Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Babuş.. Son bakış.. Gitarist..

Erdoğan Mühürcüoğlu

    14 Nisan 2015

           Babuş.. Son bakış.. Gitarist..
           'Sen Babuş'u gördün mü? diyor bana "Gördüm" dedim. 'Nerede? Önce Bahar Sineması'nın perdesinde, sonra da panayırda.. Elini bile tuttum.. O zaman küçüktük tabii.. Ama askerde acemi birliğine geldiğinde en az 1000 kişi aynı anda aşık olduk kıza.. Hatta herkes gibi 'öpsün' diye çakmağımı attım sahneye.. Bir de 'Çift Motorlu Pamela' vardı; duydunuz mu bu ismi? sütyeninin uçlarına taktığı püskülleri fıldır fıldır döndürdüğü için Pamelaydı lakabı.. Pamela ve püskülleri.. Öldüm gülmekten..
    ***
           Panayırda sahne kenarında mevzilenmiş zabıtaları hatırlıyorum.. Yanaklar 'helecandan' kıpkırmızı, gözler Babuş'a odaklanmış.. Babuş'un Sütyenini yalandan yere düşürmeleri, eteğini açıyormuş gibi yapmaları.. Ünlü "Aç, aç" tezahüratı zaten Babuş'tan kalmaymış.. Tabii Babuş da keyfinden yapmıyor bu işleri, ekmek kavgası.. Belki o esnada karnı ağrıyor, başı dönüyor, midesi bulanıyor Babuş'un.. Bir gözü zaten çadırın en arkasındaki çocukta.. Senin gözün Babuş'un bilmem neresinde Babuş'unki çadırın en arkasındaki çocuğunda, engelli'sinde..
    ***
          Hülya Babuş Aslında önemli sanatçılarla çalışan onlarla turnelere çıkan bir dansçı.. Arkadaşları ile birlikte bir fotoğrafı var, koydum buraya.. Fotoğrafta Yaşar Özel var, Selma Güneri, Ömür Göksel var.. Soldan dördüncü de Hülya Babuş.. Annesi ve kız kardeşleri dansöz.. Ailenin erkekleri tel cambazı..
    ***

           SON BAKIŞ..
          'Bir an arkanıza yaslanın, gözlerinizi kapatın' diyor hafız.. Ve sabah işe çıkarken evdekilerden birini o gün kaybedeceğinizi düşünün.. Dün akşamı nasıl geçirirdiniz? Neleri konuşurdunuz aranızda? Tartışma olur muydu? Ya da gerginlik filan? Evden çıkarken, ne derdiniz ona mesela? bir daha göremeyecek olmanız size neler söyletirdi sokak kapısında? Son bakışta yani.. "Dün akşam üzdüm onu, dönüşte gönlünü alırım" diyebilir misiniz..?
    ***
           Bütün bunlar nerden mi aklıma geldi? Bir derginin Şubat sayısında okuduklarımla, bir dostun yaşadıklarının benzeşmesinden.. Başka şeyler de vardı dergide, derin felsefe, dipsiz kuyular.. Fazla da takılmamak lazımmış.. Zaten bir işarete bakıyoruz tırlatmak için.. Hafız mı kim ? Hafız benim.. Hahahaha.. 'Hafızın kabri olan bahçede bir gül varmış' Tırlatmaya başladım bile.. Sonunu da getirelim bari.. Yer kaplasın..
    *
         Hafız'ın kabri olan bahçede bir gül varmış.
         Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle,
         Gece bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış.
         Eski Şiraz'ı hayal ettiren ahengiyle..
    ***
          Yıllar ne çabuk geçti.. Bir adam vardı, Bolu'da.. Pazarda, elindeki sülük dolu şişelerle 'Alman doktoru geldi vatandaaaşş!' diye dolaşan.. 'Geçen haftaki 'Ahmet abi' yazısından sonra bir dostumuz aradı.. 'Karageyik aynı zamanda nefesi çok kuvvetli biridir' dedi; 'siğil, temriye ve nazara karşı bir dua etsin hiç birinden eser kalmaz.. Sülükçü falan havasını alır..' Şaşırttın beni be Fatma'nım' dedim 'aşkolsun yani, daha önce söyleseydin ya bunu..!
    ***

          GİTARİST..
          Pek ayık gezmeyen gitarist bir arkadaşı anlattılar geçen gün..Köşebaşında rastladığı milli piyangocuya 'Aloo aslan parçası! diye seslenen bir arkadaşı 'şurdan sonu çift rakamlı 2 bilet uzatsana! hadi koçum benim' diyen.. Ondan sonrasını hatırlayamamış bu arkadaş.. Milli piyangocu sandığı polislerden ehliyetini aylar sonra kurtarabilmiş..
    ***
           Onun Haydar Reis olduğunu söyleyenler oldu ama, bence değil.. Haydar'ın arabası yok bir kere; ve bildiğim kadarıyla evli de değil.. Gerçi onun da var böyle sayısız hikayeleri.. Büyük kökezin başında bayanlarla sıra beklemesi var mesela.. Hafif içkili ve kibarlığın son raddesinde.. Su sırası geldiğinde 'ben beklerim siz buyrun' centilmenliğinde yani.. İftara yakın kayışını çözdüğü pazar arabasında su kaplarının olmadığını görmesi var bir de.. Su bidonlarını koymayı unuttuğu pazar arabasıyla süklüm püklüm eve dönüşü..!
    ***

           BABUŞ..
           Hani; yer ve zaman kavramının kaybolduğu bazı anlar vardır, güneşle uyandığınız ve hiç bitmesin diye düşündüğünüz.. Mutlu olduğunuz yani.. Ya da de tam tersi .. 'Allahım! kötü bir rüya olsun bu' diye dua ettiğiniz.. Erol Evgin'in şarkısındaki gibi;
    *
         işte o an bir fırtına kopar
         sanki o an yer yerinden oynar
         hoyrat bir rüzgar eserken,
         sallanan gemi misali
         sallanır durur içinde dünya..
    ***
          Size de olur mu öyle? doğup büyüdüğüm yer sanki sırt çevirdi gibi gelir bana.. geniş zamanı kapsayan bir durum muhakemesinden sonra çoğunlukla 'tamam' derim 'tek suçlu bu şehir!.. En kolayı o çünkü..
    ***
         Şöyle yüksekçe bir yerden bir de veda konuşması yapabilsem.. Dükkanların üzerinden Belediye meydanına doğru.. 'İşte gidiyorum, arkamı dönmeden, şikayet etmeden gidiyorum..' Siz de artık kınalarınızı hazırlarsınız..' diyebilsem..
    ***
          Hahahaha iyi ki 'kına' yazmışım.. Aklıma çok komik bir şey geldi.. Refik Firaki geldi aklıma, bir başka adıyla Gamlı Firaki.. O da benim hesap; Bolu'dan ayrılırken 'bir iki laf sokup öyle gideyim bari' demiş.. Eşek arabasıyla geldiği belediyeden mektubunu verdikten sonra ayrılmış.. 'Şöyle soylusunuz böyle boylusunuz' diye başlıyormuş mektup.. 'Birlikte yedik, içtik.. İyi günlerimiz de oldu kötü günlerimizde.. Ben sizi çok sevdim, belki siz de beni..' Böyle devam eden mektup nasılsa 'ulan siz var ya siz..! noktasına gelmiş.. 'Adi herifler' demiş ' Adam mısınız lan siz? Namussuz herifler, hepinizin sülalesini..' Tam böyle değilse de buna benzer ifadelerle dolu bir mektup.. Mektup burada zaten, bakarsınız.. (Süleyman Ertan bey'in albümünden)
    ***
          Tabii olayın geçtiği yer eski belediye.. Tam şehrin ortasında ve bitişiğinde 'Şehir Sineması olan bina.. Geçenlerde bir yerde rastladım 41 loca 1 paradi, salon ve salona bitişik 5 odası varmış bu sinemanın.. Sinemayla Cantıklı pidenin ne alakası var? İsmail ağanın fırınında 'Kopuk Dayı'nın çektiği cantıklı pideler geldi şimdi aklıma.. Bilgi Fırını, Özakman Fırını, Ekmekçi Kadir'in fırını..

           HAMAM
           Allahım öldürecek beni bu adam.. 'Udi şantöz Seher Hanım ve kaşık çalan kızı Makbule vardı ya' diyor.. 'Eee? 'onların olduğu hiç bir kınayı kaçırmadım ben.. Annemler kına, kına gezdirmişler beni.. kadınlar ılıcasına da gittim, gelin hamamına da... 'Aha gene geldi valla, nerde benim deyneğim ' diyormuş hamamcı teyze bunu gördüğünde.. 'Sultan Hamamı'nda teyzeleri gözetlerken Çakır Emine takunyayla kovalamış bunu.. Anasını azarlamış bunu da takunyayla kovalamış..
    ***

           MAVİŞ..
           Geceleri olur olmaz uyanıp gidip nefes alıyor mu diye baktığın,
    azıcık ateşlense elin ayağın titreyen.. Aşk desen değil, sevgi desen değil, başka bir şey.. Doğum gününü kutladığın sınıf arkadaşlarıyla.. Biraz gecikse apartmana girene kadar pencerede beklediğin.. Bir fotoğraf vardı geçenlerde rastladığım, uzaktan tanıdık birinin fotoğrafı.. Altına da 'ben çocukken' yazmış.. Vay benim güzel kızım vay ! senin çocukluğuna kurban olsunlar.. Sen şimdi de çocuksun be güzelim.. İyileşeceksin inşaallah ve;
    *
         Güzel günler görecez daha,
         Motorları maviliklere sürecez..
         Işıklı maviliklere..
    *
          Hoşça kalın..

                                                          

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Koltukları Cafe Sandalyeleri Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak