Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Boncuklu Gelin.. Maviş Hanım.. Hasan Abi..

Erdoğan Mühürcüoğlu

    5 Ocak 2015

           Bolu'da bembeyaz bir sessizlik kaplamış her yanı.. Bildik sokaklar.. Birbirine yaslanmış ahşap evler.. Kiminin kaplamaları kararmış, kiminin sıvaları yer yer dökülmüş.. Bir bahçede tel bir kümes, bir başkasında domates, biber, marul.. Yer sofrasında oturup ayaklarımızı altımıza aldığımız, sofra örtüsünü dizlerimizin üzerine çektiğimiz evler.. Kasap Hayri'nin.. Onun karşısında Cemiller'in, Mezunlar'ın, biraz yukarıda Cantıkcı Ökkeş'in evleri.. Ve Hayrat; üstte Berber Halil, Gülsüm Hanım, yanında arabacı Rasit, Deli Hasan'ın abisi.. Kemaneci Durmuş..
    ***
           'Yedi türlü macuncu' Süleyman dayı.. Onu anlatan dizi filmler bile yapılır istense.. Evlere tahta silmeye giden cefakar eşinin de oynayacağı bilmem kaç bölümlük diziler.. Akşamları 'denk sepeti' ne koyduğu kocasını 'boyun posun devrilsin Sülümaaan!' diyerek sırtında eve taşırken çekilmiş sahnelerle..
    ***
           Maviş Teyze'yi unuttum mu sandınız? O'na bu dizide rol verilmeyeceğini mi düşündünüz? Tövbe haşa.. Bu işlerde racon böyle.. Esas oğlan ile annesi Maviş Teyze'yi en sona sakladık.. 'Güzelim benim, yakışıklım benim' diye yanağından makas alarak sevdiği oğlu Yanık Hayri'yi.. Dizide bir sahnesi olsun mesela Maviş teyzemin; başındaki örtüyü kulaklarının arkasına sıyırmış, 'size Ispanak büşüdüm, yanına da hoşaf yaptım, buyrunn' diyen bir sahnesi..
    ***
          Madem mevzu o taraftan açıldı, bir de sitemim olsun okçular yolundaki dut ağacına 'Hatırladın mı beni kara dut? bir mendilim bağlı kaldı dalında.. Hey yavrum hey..!
    ***
           Sobalarında kuru da meşe yanıyor efem..
           Yanıyor ya Memed Ağamda üşümüş de donuyor
           Boncuklu da gelin ortalıkta dönüyor da dönüyor
    ***
          Bu türküyü ne zaman dinlesem, 'bizimkiler' dizisindeki Hakim bey gelir aklıma.. Denizli taraflarının Nikriz makamındaki türküsüdür bu.. Sahibi mahibi de yok, anonim.. Sözlerinden de bellidir zaten..'Sobalarında' değil 'zobalarında'dır, 'kuru meşe' değil 'guru meşe'dir..
    ***
          'Memed Efem de üşümüş, donuyor' dedi mi Seha Okuş; saklanacak kuytu ararım, kimsenin beni göremeyeceği bir yer.. Asker arkadaşım vardı Isparta'da "dinle dinle ağla" derdi bu türkü için.. O zamanlar türküyü okuyan Seha Okuş'un Müjdat Gezen'in halası olduğunu bilmiyorduk..
    ***
          Ben yazarken hemşerim de ekranın içinde.. 'sen de seviyorsundur bu türküyü' dedim 'Valla Ajdar'ın nane nane şarkısından daha çok etkileniyorum ben' diyor.. 'ne bulursam içiyorum dinlerken..' Yapma ya.. Biz de inandık..
    ***
         Mehmet efe deyince; Aydın'da şehir meydanına Yörük Ali Efe'nin heykelini dikecekler.. Her yer tıklım tıklım dolu.. Sunucu kürsüden 'veeeee! demiş 'dağları tir tir titreten pala bıyıklı, mangal yürekli Yörük Ali Efe karşınızdaaa' Heykelin üzerinden örtüyü kaldırdıklarında öyle bir Yörük Ali çıkmış ki ortaya; herkes şokta.. İçlerinden biri 'Lan bunun bıyıkları da yok' diye bağırmış ortaya.. 'Bıyıksız efe mi olur..' Vay namussuz Heykeltraş..'
    ***
           İzmir Torbalı'da da yaşanmış böyle bir skandal.. Elinde kitap tutan Atatürk ile sağında bir kız solunda bir oğlan olan heykelin açılışı yapılacak.. Orada da bir görevli heykelin üzerindeki örtüyü hızla çekiverince büyük şaşkınlık yaşamışlar; Bir bakmışlar Atatürk'ün sağındaki kişi belediye başkanı İsmail Uygur, solundaki ise karısı falanca..! Çelenklerini omuzlarına vuran terk etmiş meydanı.. Gazetelerde çarşaf çarşaf var bu haberden..
    ***
         Kim olsa bozulur.. Farzet Bolu'dasın, Akbank'ın önünde İzzet Baba'nın heykelinin açılışını izliyorsun.. Bando marşlar çalarken 'ya allah' diye çekiyorlar heykelin üzerindeki örtüyü.. Altından çıka çıka İzzet Baba yerine eski başkan Necdet Gören çıkıyor.. Teşbihte hata olmaz, İzmir'deki olay böyle olmuş.. Bolu'daki heykelin açılışında bulunduğum için bu örneği verdim.. Necdet bey sevdiğimiz, saydığımız biridir..
    ***

           BAŞLANGIÇ..
           Yaşamak güzel şey kuşkusuz.. Güneş, hava, deniz, orman.. Nefes almak, sevmek, sevilmek 'Telefon büfe'den bir hamburgerle ayran alıp yemek sinemanın önünde.. Amigo Tevfik Abi'nin Kapalı'dan çektiği 'Kırmızıııı' ya, şişko Cengizle 'Beyazzzz' diye karşılık vermek açık tribünden.. Sırf 'Hoooaap makinist! diyebilmek için gitmek sinemaya, "bi durum mu var?" diye etrafa bakınmak karanlıkta.. Localara mocalara.. Kıraathanenin birinde oturup akşam haberlerini izlemek avucunda çay bardağı..
    ***
         Tevfik Abi deyince ne geldi aklıma? Rahmetli Duygu'nun dükkanındayız, Duygu Kavarna'nın.. Mahvel'deki büfeyi çalıştıran Ümit Abi de orada.. Bir de onun zabıt katibi olan abisi.. Hani geçenlerde bahsettiğimiz Müzisyen vardı Cengiz Eroğlu; o da fotoğraf işlerine bakıyordu dükkanın.. O günü hatırladım.. Kim derdi ki bir gün bir kaza olacak ve bu kaza hem Cengiz'e hem de Tevfik Abi'nin yeğenine dokunacak, yani köfteci Mustafa Abi'nin kızına.. Daha da kötüsü, dolaylı olarak da olsa Mustafa Abi'nin bizzat kendisi..
    ***.
          Bazı şeyler kolayca unutulmuyor.. Birkaç an, bir kaç resim.. Ambulansın sedyesine yatırılmış iri bir adam hatırlıyorum.. Börekçiler Sokak'ın başında bir subay emeklisi.. Üzerine örtülen beyaz çarşaf bedenini tam kapatamamış.. Haki renk çoraplı ayaklar dışarda.. Ve çoğu birbirini tanımayan bir sürü insan.. Her kafadan çıkan ayrı bir ses.. Kötü bir son..
    ***
         Geçen hafta Berber Fadıl Abi'den bahsederken Ahmet Saygı'nın fotoğrafını koymuş ama kendisinden pek bahsetmemişiz.. Berber Fadıl'ın halasının oğluydu Ahmet Abi.. 'Al abisinin' diye uzattığı çayını az içmedik onun.. Bir kaç masa, duvarda vesikalık fotoğraflarla dolu bir pano, bir köşede poğaça-simit dolabı.. Bir de;Tabak çatal kaşık; eline ne geçtiyse ritim tutarak dağıttığı çaylar.. Bolu'da bisiklet ile çay servisi yapan tek işletmeci..1960'lı yılların Liselileri için 'abilerin abisi.. Anlatanların yalancısıyım; çay tepsisini bisikletin selesine koyar kendisi de Nasrettin hocanın eşeğe ters binmesi gibi oturur öyle çay dağıtırmış yukarı çarşıda..
    ***
    Necip bey 'Ahmet Saygı iyi bisiklete binerdi' diyor.. '19 Mayıs gösterilerine bisikletiyle katılır 'en son kim bitirecek' branşında hep ikinci olurdu..' Allah allah, dedim kendi kendime 'neden birinci değil de ikinci oluyor? Çünkü birinci 'tüm zamanların en iyisi Erol Yücelen'miş de ondan.. 'Bir de bisiklet yarışı deyince ben yanlış anlamışım 'en hızlı giden' değil, en yavaş giden birinci oluyormuş bu yarışta.. Sonuncu gelen yani..
    ***

          KELLECİLERİN HASAN ABİ..
          Kellecilerin Hasan Abi'nin gerçekte kim olduğunu 65 yıllık Bolu'lu olarak yeni öğrendim.. Zeki Müren bir albümünde; 'İsmim Mesut, göbek adım Bahtiyar' diyordu ya hani; ve herkesin onu Zeki Müren zannettiğini söylüyordu, 'Yıllarca siz beni hep böyle bildiniz, aslında Mesut Bahtiyar'dan şarkılar dinlediniz' diyordu.. O hesap, biz de 'Meleeek, Meleeek' şarkıları dinlerken, onu deli Hasan zannetmişiz.. Meğer o, Akpınar'dan 'kellecilerin Hasan Abi imiş.. Biz yıllarca Kellecilerin Hasan Abi'den şarkılar dinlemişiz.. Daha çok da, geçen gün bir arkadaşın yazdığı gibi 'Gayga'da seni dutayım amaaan' şarkısını.. (Karga seni tutarım aman)
    ***
           Helal olsun benim hemşerime.. 'Endigünkü mevzuya gelincesi' diyor telefonda; 'ben burdayıkan sen bi gel..Ben seni ılcaya da eletürün.. Eğerliyim eletürün.. Bak! öyneyken böyne oldu, çok gış yağıya filan dinlemen.. Yolla açuk.. Bekleyan..'
            Hoşça kalın..

                                                

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak