Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Çekirge.. Yıldo.. Kemal Bey.. Ankara Radyosu..

Erdoğan Mühürcüoğlu

    22 Eylül 2014

          "Bir Şeyi başarmanın imkansız olduğuna inanmışsanız, beyniniz bunun neden imkansız olduğunu size kanıtlamak üzere çalışmaya başlıyormuş.. Bilim adamları kanıt olarak pireleri gösteriyor.. farklı yükseklikte zıplayabildikleri bilinen pirelerin birkaçını otuz cm yüksekliğindeki bir cam fanusun içine koyup üzerini cam ile kapatıyorlar.. Alttan fanus ısıtılınca pireler zıplamaya ve başlarını tavandaki cama çarparak düşmeye başlıyorlar, Tabii zemin de sıcak, ne yapsınlar? tekrar zıplıyorlar..
    ***
           Kendilerini neyin engellediğini bir türlü anlayamayan pireler kafalarını cama vura vura sonunda otuz santimden fazla zıplanmaması gerektiğini öğreniyorlar.. Üzerlerindeki engel kaldırılıp zemin tekrar ısıtılsa bile sonuç değişmiyor.. Daha yükseğe zıplayarak kaçma imkanları varken, buna cesaret edemiyorlar.. Okuduğum dergide 'çünkü artık engel zihinlerindedir' deniyor 'dış engel, cam kalkmıştır ama kafalardaki iç engel otuz cm'den fazla zıplanmayacağına inandırmıştır onları..'
    ***
           Psikolojide buna 'cam tavan sendromu' ya da 'öğrenilmiş çaresizlik' deniyormuş.. Yeri gelmişken bizim ünlü 'Bolu canavarı' Hasan Duman'ın cezaevindeki lakabı da 'Pire Hasan'mış.. Cezaevi avlusunda durup dururken bir kaç metrelik cezaevi duvarına zıplar, gardiyanlara 'hadi beni yakala! diye seslenirmiş.. Bolu Cezaevi'nden üç kere kaçan ve iki cinayet işleyen Hasan Duman Sağmalcılar'da bacağından vurularak yakalandıktan sonra 'gene kaçacam anasını satayım! demiş.. 'Gene kaçacam bu sefer jandarma Basçavuşu Hasan Kaya'vı öldürecem..'
    ***
           Bu defa Çorum cezaevine gönderip 'Hadi şimdi de kaç da görelim bakalım Hasan efendi! demişler..'Hadi burdan da kaç bakalım.. ! Adamın adı boşuna pire hasan'a çıkmamış ki.. Öyle Cüneyt Arkın gibi şövalyeleri peşine takıp 'filim icabı' merdivenle çıkmıyor surlara.. Hiç tınmamış bile Hasan Abi.. Bir zıplamış hoooop! Çorum Cezaevi'nden de kaçmış..

             ÇEKİRGE..
            Zıplayınca çekirge gibi zıplayacan arkadaş ne cam bölme tanırsın ne de başka bir şey.. Sürekli balkonda karşılaştığımız bir çekirge var. Bır zıplamada bizim ikinci kata geliyor.. Benden kaçmadığı için onun da beni tanıdığını düşünmeye başladım.. Çekirgeler sürü halinde uçarlarken sayıları milyonu bile bulsa asla çarpmazlarmış birbirlerine.. Uçarken bir sorun yok da zıplarken durum biraz farklıymış.. Bir zıpladın diyelim; hadi ikinciyi de zıpladın ama üçüncüsünde iyice düşünmen lazımmış eğer çekirge'ysen..
    ***
            Geçenlerde bir yerlerde okudum; şöhreti ülke sınırlarını aşmış üç tane hemşehrimiz var bizim.. Amerikan dergilerinde de yayınlanmış bu üç Bolu'lunun fotoğrafı.. Kendi dallarında dünya literatürüne girmişler.. Birinin ismi 'Bolua' İkincisi 'Köroglus' üçüncüsü de 'Belen..' İsimler biraz değişik gelince; acaba' dedim 'Tehcir' sırasında Gavurlar mahallesinden gönderilen aşçılardan falan mı bunlar.. Biraz okuyunca çok şaşırdım.. Kimin aklına gelir? üçü de dünyada sadece At Yaylası ve Köroğlu Kayası civarında rastlanan çekirge türleriymiş..
    ***

            YILDO..
            Arkadaş üç haftadır Düzcespor'da da oynayan Bolusporlulardan bahsediyoruz ama her hafta başka bir şey daha çıkıyor bitiremiyoruz.. Bu hafta da Bir günlüğüne Düzce'ye transfer olan Bolusporlu futbolcuya rastladık.. Çok enteresan;1967'de Düzce'de oynanan Trabzon idman ocağı - Düzce maçı için Düzcespor bir günlüğüne Boluspor'dan Yıldırım'ı transfer etmiş.. Yıldo maçta iki gol atınca 2-0 kazanan Düzce şampiyon olmuş.. Olmuş derken aslında ben de o gün maçtaydım.. Çok olaylı geçen bir maçtı.. Olayları bastırmak isteyen Jandarmaya 'süngü tak' emri veren komutan çok eleştirilmişti.. Eski Bolu'sporlu Yıldırım'ı, Yıldo'yu tanımayan var mı..?
    ***
           Gecenin bir yarısı Kral tv'de Yıldo'nun şow programını arayıp kendini 'Fenasi bey' olarak tanıtan bir adam vardı hatırladınız mı? bir süre sonra da soy isminin 'Kerim' olduğunu söylemiş Yıldo'ya adını soyadını birkaç kez tekrar ettirmişti.. Çok sakat bir isim soyadı kombinasyonuydu.. Yıldo gözlerini fıldır fildır döndürüp Aaa! neee? deyip kahkahalar atarken reklam girmiş program yarıda kesilmişti.. Galatasaray'ın 1970'li yıllarda iki kez üst üste şampiyon olduğu kadroda da var Yıldo.. Dün akşam 'Fenasi bey' konusuna bakarken öğrendim bunları.. Bir de Yıldo'ya yapılan numaranın aynısını Fox Tv'de Fatih Portakal'a yapmışlar.. Portakal, Yıldo gibi matrak bir adam olmadığından kızarmış, bozarmış, 'yemin ediyorum çok pis küfür ederim sana' demiş canlı yayında..'Ben de sana mesaj atar çok pis küfür ederim..!
    ***

           KEMAL BEY..
           Konudan konuya atlıyoruz.. Bugün vaktimizin çoğunu Hastanede geçirdik ya; biraz da ondan.. 'Yalap şalap' yazıyoruz bir şeyler.. Bugün hastanede anlatıyor Şinasi; Kırk yıl önce işçi bulma kurumunun müdürü Kemal bey varmış, ondan kayak yapmayı öğrenmiş.. Ben Kemal beyi tanımıyorum bizim zamanımızda İşçi Bulma Kurumu'nun başında Necdet Eriş vardı.. Neyse; o zamanlar 15- 16 yaşlarındaymış, 'Ne malzemesi be abi' diyor, 'malzemeyi nerden bulacan.. Kot pantolon, bir de tabanları kösele ayakkabı buldun mu tamamdı'.. Hoca rahmetli Kemal Başara hem İşçi Bulma Kurumu Müdürü, hem de on parmağında on marifet.. Ud çalar, koro yönetir.. Şinasi 'Bolu'ya gelen Orman mühendislerinin hepsi de Müzisyen çıktı be abi' deyince hatırladım; Rahmetli M. Edip Korateş de Orman mühendisiydi.. Hem Orman Mühendisi hem de çok başarılı bir müzisyen..
    ***

           ANKARA RADYOSU..
           Madem müzikten açıldı, Bolu Halkevi Müdürü Hilmi Türkmen'in 2 Aralık 1941'de Ankara radyosuna gönderdiği bir mektup var.. 9 Nisan 1942'de Ankara Radyosu'nun Bolu Halkevi'ne ayırdığı yarım saatlik yayın yapma süresi ile ilgili mektup.. Hilmi bey mektubunda diyor ki; 'Arkadaş siz bize yarım saatlik bir süre tanımışsınız ama bu süre bize hayatta yetmez.. Aşık Dertli'den iki koşma'mız var, İyi saz çalan birini bulduk, bir de sesi güzel arkadaş var, onlar Köroğlu Türküsü'nü okuyacaklar..
    ***
           Sahneyi Çam ve Köknar dalları ile süsleyecez.. Dertli'nin "Bahar seli gibi' ve "Girdabı mihnette kapandık kaldık" koşmalarını sazla çalıp söyleyecez., Şinasi'nin, Dertli'nin ve Figani'nin birer şiirini okuyacaz.. Köroğlu piyesimiz var.. Saz takımı ile 'Efeleri Akkaya'da Bastılar' ve 'Çatal Çam'a Kurşun Attım Geçmedi' türkülerini söyleyecez, 'Meşeli' oyununu oynayacaz..
    ***
           Ankara'da müdür bey çok bozulmuş mektuba..'iyi de kardeşim' demiş cevap olarak 'sen şimdi Ankara Radyosu'na geliyorsun, Bolu'nun özelliklerini anlatacak, kıyafetlerini falan tanıtacaksın.. Tövbe estağfurullah! Sana yarım saat değil beş saat versek yine yetmez.. Hadi verdik diyelim, Bolu'nun manzaralarını Çam dallarını, Köknar dallarını, kıyafetlerini radyodan nasıl göstereceksin? Bu Radyo be kardeşim bunda görüntü mörüntü yok.. Cirit oyunu! bile yazmışsın, kime atacan kardeşim cirit'i.. Beş metre karelik stüdyoya nasıl sığdıracan beygirleri..
    ***
          'Tamam o zaman! demiş Hilmi bey, 'Şadi Varlık sekiz dakikalık bir sunum yapsın, biz de kalan sürede Türküleri hallederiz..' Vallahi böyle inanmazsanız 'Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi'ni açın bakın..
    Hoşça kalın.. Geçmiş olsun dilekleri için de herkese teşekkürler..

           Fotoğraftakiler: Beyaz işlemeli kazaklı TC Ahmet Ulusoy, Rekor Kundura'nın oğlu Derya, İsmail Vardallı, Hayri Yorgancı ve rahmetli Kemal Başara.. (Abant kayak evi 1974 yazıda adı geçen Şinasi burada yok..)

                                                    

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Masa Sandalye Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak