Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Hakem.. Yaşar Kemal.. Fahri Bey.. 

Erdoğan Mühürcüoğlu

    21 Aralık 2015

          Hakem.. Yaşar Kemal.. Fahri Bey.. 
           Bir tarihte Bolu'da yapılan Avrupa Genç Takım'lar Futbol Şampiyonası maçı vardı hatırladınız mı? D. Almanya- Rusya maçı.. Hiç alışık olmadığımız tarzda top oynuyordu adamlar.. Kıran kırana .. Yere düşüp yarım saat kalkamaz dediğin adam zınk diye kalkıveriyordu ayağa.. Bizimkiler hayatta kalkmaz.. Sağlık memuru Metin Yiğit abi gidecek, bir iki fısfıs yapıp, su içirip, sırtını yepeleyecek.. Başka türlü, öldür Allah kalkmaz..
    * * *
           Geçen hafta 'Beşiktaş hakemden bile gol yedi' dedik ya; başımıza iş aldık.. Ne kadar çok Beşiktaşlı varmış meğer.. Telefonla arayan arayana.. Başıma Beşiktaş kadar taş düşsünmüş.. Bir de buralı bir arkadaş çıktı; eczacı.. 'Onda ne var' diyor ' biz 70 yılında bir hakem gördük Bolu'da; dünyada başka bir örneğine rastlayamazsın.. 'Allah Allah' dedim 'Kimmiş o? 'Roland Marandez.. O maça kim verdiyse Allah'ından bulsun..!
    * * *
           Sizinkiler öğle yemeğinde Marandez'e 2 şişe bira içiriverince' diyor bu arkadaş 'adamın gözleri çakmak çakmak oldu.. Sürekli gülüyor.. Vara yoğa, her şeye.. Bir de maçtan önce bizim otele gelen ve bizimkilerin gazozuna ilaç atan birkaç Bolu'lu amigo var.. Çorbalarına, köftelerine, salatalarına..! 'Nuri Alço gibi mi? 'Aynen.. Bizim çocukların hepsi de cırcır oldu' Valla inanmıyorum' dedim.. 
    * * *
           'Ama olduysa öyle bir şey, Orhan yapmıştır kesin..! 'Olmuş ne demek bilader? diyor 'Coşkun Özarı bile yazdı bunu Milliyet de.. Biz 'Fruko Tepesi'ne gelince bir terslik olacağını anladık zaten.. Stadyumdan gelen sesleri duyunca bize buradan ekmek çıkmaz dedik.. 'Fruko Tepesi değil arkadaşım' dedim 'Fırka Tepesi orası..
    * * *
           Ne günlerdi ama.. Aklıma geldi de.. Lefter, Sarı Naci, Neagu, Kadri Aytaç.. Kimler geldi kimler geçti.. Ne tarihler yazıldı Gölyüzü'nde.. Sonra ne oldu? Hava civa.. Gazanfer, sigara paketlerinin üzerinde yeni 11'ler yaparken düştük birinci ligden.. Uğurlu gelsin diye kibrit kutularında ölü yarasa taşırken hem de..
    * * *
           Kapalının 'Beyaaaz' ına; açık tribünden 'Kırmızı..! çektiğimiz maçlar vardı.. Kale arkasının 'Kırmızı şimşekleeer' ine; 'dım dım dıbı dıbı dıııım diyerek karşılık vermelerimiz.. Kapalıda 'Bir liseli esmer kız-gözleri yıldız yıldız.. Üzerinde anne örgüsü lacivert hırka..  Bir terlik fırlatsa Mediha hanım karşıdan; stinger füzesi gibi gelir kafanda patlar.. 'Al sana, dım dım dıbı dıbı dıııım!'
    * * *
           Terlik Stinger füzesi olursa, ayakkabı da ağır bombardıman silahı olur tabi.. Onu da Balıkesirspor'lu İhsan kullanmış o maçta.. Mücahit bir pozisyonda 'Hacı Hasan Kemiği'nin üzerine düşünce 'senin yüzünden oldu' diye bizim Rıdvan'a çullanmış Mücahit.. Rıdvan ve Mücahit.. Katip ile yavru gibi.. Mücahit bir yumrukta Rıdvan'ı yere serince Soner koşmuş imdadına.. Sonra İhsan gelmiş elinde krampon.. O ihsan ki, kramponuyla havadaki Rus uçağını bile düşürür...
    * * *
           Eczacı arkadaş 'Fruko Tepesi' deyince; Arif hoca'nın Bolu'da kurduğu bir kooperatifden de bahsedildi.. Ve o kooperatifin harıl harıl Kızılcık suyu ürettiğinden.. Markayı hatırlayamadı kimse.. Ben ise ne markayı ne de kooperatifi.. 

            YAŞAR KEMAL..
            Allahım öldürecek beni bu adam.. 'Hani şu kibrit kutusuyla mektup attığın bir kız vardı, o muydu tribündeki? diyor.. 'En olmayacak birinin önüne düşünce 'Vallahi billahi sana yazmadım' diye yalvardığın..? 
    * * *
           Gülriz Sururi bir gün Taksim'den dolmuşa binmiş' Ee? 'bakmış ki, dolmuşta genç bir adam sürekli kendisine bakmakta.. Hmm? 'Bakmakla kalsa gene iyi.. Hafif yollu da sıkıştırıyormuş kızı.. İlk durakta inmiş Gülriz Sururi.. Adam da peşinden.. laf atmalar falan başlayınca, kız dönmüş adama; 'Bana bak! demiş 'defol git başımdan, yoksa polis çağıracam.. 'Polis”i duyar duymaz adam 'Vın turizm'.. Gülriz Sururi'yi ısrarla kim takip ediyormuş biliyor musun şapşik? Kim? 'Yaşar Kemal..! Hadi bee..! İnan ki o.. Yani senin kibrit kutusu çok masum kalır bunun yanında..'
    * * *

           FAHRİ BEY..
           Bir tek Fahri Bey'i hatırlıyorum o günlerden.. Hürriyet Caddesi'nde baston yutmuş gibi, tek başına yürüyen Fahri Bey'i.. Elemanları kaçmış bandonun, tek başına kalmış majörü gibi.. Tek başına ve uygun adımla.. Biraz daha kaldırsa ayağını 'kaz yürüyüşü' ne geçecek.. Emekli yarbaydı Fahri Bey.. O rütbede öyle oluyor besbelli.. Rahmetli İsmail Özer de öyle yürürdü.. 
    * * *
          Bir yangın gecesini hatırlarım.. Fahri beyin can havliyle evden üzerinde ceket, gömlek, kravat ve fötr şapka ile çıkışını.. Ceket'inin cebinde ipek mendil, kravatında 'kravat iğnesi..' pantolon? pantolon yok.. Onun farkında bile değil fahri bey.. Sadece iç donu var altında.. Allahtan o var.. Geceye damgasını vuran ise; Alevler ve havaya savrulan kıvılcımlar arasından onun eve dalma girişimleri.. Ve çocuklar..  Yangın yerini festivale çeviren, bir o yana bir bu yana çığlık çığlığa koşuşan.. 'Şehirleri çocuklar büyütür' derler doğrudur.. Ne kadar çok çocuk varsa sokaklarında; o kadar çabuk büyürmüş şehirler.. 
    * * *
           İtfaiye, Vali muavini, Emniyet Müdürü hepsi oradaydı o gece.. Hatta meşhur otomobiliyle Şemsi Samuri abi meşhur otomobiliyle.. Bugün o arabanın resmine rastlayınca hatırladım.. Ne satabildi Şemsi abi o otomobili, ne de doğru dürüst bakımını yapabildi.. Fotoğrafını koydum buraya.. 
    * * *
          Çok zor bir yazı oldu bugünkü.. Gerçekten..
           Hoşça kalın.. Kendinize iyi bakın..
                                                           

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak