Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Seçimler.. Parti.. Ziya Hilmi Bey.. Tevfik Abi..

Erdoğan Mühürcüoğlu

    22 Nisan 2015

          Vay anam vay! Yine seçim sathı maili'ne girmişiz.. Yine karman çorman olacak her taraf.. Afiş, bayrak, el ilanları, konfetiler havalarda uçuşacak.. Her yer türkü bar'a dönecek seçim arabaları geçerken 'Falanca parti adına Aslan market çalışanlarına ve onların değerli müşterilerine selamlar olsun..! diyecekler ' Turist Otel, Menekşe Otel çalışanlarına ve müşterilerine de selamlar olsun..! Hacı Lütfi efendiye hayırlı işler bol kazançlar..! (Yurdaer Otel'e beni işe almadığı için bişey söylemiyorlar)
    ***
           Seçim sathı maili'ne girmek deyimini rahmetli Adnan Menderes kullanmış ilk kez.. Sonra sekiz kez gidip dokuz kez gelen Süleyman Demirel.. Sen işe bak; eski günleri özlemek de varmış kaderde.. Dağlara taşlara "umudumuz Karaoğlan" yazdığımız günleri.. En başta da bizim evin duvarına.. İsmail Abi'den fırça yedik; 'saflıkta dünya markası oldun, tebrikler' diyor.. 'Ne diye Ecevit mecevit yazıp rengini belli ediyorsun ki? dünyanın bin türlü hali var..! Ona aldırmıyorum tabii.. Bana ulaşamadığında şarjımın bittiğini değil ölmüş olabileceğimi düşünüyor adam..
    ***
           Siyasetin en çok yapıldığı yer olarak Emniyet Kıraathanesi ve bitişiğinde Sönmez Yazıhanesini hatırlarım ben.. Sigara yanığı masa örtüsü, kenarından süngeri çıkmış iskemle ve 'bir ayağını altına almış' oturan yazıhane katibi; Muharrem Mangır, hasta Demürkırat'çı.. Yazıhanenin hem içinde hem dışında yolculara ait eşya; sepet, zenbil, çanta ve valizler.. Eski belediyenin arkasında nikah salonu vardı, Cos İsmail'in annesi Mahide hanımın kapısında nikah şekeri dağıttığı yer.. Tam karşısındaydı Sönmez Yazıhanesi.. 
    ***
           PARTİ..
          Tam o sıralar ortalık öyle bir kızışmış ki, Osman Can'ın kahvesinin duvarında İnönü, Bayar ve Menderes'in resimleri yan yana iken ayrılıp karşı duvarlara geçmişler.. Masalar da ayrılmış, Halk Partililer "altı ok"un, Demokratlar da DP'nin "el" ambleminin altına çekmiş masaları.. İşte bu ahval ve şerait içinde 'Ulan! demiş içlerinden biri, memleket bizim, vatan bizim, bu dertli baş da bizim!  Eee, halimizden anlayan da yok; 'biz kendi partimizi kendimiz kuralım, bu böyle olmayacak..' Gülenler olmuş, dalga geçenler falan.. 'Size mi kaldı bu işler, Menderes var, İsmet paşa var, size kim oy verü? 'Olsun! demiş Ali Fevzi bey 'biraz da Bolu'lular idare edivesin memleketi, Osman bey var başımızda; Kökez suyu içmiş adam..
    ***
           TBMM kayıtlarına göre partide; Genel başkan olarak Osman Taşkınbaş, genel başkan yardımcısı zabıt katibi Ali Fevzi Sağlam ve Basın ve halkla ilişkiler müdürü adliyede çaycı Kemal var.. Kemal Abi halkla ilişkiler için en ideal biri.. Yaka bağır açık, paçalar çorabın içinde.. Kemerinde anahtarlık, cebinde bozuk paralar şangır şungur..  Adamlar Kökez suyu içtiklerine güvenip çıkmışlar yola ama olmayınca olmuyor.. Üye sayısını üçten dörde çıkartamayınca mevzuat gereği kapanmış parti.. Kökez deyip de geçmemek lazım, yeter ki, bir iki yudum içmiş ol, Tımarhaneye düşecek kadar akıl fışkırıyor adamdan.. Bir örnek var mesela..
    ***
           Garip bir hayat, zor geçen çocukluk yılları.. Cumhuriyet döneminin en ünlü kişilerinden biri Tevfik abi.. Abdülbaki Gölpınarlı'nın meşhur 'Mesnevi'si o kontrol etmeden basılamamış..  Müsveddeleri önce ona götürmüşler.. Bazı yerleri düzeltip 'tamam' demiş 'bu şekliyle baskıya verebilirsiniz.. O Abdülbaki Gölpınarlı ki Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesi'nde Farsça, İstanbul Üniversitesinde Tarih ve Edebiyat dersleri veren biri.. Kitabı inceleyen ise sara nöbetleri yüzünden okula gidemeyen Tevfik efendi.. Üstelik iyileşip bir türlü çıkamadığı Tımarhanede inceliyor 'Mesnevi' yi.. Aynı odada kalan genç bir hasta daha var.. 'Buradan çıkartmayın beni' diye yalvaran Fikret Mualla.. Fikret Mualla 26 yıl Fransa'da yaşayan, orada 'Paris ressamı' olarak ünlenen ve Picasso'nun sergisine kadar gelip resmini satın aldığı biri.. 'Çıkartamazsınız beni buradan' diyor ' Tevfik abimden ayıramazsınız'
    ***
          Tevfik abi; yerli, yersiz söven, sövmenin ruh sağlığına çok iyi geldiğini iddia eden biri.. Sövüyor ama bizim gibi uluorta değil.. Onun sövmeleri; yokluğa, yoksulluğa ve haksızlığa.. Anası Emine hanım Bolu'nun Müstakimler Köyü'nden Abdurrahman Beyin kızı.. Çok merak ediyorum bu adamın soyu mu kurudu? dayısı, teyzesi yeğenleri, kimse kalmadı mı geride?
    ***
           Takarım boynuma makinayı düşerim yollara.. Ağaç kovuğundan çıkmadı ya bu adam.. Dayıları olmalı, kuzenleri, yengeleri, dedesi, ninesi, dedesinin kardeşleri.. Uzatırım mikrofonu sorarım.. Yok efendim ağaçta kedi mahsur kaldı, vatandaş arabasını yanlış yere park etti..! İş mi yani? Hoppala paşam bilmem nerem seyirdi.. Hahahahaha bu lafı da yeni öğrendim.. Neyse, çok afedersiniz.. Bak haber dediğin böyle yapılır.. Adam gitti taa Brüksel'de günah çıkartırken yakaladı Muharrem Hoca'yı.. Kilisede kıstırıp tele objektifle fotoğraflarını neyim çekti..
    ***
          Kimin hayatını yaşıyorsun sen? Kendininkini öyle mi? Dönüp baksan şimdi senden ne kaldı bu hayatta? Kendi içinde ne kadar kaldın yani? Karanlık mezarlıklardan 'destuur' çekerek, ya da tuzak gibi labirentlerden denk getirip geçerek ne kadar mesafe alabildin kendin olarak? Karşına dibi görünmeyen uçurumlar çıktı mı? Yol ormana girdiğinde koşmaya başladın mı, ormanın çoğalan seslerden ürkerek.. Aklına geri dönmek geldi mi? Ve sonra 'bedeli neyse ne!' dedin mi içinden 'dönersem 'anam avradım olsun..' dedin mi..?
    ***
          'Anam avradım olsun' bir yerde mi geçiyordu?.. Hemen bakarım şimdi.. Tüü, yazıklar olsun bana.. Can Yücel tabi ya.. 'Demans' diyor İsmail abim 'bol bol lahana yiycen, cövüz yiycen, şeytan teyyaresi yiycen..' sonuncusu hindiba gibi bir şeymiş..
    ***
           ZİYA HİLMİ BEY..
           'Sarı saçlı mavi gözlü abi anlatıyor' dedim; hemen 'derici Şahabettin'dir o' dedi 'Alimülazım'ların komşusu çakır.. 'Yok abi' dedim 'bu başka birisi.. Sarı saçlı mavi gözlü abi 'Akşamları çıktığımız bir kahve vardı Bolu'da' diyor.. O kahvede yan masada oturan, o zamana kadar hiç sesi çıkmayan biri kulağımıza eğilip 'yarın beni ziyaret ederseniz çok sevinirim' dedi 'çayımı içersiniz.. Ertesi gün iki arkadaş verdiği adrese gittik.. Meğer adam Bolu Ağır Ceza reisi imiş..
    ***
        Yaşını başını almış gün görmüş tonton biri.. Çok sevdik.. Tek korkumuz emekli olması, ya da başka bir yere tayin edilmesi.. Ama bir gün Ziya Hilmi bey kulağımıza öyle bir şey fısıldadı ki, şok geçirdik.. Meğer 26 yaşındaymış bizim ağır ceza reisi.. Makamı gereği yaşlı görünmek için her çareye baş vuruyormuş.. Sakal, bıyık, giyim, kuşam..
    ***
          Sarı saçlı mavi gözlü abi 'bir de ormanda kaybolmamız var' diyor.. Bir ayının bizi Kızılağıl Köyü'ne kadar kovalaması.. Ben Nazım Hikmet, arkadaşım Vala Nurettin ve ağır ceza reisi vekili Ziya Hilmi bey.. Korkudan altımıza ettik nerdeyse..
    *
          Yani sen elmayı seviyorsun diye
          elmanın da seni sevmesi şart mı..?
    *
          Almanya'da bir hayvanat bahçesinde "Dünyanın En Tehlikeli Hayvanı" diye bir bölüm var.. Sana verilen bir anahtarla girdiğin kabinde karşına bir pencere çıkıyor.. Sen korkuyla yaklaştığın penceredeki perdeyi hızla çektiğinde dünyanın en tehlikeli hayvanıyla karşı karşıya kalıyorsun.. Oraya yerleştirdikleri aynada kendinle burun buruna geliyorsun.. Güler misin ağlar mısın..? Ve buna bağlı olarak;
    ***
          İkisi de eskiden makam mevki sahibi olan kişiler.. 'Seni yakalarsam var ya! diye koşuyor biri diğerinin peşinden.. Kavga çıktı zannedip sanat merkezinin köşesinde belinden yakalıyorsun adamı 'Bak ayıp oluyor koskoca adamlarsınız' falan diyorsun.. İkiniz de zamanında makam mevki sahibi insanlardınız, üstelik de çocukluk arkadaşı.. Adam da bet beniz atmış nefes nefese.. 'Dur biraz nefeslen' falan diyorsun 'yok! diyor adam 'bızık attı şerefsiz..! diyor 'ben de ona atacam..! 'Tamam abi' diyorsun 'bak bayanlar falan geçiyor yanımızdan, kapat..! Dondurmacı Nail'de bakmaya başladı bu tarafa; kapat lütfen..!
            Hoşça kalın..
                                                                        

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak