Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Ceviz.. Vali Bey.. Hancı... 

Erdoğan Mühürcüoğlu

    22 Şubat 2016

         Ceviz.. Vali Bey.. Hancı... 
         Bugün hapı yuttun sen Vişne hanım dedim.. Hanım da yok nasıl olsa; hiç kurtuluşun yok.. Usulca araladım kapıyı.. Lamba yandı birden.. Baktım kapının arkasında beni bekliyor.. Sarılmamla kapağını açmam bir oldu.. Tuh Allah belanı versin Vişne hanım dedim.. Kaç gündür bu anı bekliyorum.. Dondurma kutusunda, yoğurtlu patlıcan kızartması.. Yıkıldım..
    * * *
         'Orası hala yerli yerinde duruyor' dedik ya; şiddetle kınıyormuş beni, 'tövbe bi'daha da okumam seni' diyor.. 'Osmanlı'dan kalma 'tarihi hamam” kardeşim, nasıl normal bişeymiş gibi anlatırsın.. Hamam'ın tuğla duvarlarına çelik raf monte edilir mi? PWC kapı takılır mı? neyin peşindesin sen..? 
    * * *
           Sonra ne o öyle uçuk kaçık; Büyüksu'da Jet-ski ile dolaşacaz, kıçtan takma motorla Dadıç'a gidip gelecez.. Akşamdan ekmek serpecez, sabah gidip çipura, levrek yakalayacaz.. Kimin aklına uyup yazıyosun bunnarı..? Hayır ne lüzumu var..? Üst akıl filan mı var öyle bir şey mı var işin içinde? Muhalif misin nesin? 'Aman abi' dedim 'töybe de, o nasıl söz.. 
    * * *
          11.100 adet Chandler ve 844 adet Franquet dağıtmışlar' deyince şafak attı.. Belediye'nin 'Hayır Çarşısı'ndan beleş palto, kaban falan bakarız derken Chandler'le Franquet'i kaçırdık demek.. Hem de 11.100 adet Chandler.. Bisiklet markası gibi.. Seçim var bilmem ne var, olur mu olur.. 
    * * *
           Ceviz fidanıymış.. Toplam 11.944 adet tüplü ceviz fidanı.. Ne demekse.. 'Fındığı sincap, cevizi karga eker' diye bir atasözü var.. Karga topladığı cevizleri kıramazsa yüksek bir yerden bırakır öyle yermiş... 'Sonra yerim' diye gömdüğü cevizler de var.. Toprağın altında çatlayan ağaca dönüşen cevizler.. Sincap da öyle ama tek farkla; Sincap fındıkları unutuyor..
    * * *
            Keşke Bolu'da her tarafa fındık gömseydi Sincap'lar.. Her taraftan fındık ağaçları fışkırsaydı.. Tarım dediğin para kazandıracak bilader.. Verdiğin emeğe değecek.. Patatisle, kabak'la, pancar'la 'çükündür'le olmuyor bu işler.. Ceviz olacak, Pamuk olacak, Fındık olacak.. Fındık deyince; bir zamanlar Bolu'yu 'Fındık Mustafa' yönetmiş iyi mi?.. Şimdinin Vali'siymiş Fındık Mustafa.. Ondan sonra gelen de Sarhoş Osman.. Şaka gibi.. İnanmazsanız kaynak hazır..
    * * * 
           VALİ BEY..
           Daldan dala atlıyoruz da; hazır Vali demişken; 1940'lı yıllarda Bolu'da görülen 'Ankara cinayeti' davası var.. Ankara Vali'si Nevzat Tandoğan'ın tanık olarak dinlenmesi olayı.. Cumhuriyet döneminin en kudretli yöneticilerinden biri Nevzat Tandoğan.. Tek parti döneminin simge isimlerinden.. Bolu'da çok sert bir Hakime düşünce neye uğradığını şaşırmış Nevzat bey.. 
    * * *
           'Kes sesini! otur yerine' azarlamaları karşısında çuvallamış.. O çok güçlü, despot kimlik gitmiş yerine 'Allah belamı versin ki yalan söylemiyorum' diyen zavallı biri gelmiş.. Ankara'ya dönen Vali'nin Adalet Bakanı'nı araması, Bolu'da kendisine reva görülen 'muamele'yi anlatması var.. Telefonu kapattıktan sonra eşine 'Ben şerefiyle oynanacak adam mıyım! diyerek kafasına sıkması.. 8 temmuz 1946.. yer yerinden oynamış..
    * * *
           HANCI... 
           Davulcu Mahir ile Halil orta yerde.. Omuzda 'asma davullar'.. Sağ elde tokmak, sol elde çırpı.. Halil abi sekerek yürürken, çırpı ile ritim tutuyor Mahir abi.. Arada bir de kasnağa tıklatıyor.. Klarnetçi Cemal kıpkırmızı, avurtlar şişmiş.. Yanında kemaneci Sadettin; 'Gıygıdı gıygıdı..' 
    * * *
           Davullar aynı anda kalkıyor havaya.. Sonra aşağıya indirip yere doğru çalıyorlar gümbür gümbür.. Tokmağı davulun kasnağına vurarak bir kaç adım gidip, geri dönmeler.. Sonra hızla seyircilerin etrafında dönmeye başlıyor Mahirle Halil.. Dombudu dombudu, dombudu.. 
    * * *
           Gavurlar Mahallesi'nden Bedri abi gözümün önünde.. At'lı kızağının üzerinden o da davulcuları izliyor.. Başında kulaklıklı 'uşanka' şapka.. Gören kendini Alaska'da falan zanneder.. Aklım Bedri abinin atında.. Yanımda arkadaşım olmasa asılacam yularından..
    * * *
           HANCI..
           Çukurhan'ın hayvan bağlanan bölümünde Nalbantların atları nallamasını seyrederdik eskiden.. Han'a gelenler atları eşekleri Kovboy filmlerindeki gibi, arka taraftaki bölüme bağlar caddeye bakan bölümde de yatarlardı.. İstanbul'a gidecekken yolda hastalanan ve bu Han'da bir süre kalan Abdullah efendi var.. Çok etkileyici bir hikaye okudum onunla ilgili.. Bekir Sıtkı Erdoğan'ın 'Binbirinci gece' şiirindeki gibi bir hikaye.. 'Garibim, her taraf bana yabancı' gibi, 'Bende bir resmi var yarısı yırtık' gibi bir hikaye, 'Öteyi ne sen sor ne ben söyleyim' gibi.. Belki 'ince hastalık' belki başka bir şey geride eski bir çanta kalmış Abdullah efendi'den.. Bir küçük not defteri, üç beş kuruşluk tasarruf cüzdanı ve bir adet buhurdanlık..
    *
          Hancı.! dedim bildin mi Maraşlı Şeyhoğlu'nu?
         Gözleri uzun uzun burkuldu kaldı bende,
         Dedi; Han'a sağ indi ölü çıktı geçende..
         Gönlümü Maraşlı'nın yaktı kara haberi..
         Aradan yıllar geçti işte o günden beri
         Ne zaman yolda bir han raslasam irkilirim,
         Çünkü sizde gizlenen dertleri ben bilirim..
    *.
           Bazı şarkılar vardır tam 12'den vururlar.. Bekir Sıtkı Erdoğan'ın Hancı şarkısı gibi.. Özcan Korkut bey'in şarkısı da öyle .. Bolu'da geçen çocukluk yıllarının duyguları ile yapmış o da şarkısını.. Bir gün koymuş önüne sararmış Bolu fotoğraflarını, Bolu'yu, çocukluğunu, mahalle arkadaşlarını, etekleri fırfırlı komşu kızı Seda'yı düşünmüş.. Annesini düşünmüş sonra.. Bolu'da geçen zorlu, meşakkatli savaş yıllarını.. 'Kulağımdan gitmiyor ninni sesin' diye başlamış sigara paketine yazmaya 'içimdesin, içimden derindesin.. Gözümün nuru annem, Ömrümün güneşi annem..
    * * *
           Sabahattin Ali'nin Bolu kadısının kızı Ayşe İnal'a gönderdiği aşk mektubundan çıkan şiir de öyle.. Tüm ülkenin diline dolanan şarkı olmuş o da.. 'Başın öne eğilmesin - Aldırma gönül, aldırma..”
    * * *
          Bugünde bunları yazdık.. Yazamadıklarımızda oldu tabii; Deli Hasan'ın abisi arabacı Raşit Amca'yı yazamadık mesela.. Bolu'nun meşhur 'teyyare teyze'si var onu da yazamadık.. Ekmek parası için evlere temizliğe giden anaların hası Teyyare Hanım.. Akşamları ördek yavruları gibi önüne kattığı çocuklarıyla işten eve dönen.. Eşini akşamları denk sepetinde eve taşıyan.. Derleyen toplayan.. 
    * * *
           Sonra Deli Bahattin.. Bisikletinde kamyon direksiyonu.. Hatta onunla başlayacaktık bugün.. İstanbul'dan çektiği telgraf kendisinden sonra gelince postacıyı sokak sokak kovalaması var Bahattin'in.. Ve Rahmetli Keçi Taner.. Bir ince sızı.. En son Sezen'in eski eczanesinin önünde konuşmuştuk.. Zeki Varlık'ın evinin tam karşısında.. Hep orada rastlardım nedense.. Selam olsun, rahmet olsun..
           Hoşça kalın..
                                                            
     

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak