerde darbuka çalıp ritim tutar.. Düğün dernek mi var, müzisyen mi lazım? Gidersin Bol-Aş' ın altındaki lokal'e görüşürsün.. Kemancısı, klarnetçisi de her zaman yanında, elinin altındadır..
    ***
           İsmail abi, Gazanfer'in bir kıza aşık olmasından başladı.. Gazanfer kıza aşık olup ailesinden istetince kızın babası 'tamam' demiş, 'bunlar iyi bi aile.. Baba Osman abi'yi de herkes tanır, yılların esnafı.. Ama bir de şu çocuğu görsem de konuşsam, nasıl biri anlasam' Neyse uzatmayalım Çam Pastanesi'nde bir şekilde buluşmuş bunlar.. Arkadaşı Ergun'la gelmiş Gazanfer..' Eee? 'Ee'si Gazanfer bir ara 'Allah'ın emri, peygamberin kavliyle kızınıza talibim efendim deyince; 'tamam, tamam onu biliyorum' demiş adam 'sen ne iş yapıyorsun onu söyle? 'Ben hiçbir iş yapmıyorum' demiş Gazanfer.. Sonra hemen toparlamış 'Kendi işlerimiz bile çok geliyor, başka işe ihtiyaç da yok zaten' Adam beğenmiş Gazanfer'i 'bundan iyisi şam da kayısı' demiş içinden, 'verdim gitti anasını satayım..'
    ***
           İsmail abi 'şimdi iyi dinle' diyor 'Burayı gaçuma..! Adam sevdi ya Gazanfer'i; muhabbet koyulaşıp konu Boluspor'un başarısızlığına gelince Gazanfer cebinden çıkarttığı kibrit kutusunu 'tak' diye koymuş masanın üstüne 'İşte' demiş 'Boluspor'u başarıdan başarıya koşturacak mucize bunun içinde' ve devam etmiş 'sizin kızın gözleri mavi ya' Eee? 'Çakırların nazarı da çok fenadır' Ee? 'maçlarda oturduk mu hanımla kapalı tribüne.. 'Eeee? 'Yarasa da yanımızda..! "Hangi yarasa ciğerim? "Kibrit kutusundaki.."
    ***
           Kanal D'de insanları delirten 'şanslı masa' diye bir program vardı ya; şakalanan kişi masayı sandalyeyi devirip kalkıyordu ayağa; aynı oradaki gibi olmuş.. Adam kalkmış ve öyle bir kalaylamış ki bunları, 'sen yazamazsın buraya' diyor İsmail abi.. Ergun anlattı bunları; hani şu Hollanda'da olan Ergun !.. 'Ergun Mutlu mu? Aynen.. Zaten Gazanfer'in de akrabası olur kendisi..'

            SİNEMA MAKİNASI
            Bakıyorum da, ne kadar ilginç adam varsa 1920- 1930 arasında yaşamış Bolu'da.. Şehrin bir köşesinde Gazete çıkaran var, başka bir köşesinde Tevfik Efendi ney üflüyor, bir başka köşede Deli Refik kendi ürettiği rakının dağıtımını yapıyor eşek arabasıyla.. Bir de; İstanbul'da bile daha pek yok, Lütfi Nami Bey her yerde şakır şakır fotoğraf çekiyor.. Bir de Mehmet Efendi var, Lütfi Erkan bey bahsetmişti, Mehmet Sarınalbant.. Sadece ikisinde var fotoğraf makinası..
    ***
          Kimler geldi kimler geçti o meslekten.. Geçen de yazmıştık; Arman ailesinden; Ferhat, Emin, Önder, Oktay Arman, 'Hep beyaz' Mehmet Sak, Ziya bey, Emin Kavarna, Cevat Kızıltan, İbrahim Yorgancı, Kemal Şen, Tevfik Türk..Unuttuklarımız da var..
    ***
           1922 de galiba bir de sinema makinası denk getirip koymuşlar bizimkiler Halkevine.. Onda da Lütfi Nami Bey'ın parmağı vardır diyorum ben.. Uydurup getirmişler sinema makinasını ama film yok! Başvuru üzerine dört beş film gönderiyormuş Ankara, hepsi o.. 'Cumhurbaşkanı hazretlerinin trenle bilmem nereye varışı' gibi.. Sonra da daha süresi bile dolmadan haber üstüne haber salıyorlarmış 'bak filmlerin üzerine yatayım falan demeyin haa! gibisine.. Aşağıya onun haberini koydum..
    ***l
            Cumhuriyet, 3 Şubat 1938
            Bolu köylerinde seyyar sesli sinema Bolu (Hususi) Halkevimiz sesli ve seyyar bir sinema makinesi getirtmiş ve bunun ilk defa işletilmesi münasebeti ile merasim yapılmıştır. Halkevi, makinenin seyyar olmasından istifade ederek bunu hem şehirde, hem de civar köy ve kasabalarda kullanacaktır. Şehirdeki seanslar meccanen olacaktır. Köycülük şubesi sesli sinemayı, köylü kardeşlerimize göstermek maksadı ile Bolu'da bir gece tertib etmis ve bu gecede sekiz yüze yakın davetli bulunmuştur..
    ***
           Sinema makinasından açılınca aklıma geldi.. Bir de 1944 yılında Cahide Sonku ile 'Atatürk sevgisi' isimli filmde başrol oynayan Tarık Ziya Işın var, rahmetli belediye başkanı Muzaffer Işın'ın abisi.. Oyun gücü çok yüksek biri ve Atatürk'e aşırı benzerliğiyle tanınıyor.. 1944 yılında tamamlanıyor film.. Neyse bir dahaki sefere de ondan bahsederiz onun filminden ve yazdığı şiir kitaplarından..
    ***
           'Bayan berberlerinden önce "ondeleci" Maide Hanım varmış Karamanlı Mahallesi'nde.. İsmail abi 'Yazduramadım gitti sana' diyor, Servet Beyi de yazduramadım.. 'Yazdık ya abi' diyorum ama o ısrarlı 'hayır yazmadın' diyor.. Ben Akdaş'tan Servet Vardallı'yı zannettim meğer Servet Şamlıoğlu varmış.. 'Adam Sayıştay başkanıydı' diyor, 'sen nasıl tanımazsın?.. Babası Bolu'nun yerlisi, annesi abaza.. Mütevazi, esprili, tertemiz insanlardı..'
    ***
            Güzel zamanlardı be ağanın! diyor.. 'Şehir yerinde buğday da ekilirdi, sebze de; hatta haşhaş da. Eriklerin, armutların, kirazların kıralı olurdu bahçelerde; ve yürürken, Serçe, Karatavuk ve Sığırcıklar 'pırrrr' diye havalanıverirdi ayaklarının arasından..' Nedense acıdım İsmail abiye bugün.. Gözleri dolu dolu oldu.. ondan..
    Hoşça kalın..
                                                          

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Masa Sandalye Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak