Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Melek Hanım.. Bisiklet.. Arif.. Potin..

Erdoğan Mühürcüoğlu

    21 Şubat 2017
    <br><small>Karaçayır yangını</small>
    Karaçayır yangını
    <br><small>Mustafa Namdar Hoca'nın Artvin yılları </small>
    Mustafa Namdar Hoca'nın Artvin yılları

          MELEK HANIM.. BİSİKLET.. ARİF.. POTİN..
          'Yaşamak şakaya gelmez' demiş şair.. 'Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın, bir sincap gibi mesela, yani, yaşamın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, yani, bütün işin gücün yaşamak olacak'.. Müthiş bir söz.. Çok tuttum.. Gerçi neden sincap gibi? Orada takıldım biraz..
    * * *
          Gustav Mahler'in 'ölü çocuklar üzerine' adlı bir şarkısı var.. O şarkının videosunu arıyorum.. Ailesi 14 çocuğundan 8'ini çeşitli hastalıklardan kaybetmiş Gustav Mahler'in.. En son, kızı Mari'yi de difteri'den kaybedince  'Ölü Çocuklar Üzerine Şarkılar' isimli eseri çıkmış ortaya.. 
    * * *
          Düşündüm de; 'Demek ki' dedim, dünyanın neresinde olursan ol, acı aynı acı.. İster Gustav Mahler ol, ister hastane odasında evladına 'Gitme güzeller güzeli' diye yalvaran Erdoğan Berker.. Ya da eşini kaybetmenin acısıyla hastaneden dönerken ; 'Son buluşma serap gibi /Alıp gitti seni benden' diye mırıldanan Metin Pütmek..
    * * *
           MELEK HANIM..
           Bazı arkadaşlar 'bu kadar konuyu nerden buluyorsun?” diye soruyor.. Valla konu bulmak kolay değil gerçekten.. Allahtan Bilgisayar var.. Hangi konuda yazmak istiyorsan 'şak' diye getiriyor karşına.. Hatta, daha ilginç şeylere bile rastlayabiliyorsun.. Bugün bana öyle oldu netekim.. 
    * * *
          Gustav Mahler'i ararken, Amir Ateş çıktı karşıma.. Onun 'Bir kızıl goncaya benzer dudağın' adlı şarkısı.. Şarkı bilinenin aksine annesi babası ölmüş bir bebek için yazılmış.. 'Melek Hiç' isimli bir hanım yazmış sözlerini.. Biraz baktım maktım, tam sayfadan çıkacam, bir yerde 'Bolu' yazıyor gibi geldi.. Döndüm.. Bolu'nun yaylalarından, dağlarından, bayırlarından bahsediliyor bir şiirde.. Ve satır aralarında 1940'lı yıllarda yaşandığı anlaşılan bir aşkın izleri.. Aslında varlığın ve yokluğun, yaşamın ve ölümün, iç içe geçtiği zor yıllar Bolu'da.. 44 depreminin harabeye çevirdiği şehir, ekmeğin karneyle verildiği savaş yılları.. 
    * * *
           Ve asıl ilginç olan ne biliyor musunuz? Bir süre sonra 1950'li yılların en güzel şarkılarından biri çıkmış o şiirden.. 'Zümrüttendir ovası' isimli şarkı.. Şarkıyı dinlerken Melek Hanım'ı düşündüm.. Onun bilinmeyen, yazılmayan çizilmeyen hikayesini.. 'Bizden önce kimler yaşadı, neler bıraktılar, hangi hikayelerle ayrıldılar bu şehirden' onu.. 
    *
          (şarkının linki; https://www.youtube.com/watch?v=_p2Ow-g1iGU )

           BİSİKLET..
           Alt tarafı iki tekerlek, bir oturak dersin.. Amerika'nın gelmiş geçmiş en ünlü mafya lideri Al Capone; 'Çocukken her akşam Tanrı'ya bana bir bisiklet ayarlaması için dua ederdim' diyor.. 'Bir gün Tanrı'nın çalışma tarzının böyle olmadığını anladım ve gittim bir bisiklet çaldım..'
    * * *
           Düşündüm de; bizde çalacak bisiklet bile yoktu yaw.. Mahallede bir tek bisiklet vardı, o da yemenici Arif Usta'nın oğlunda.. Bırak binmeyi yanına bile yaklaştırmıyordu adam.. 'Zilini bir kere çalabilir miyim? 'Yok! 'Bir tur atıp gelsem? Yok..! Sadece peşinden koşmamıza izin veriyor.. Biz de koşuyoruz deli gibi.. O nereye biz oraya..
    * * *
          Bisiklet deyip geçmemek lazım.. Albert Einstein bile izafiyet teorisini bisiklete binerken icat etmiş.. Biz ordan kaybettik besbelli.. Allahtan Hayriyanım teyzeyi ve onun Karaçayır'daki kiralık bisikletlerini keşfettik de, kafamız çalışmaya, zihnimiz açılmaya başladı.. O yüzden bizim kuşak Hayriyanım'ı ve onun bisikletlerini asla unutmaz..
    * * *
          ARİF..
          Dikkatinizi çekti mi bilmem, bu yıl cami avlularını, musalla taşlarını bizim kuşak kimselere kaptırmadı.. En son Arif'in 'bir namazlık saltanatını izledik büyük caminin önünde.. Fotoğrafa bakarken, hüsranla biten bir İstanbul maceramız vardı onu hatırladım.. Bir otobüsün en arka koltuğunda Bolu'ya dönüşümüzü.. 'Yolda kalmış hemşehri' kontenjanından, bilâ-ücret.. 
    * * *
           'Hani Erol Taş'ın kıraathanesini bulacaktık' diyordum dönüş yolunda.. 'Hani otel motel gerekmezdi, hani Bolu yurdunda kalacaktık.. Hani Şişli'de bir apartuman! diyordun,'Semih var orada, Şahap var,Tos Ahmet var.. Hiç olmadı Taksim'e çıkarız.. Çetin'i buluruz, Esad'ı buluruz, Emin'i buluruz..! 
    * * *
           İzmir'den gelen arkadaşa O'nu anlatıyordum.. Önce Arif'in kim olduğunu anlayamadı.. 1960'lardaki görüntüsüyle tarif edince; kolye'li, künyeli ve uzun saçlı; Gazanfer Aslanyürek sandı.. Potanak deyince jeton düştü..
    * * *
            Ee, normal tabii.. 40 yıldan fazla olmuş Bolu'dan çıkalı.. İtimat Turizm'de çalışmış.. 'Jet Turizm ve İtimat o yılların en havalı otobüsleriydi' diyor.. Bir bizde vardı Hostesli servis, bir de Şeref abide.. Otobüs işletmeciliği, milli piyango bayiliği, benzin istasyonu.. Çok çalışkandı Şeref abi.. Elinde yolcu listesi, otobüsün birinden iner diğerine biner.. Gözünde güneş gözlükleri, Apoletli gömlek, Gri pantolon.. Çevresinde hostesler 90-60-90.. Gömlek deyince; pantolonu Derviş Abi'ye gömleği Kazım Abi'ye diktirecektin.. Çantacı Nusret'ten de bir çanta taktın mı koluna; Burhan altıntop gibi sallaya sallaya çık lisenin önüne..' 
    * * *
           Boş bulundum bi laf ettim.. Çok bozuldu; 'Çantayı dedim kardeş' dedi 'Tövbe tövbe..! İlhami Çarıkçı Haydarpaşa Lisesi'nde, Rahmi abi ise Kabataş Lisesi'nde okumuş.. 'Mürekkep yalamış adamlardı' diyor.. 'Deli Hasan bile günlük hasılatı getirip Rahmi abiye saydırırdı.. O Hasan ki; parasını kimseye elletmez, dokunan yanar..!
    * * *
          POTİN..
          Hahahahaha...Adamı sevdim.. Bir de ikide bir Naim Süleymanoğlu gibi kâküllerine üflemese.. O gittikten sonra aklıma geldi; Bir otobüs yazıhanesi de Emniyet Kıraathanesinin yanında vardı.. Necdet Tosun ölçülerinde katibi olan.. Sigarasını ağızlığına yerleştirirken attığı kahkahaları hatırlarım.. Yazıhanenin hem içinde hem dışında yolculara ait eşyaları; zembil, çanta, valiz.. Sepette tavuk, horoz, ördek.. 
    * * *
          Arkadaşla vedalaşırken ısrarla söylediği şeyi yaptım.. Akpınar Mahallesi'nin sayfasına girdim.. Vallahi doğru.. Aynen dediği gibi.. Bir arkadaş; 'Vilademir Putin'in asıl adı "Veli Demir Potin'dir' diye yazmış; 'Aslen Bolu doğumlu olup kökleri Akpınar Mahallesi'ne dayanmaktadır'.. Ölecektim az kalsın.. Yaratıcılık işte bu.. Helal olsun Taşdelen..!
    * * *
          Hoşça kalın..
                                                    Erdoğan Mühürcüoğlu 
     

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Masa Sandalye Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak