Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Hastane.. Adapazarı.. Ve yine Hüseyin Özkan..

Erdoğan Mühürcüoğlu

    26 Ocak 2015

          Hastane.. Adapazarı.. Ve yine Hüseyin Özkan..

           Bolu'da Dr. Gürkan Taşkoparan Bey'in kapısında; içeriye dalmak için fırsat kollayan bir sürü insanla birlikteyim. Her şeyim hazır, doktora söyleyeceklerimi gözden geçirmiş, bazılarını da avucuma yazmışım.. Hep beni bulacak ya! Tam sıra sana gelmiş 'pat' diye birisi yanımda.. Sırası geçmiş de bilmem neymiş de; illa birlikte girelim diyor.. Yahu belki ben senin duymanı istemeyeceğim bir şey konuşacağım doktorla.. Adam bunu düşünemiyor.. Kulağını kapıya dayayıp içeriyi dinlemeler falan.. Gıcık oldum.. Kapıyı bir açan olsa paldır küldür yuvarlanacak içeriye.. Ulan bir çelme atsam diyorum şuna.. O kadar kızdım yani..
    ***
           Kapıyı dinliyorsun ama içerde bayan var, her şey konuşabilir insan doktoruyla..  Tövbe estağfurullah.. Bir fıkra var onu hatırladım; 'artık çocuk istemiyoruz' diyen kadına 'tamam' demiş doktor 'size bir şey vereceğim, bunu rahmin ağzına yerleştirirseniz bir daha çocuğunuz olmaz.. Birkaç gün sonra bu defa kocası ile gelmiş kadın 'doktor bey dediğini yaptık ama, şimdi de eşimde bulantı başladı.. 'Okey' demiş doktor 'bir de kocanıza bakalım; adınız neydi beyefendi? ' Rahmi efendim! 'Neeeeee? diye fırlamış doktor havaya..
    ***
           Eskiden SSK hastahanesi vardı.. Ne zaman KBB'cı Tahsin beye görünsem beni dövmeyi kafaya koydu zannederdim.. "Hocam özel mi gelseydim yoksa, muayenehaneye" dedim diye gıcık kapmıştı benden "çok mu zenginsin Almanyalı?" demişti "kıro'yum ama para bende mi diyorsun? para eşek yüküyle mi sende..?"
    ***

           AKÇAY'DA
           Tahlil sonuçlarını göstermek için geldiğim sağlık ocağı kapalı diye karşıdaki pastaneye girdim orada bekleyecem.. Altıncı hissimi seveyim; sabah sıra kavgası yaptığımız Adapazarlı zevzek herif de orada... Doktora 'doktor civanım' diye hitap eden, 'ayaklarım gidişiyo' diyen Adapazarlı.. Parmağıyla 'gel' işareti yapıyor bana, gel barışalım işareti.. Gittim tabii 'korktu! mu dedirtecem.. İyi ki gitmişim Ne hikayeler dinledim ondan ne hikayeler..
    ***
           'Bak dinle! diye başladı.. 'Gittik Bolu'yu kendi sahasında 2-1 yendik diye başımıza iş aldık' Ertesi gün Sakarya'ya damladı bunlar, "Hocam, sana bin beşyüz lira verelim, Recep'i bize sat' diyorlar.. O zamanlar Ekrem Karaberber var o bakıyor bu işlere.. Kovmaktan beter etti bunları.. Ertesi gün Başkan Tuncer Tepe Recebi çağırıp 'bak' dedi 'durum böyleyken böyle bu Kabakçılar senin peşinde akıllı ol.. Ama bu kabakçılar gitmiş Recep'in abisini bulmuşlar, iş bitmiş..
    ***

           KORELİ..
           Adapazarlı biraz ayarsız 'zaten bunlar sabıkalı' diyor bizim için.. 'eskiden de yaptılar böyle.. Bir futbolcuyu dağa kaçırıp başına da tam techizatlı bir zeybek diktiler.. 'Bak' dedim 'olmuyor böyle, zeybek meybek.. Demin de kabakçılar dedin iki kere, ses etmedik, şu sahlep fincanını aktarıveririm kel kafandan aşağıya..'
    ***
          Zeybek dediği de bizim Ciba, Mustafa patırdı.. Yanılabilirim ama; Kaçırılıp Aladağ'da Cıba'ya teslim edilen de Rıdvan'dı galiba. En uygun adam o, Kore gazisi.. Kore'de omuzlarını düşürüp can çekişiyormuş gibi bir yürüdü mü; gören Korelileri uyku tutmazmış, öyle anlattıydı rahmetli.. Sultan Hamamı'nda anlattıydı; Kore'de Kanije'yi, Kunuri'yi önce Allah'a sonra Mustafa abiye emanet etmişler.. Tahsin Yazıcı 'Cıba'cım' demiş buralar sana emanet' Eee, Kunuriyi, Kanije'yi kimseye kaptırmayan Cıba, size Rıdvan'ı mı gaptıracak .. Öyle bir karşılama töreni, düzenlemiş ki gelenlere, adamlar soluğu Bolu Dağı'nda almışlar.. 'Godumun deyüsleri! diyerek Düzce ovasına doğru bir kaç el de ateş etmiş peşlerinden..
    ***

           KAMİL ÇAVUŞ..
           Tabi sadece Kore'ye gitmemiş bizim savaşçılar.. Üç İstiklal madalyalı Kamil Çavuş var mesela.. Boru değil, Çanakkale'den, Kurtuluş Savaşı'na kadar yedi cephede birden savaşmış Kamil ağa.. Eşi Fatma Hanım Akpınar'da; 'gız adam evde mi durdu ki çocuğumuz olsun?' dermiş.. 'On sene adam yüzü mü gördü Fatma ablan.. Bir de eskiler Bahçeköylü Cemal Yarbay'ı anlatırlar.. Yunanlıları Haymana'da pusuya düşürdüğünü falan..
    ***
           Baykan'ın vitrininde vardı üzerinde Japon, ya da Koreli kızların olduğu kartpostallar.. Hareket ettirdikçe kah gülen kah ağlayan.. Bir de Baykan'ın vitrininde sürekli dönen, iki bebek biblosu vardı hatırlayan var mı? Dönerken, kafaları öne doğru uzayıp öpüşen, ayrılan, sonra aynı noktaya geldiklerinde tekrar öpüşen.. Onlara bakmaktan evi unuturduk..
    ***
           Geçen gün Lütfi Erkan Gökçe arkadaşım aradı.. 'Hüseyin Özkan'ı yazdın ya' diyor, 'benimde ekleyeceğim şeyler var bu konuda' Sen bir konuyu anlatırken farkında olmadan başka bir hikayeye daha dokunuyorsun aslında.. Bazan anlattığın bir kaç satırın içinde başka hikayeler de saklı oluyor.. 'Deşdin yaramı be arkadaşım' diyor Lütfi Erkan Gökçe.. 'Panayırda sigaralara halka attınız mı hiç' diye soruyordun ya, şalvarlı bir kadın vardı orada diyordun; kaptırdığı sigarayı kurtarabilmek için bir elinden tutup diğer eline bir sıra halka daha tutuşturmaya çalışıyordu kadın.. Biz de oradaydık biliyor musun? Sen hiç fark etmedin bizi.. 'Hadi be..!.
    ***
           Hani 'zincirli' de bir adam musallat olmuştu da sana, havada yakalayıp tekmeleyince senin sandalye, fırıl fırıl dönerek çadırların üzerinden boşluğa uçuyordu, yıldızlara doğru.. Şimdi seni Heser'e (Hisar) postalayan korkma ağanın diyordu adam.. Seni şimdi Dadıca gönderiyan, çakmaklara gönderiyan, garacasu'ya gönderiyan ! Biz de oradaydık biliyor musun?, Üç kişiydik biz.. Seni okurken; 'Küçük bir kuş vurdum,
    Topal kaldı Temmuz'da'
    bir şiir var onu mırıldandım içimden.. 'Deme be Erkan, ağlatacan adamı..! 'Ben, Hüseyin ve Hüseyin'in üniversiteden kız arkadaşı, panayıra giderdik hep.. Çok az kişi bilir bu hikayeyi.. Alooo makinist..! 'Burdayım Erkan'cım dinliyorum..' Anlatıyorum da çok yazmasın telefon.. 'yazasa yazsın anasını satayım.. Sen aradın nasıl olsa.. 'Eeee sonra..
    ***
           Çok şeyler anlattı Lütfi Erkan Gökçe.. Hiç evlenmemiş mesela Hüseyin Özkan.. Üniversite'den dünyalar güzeli bir kız arkadaşı varmış.. Sözlenmişler, nişanlanmışlar hatta.. Hani bir film vardı Ali Mac Graw, Ryan O'Neal'in oynadığı, o filmdeki gibi bir sevdaymış aralarındaki.. Bir gün çığlık gibi bir haber gelmiş Bolu'ya, darmadağın olmuş Hüseyin..
    ***
          Aldığı bütün boşanma davalarında aileleri barıştırmak için uğraşmış hep.. Ev ziyaretleri yapmış çiftleri vazgeçirebilmek için.. 'Ben yandım siz yanmayın' demiş onlara.. Barıştırdığı çiftlerden onun adını çocuğuna koyanlar olmuş.. İnsanın tanıdığı biri ölünce kendi hayatından da bazı bölümler de yok oluyor.. Hakkaten şahitsiz kalıyor o bölümler.. Tanıdığın biri çekip alındığında hayattan, o hayat çöküyor üstüne, altında kalıyorsun.. 'Ölmüş bir kadının evrakı metrukesi' diye bir kitap vardı onu hatırlattı bana bu hikaye..
    ***
         Peki ya sen..? bazen ne yapsan olmuyor..
         Üflediler söndüm
         Karanlikta gönlüm
         Hiç bilmezdim ama
         Derindeymiş derdim.
    ***
          Liseler arası 1500 metrede Hüseyin birinci olunca Cahit Hoca gözlerine inanamamış.. Yarışı tamamlayanlar serilmiş çimenlerin üzerinde baygınlık geçirirken, Hüseyin 'tay' gibi dolaşmaktaymış hala.. Cahit hoca 'Lan oğlum' demiş, 'her gün lokalde'sin günde bir paket sigaran var, nasıl geçtin sen bu adamları? kestirmeden falan mı geldin? Yok hocam' demiş 'olur mu öyle şey, bu işler benim için vızıltı' Öylemiiii?demiş Cahit Sinan '4x400 bayrak yarışında seni koşturuyorum o zaman.., Bir ara uğra, bana, müthiş bir planım var onu konuşalım..
    ***
          Cahit hocanın bu yarıştaki planı Hüseyin birinci etapta koşarak getirdiği bayrağı arkadaşına vermiş gibi yapacak ama vermeden koşmaya devam edecek, ikinci etapta yine bayrağı vermiş gibi yapıp çaktırmadan kendisi koşmaya devam edecek.. Yani bir uçtan girip öbür uçtan çıkacak..Diğerleri de bayrağı teslim etmiş gibi rol yapıp kulvarı terk edecekler..
    ***
          Veee, Cahit hoca'nın bu planıyla dünya rekoruna gidiyorlarmış nerdeyse.. Hüseyin 4x400 de dünya rekoru kırayazmış.. Cahit hoca 'aferim lan' demiş 'çok iyiydin.. 'eeee dersler nasıl bakalım? sıfırlar falan varsa getir hepsini on yapalım.. (burası benim uydurmam..)
    ***
           Gülmekten ölecem! aklıma atletleri çeken bir kameraman vardı o geldi.. Finalde stadyuma atletlerin önünde giriyordu kameraman.. Hahahaha bari aynı hizada koş be adam..
    ***
             Hoşça kalın..

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Koltukları Cafe Sandalyeleri Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak