Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Baba.. Vecihi Hürkuş.. Tayyare..

Erdoğan Mühürcüoğlu

    28 Nisan 2014

          1975 yılında Atıf Yılmaz'ın yönettiği, müziklerini Cahit Berkay'ın yaptığı bir filmde Abbas adında, halkı acaip sömüren zengin bir Bolulu var.. Bir de Halkın çok sevdiği Deli Yusuf isminde demirci ustası bir genç.. Zalim Bolu Beyi sürekli ezdiği Bolulular'ın ayaklanmasına karşı bir araba siparişi verince Deli Yusuf Bolu ağasına çok marifetli, tank gibi bir araba yapıyor.. Yapıyor yapmasına ama Deli Yusuf, aracın halka silah olarak kullanılacağını bilmiyor.. Öğrenince de 'İki sade, bana müsaade' deyip arabasıyla birlikte Bolulular'ın tarafına geçiyor.. Arabanın resmini bulup koyamadım, görseydiniz hemen hatırlardınız; hem arabayı hem de filmi..
         http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/2044/deli-yusuf-sican-araba
    ***
          İşe bakın, Amerikalılar da aynı bunun gibi 'DeLorean' isminde bir araba yapmışlar. Hem de aynı bizimkinden, tam deli işi.. DMC firmasının 1981-1982 yıllarında üretmeye başladığı bu araba, bizdeki gibi orada da akıllara ziyan bir filmde 'Geleceğe dönüş' filminde kullanılmış.. Ama bizimki film icabı 'maket' gibi bir şey.. Onlarınki ise gerçek, Renault - Volvo - Peugeot ortak yapımı.. Su gibi benzin yakan, iki ton ağırlığında.. Bu hantal araba şirketin iflas etmesi üzerine üretimden kalkmış.. Bugün rahmetli Deli Şemsi Abi'yi, deli Refik Firaki'yi ne kadar çok hatırlattı okuduklarım.. Rahmet olsun hepsine de..
    ***
           Şener Şen'in kahvehanede Jilet sattığı bir bir film vardı, kahvede jilet satarken içinde acaip diyalogların geçtiği bir sahne.. Şener Şen masaların arasında 'En iyi cilet budur! dünyanın bütün meşhurları bununla tıraş oluyor' diyordu 'İngiltere Kralı, rahmetli Başkan Kenedi, Taçsız Kral Peleee, Bakenbaueeer, kaleci Mayeeer, Nadya Komanaçi, Biricit Bardot ve Fenerbahçeli Cemil.. Hepsiii şöhretlerini bu bıçağa borçludurlar..!' Hatırladınız mı bu sahneyi..?
    ***
          Bir de, Adile Naşit ve Münir Özkul'un da olduğu ve Şener Şen'in 'Pilot Vecihi' tiplemesiyle çoluk çocuk herkesi gülmekten yerlere yatırdığı filmi vardı.. Elinde iç çamaşırları ile geldiği evde,  Münir Özkul'a; 'efendim, çamaşırlarınız uçağımın kuyruğuna takıldı da onları getirdim' diyordu.. Ayşen Gruda da 'Pilot Vecihi' nin sevgilisi rolündeydi filmde.. Türk filmi deyip geçmemek lazım, bazıları güzel gerçekten.. Aslında İlk Türk uçağını yapan Vecihi Bey karikatürize edilmiş bu filmde.. 1924 yılında İzmir'de ilk Türk tayyaresini kereste, tutkal, çadır bezi kullanarak yapan, motorunu savaşta düşen Yunan uçağından sökerek kendi uçağına takan 'Vecihi Hürkuş'tan esinlenilmiş.. Ama Vecihi bey tam anlatılabilmiş mi? Yok be, ne gezeeer ! Vecihi Hürkuş gerçek yaşamında öyle matrak bir adam ki, bu filmciler havasını alır..
    ***
           Vecihi Bey 1924 yılında İzmir'de "İlk Türk tayyaresini" yapmış ama bu tayyareye ruhsat vermemiş yetkililer.. 'uçmaz lan bu! filan dediklerinden mi? Hayır, ondan değil.. Görüyorlar zaten, adam bütün gün havada, tepelerinde.. Ruhsat veremeyişleri bu işten anlayan kimse yokmuş da ondan 'bu iş bizi aşar, başımız ağrır' diye yani.. Ee ne yapsın Vecihi? Vecihi Bey de "başlarım sizin vereceğiniz ruhsata" demiş, çarpmış kapıyı çıkmış..
    ***
          Ama pes etmemiş, 1930 yılında Kadıköy'de bir keresteci dükkanında, marangoz Şaban Efendi ile birlikte başka bir uçak yapmış.. Anadolu'nun çeşitli yerlerinde düşen hurda Yunan uçaklarının parçalarından yararlanarak biraz daha güzel olanını .. İstanbullular da alışmışlar artık Vecihi'ye.. Cadde de yürürken bir bakıyormuşsun tepende acaip bir şey ve içinde de Vecihi var, sokağın ortasına, tam senin önüne süzülerek iniveriyor.. Bir gün tekrar gitmiş yetkililerin yanına 'bakın' demiş 'bu sefer daha güzelini yaptım..'
    ***
          Yine baltalamışlar Vecihi beyi; 'Bu pır pır uçmaz' demişler 'bi sakatlık çıkartma başımıza, buna ruhsat muhsat veremeyiz..' Yetkililere çok bozulan Vecihi; 'madem benim tayyaremi ciddiye almadınız, ben de kendimi size kanıtlamanın başka yollarını bulurum' diyerek atlamış pırpır'ına, çevirmiş tayyaresinin rotasını Bolu'ya.. 'Beni anlasa anlasa Bolulular anlar..' Bolulular tepelerinde Vecihi'yi görünce epey şaşırmışlar.. 'Ulan' demişler 'bizim delimiz bize yetiyor, şimdi bir de bu mu çıktı başımıza? Havada asılı at arabası gibi bir şey.. Bu nereye iner, nasıl iner? Nereden bilsinler.. Adamlar yirmi yıl sonra bile 'Üzeyir usta'nın Bolu'ya getirdiği ilk arabanın önünden 'can havliyle' sağa sola kaçışan insanlar.. Rahmetli babam bile Üzeyir Usta'nın arabasını her duyduğunda eve kaçmış, yüklüğe girmiş saklanmış, anlatırdı..
    ***
             Ha bakın! şimdi aklıma geldi, bu anlattıklarımı Bolu'ya daha sonra gelen uçakla; 1934 yılında gelen uçakla karıştırmayın, benim bu anlattığımı Vecihi Hürkuş'un 1931 yılında gelişi, tek başına gelişi onu anlatıyorum.. Ondan önce zaten uçak muçak yok memlekette.. 1934 de  gelen uçaklar değil bu anlattığım..
    ***
           Neyse biz tekrar konumuza dönecek olursak; Nezihi alem bir adam, bir o yana dalıyor bir bu yana; Bizimkiler onun her dalışında 'saçak altlarına falan kaçıp saklanıyorlar.. 'Kalaylamaz olurlar mı Vecihi'yi? hem de nasıl.. Tabii Vecihi işin gırgırında, neredeyse eğilip aşağıya seslenecek 'Alooo goca usta, müsait bir yer yok mu aşağılarda? diye.. Karaçayır'da 'hergele' var, her tarafta inekler yayılmış otlamakta.. Bizim o taraflara 'Alibeyler Çayırı'na filan gelmek istese hayatta olmaz, sokmazlar.. Başta 'Şekerim Ali' amca var ki, 'İngiliz geldi!' zanneder, tüfeği kapıp düşer peşine Vecihi'nin.. İngilizlerin elinde yıllarca esir kalmış, İngiliz takıntısı var adamda, herkesi İngiliz zannediyor..
    ***
         Halkın şaşkın bakışları arasında tayyare müsait bir yere inmiş sonunda .. Bolu Valisi, jandarma alay kumandanı, Belediye reisi ve diğer bütün memurlar oradalar.. Vecihi Bey tayyareden indikten sonra hemen oracıkta kendini tanıtmış, tayyaresi hakkında bilgi vermiş.. Tayyareyi kendisinin yaptığını, tayyareciliğin çok zevkli bir iş olduğunu falan anlatmış.. Anlatmış manlatmış ama bakmış ki memleketimizin medarı iftiharı Bolulu 'Deli Refik'de orada, merakla uçağın orasını burasını kurcalıyor.. Hahahaha  'Deli Vecihi'  elindeki sopasını hemen arkasına saklamış.. (Burası şaka tabi..)
    ***
           Dikkat ettiyseniz 'falancayı tanıyor musunuz? diye başlıyorum hep.. Belki yazıya böyle bir soruyla başlamak daha kolay geliyor.. Hani biri çıkıp 'Ee, tanıyoruz ne olmuş? dese hapı yutacam.. Tapu dairesinin oralarda mıydı neydi, Arzuhalcilik yapan, yalan olmasın ama, İşçi partili bir adam vardı, yazdığı şiirleri yolda çevirdiği tanıdık, tanımadık herkese okuyan  biri.. Ama o zamanlar da solcu molcu olmak baya cesaret isteyen bir şey, kimse o tür görüşlere alışkın değil daha.. Solcu deyince akla hemen, Nazım Hikmet geliyor, Zekeriya sertel, Fakir Baykurt, İlhami Soysal, Behice Boran falan geliyor.. Hani meclise girerken işçi partili Çetin Altan'a kapıdaki polisin selam durmak istemediği görmezden geldiği zamanlar.. Çetin Altan'ın meclise 'ele güne karşı, bir gören mören olmasın, madara olmayalım' diyerek birilerinin arasına karışıp girdiği sıralar..
    ***
          Bir de Börekçiler sokakta oturan bir amca vardı, altın fırın'ın oradan giriyorsun sağa dönünce hemen oradaydı evi.. Bahçe içindeki mütevazi evinde oturan bana göre sessiz, kendi halinde biri.. Hep üstünde bir deri ceket ve ağzında sigarası ile kalmış aklımda.. 'yasemin ağızlık' la sigara içerkenki haliyle.. Bu nasıl bir şeyse, adamı iki, üç günde bir polis evden alıp götürüyor.. Görünürde ikisinin de yaptıkları bir şey yok yani.. Ya kahvede yapılan bir sohbet, ya da gazetedeki, radyodaki bir habere yüksek sesle yorum yapmak, birilerini kalaylamak belki.. Çevreden birilerinin gammazlamasıyla yani..
    ***
          Bu anlattıklarım gazeteler başbayisi Hüseyin Abi'nin (Hüseyin Akgüngör) koltuğunun altındaki gazetelerle 'Cinayeti yazıyorrr ! 'Salacak canavarını yazıyor ! 'gangaster Necdet Elmas'ın hapisten nasıl kaçtığını yazıyorrr ! diye bağırarak dolaştığı zamanlar Bolu sokaklarında.. Alem yıllar'dı o yıllar.. Kahvehanelerde eskiden yan yana duran İnönü ve Menderes resimlerinin birbirinden ayrıldığı, Halk Partililerin "altı ok"un altına, Demokratların da Menderes'in fotoğrafının altına masalarını çektiği zamanlar.. Ahalinin cenazede bile selamlaşmamaya başladığı yıllar, her yerde; Aşşa çarşı!, yokar çarşı!, arasta, kasaplar içi, attarlar içi..
    ***
             Dondurmacı 'Töperlek' ya da 'yuvarlak'ın (isim tartışmalı) gaaaymaaak dedikk! diye dolaştığı zamanlar sokak aralarında.. 'Tekerleri yalpalayan' dondurma arabasıyla bütün Bolu'yu baştan başa dolaştığı.. Benim bütün bir ülkenin Bolu'dan ibaret olduğunu, Vehbi Koç'un da Bolu valisi olduğunu sandığım zamanlar.. Sanırım ayakkabı tamircisiydi, yine yukarıda anlattığım mahallede oturuyordu.. Sarı, ince uzun bir delikanlı vardı.. Hiç unutmam bir gün tam 'altın fırın'ın önünde, caddeden karşıya geçecek; yolun ortasında yağmur suyu var, olsa olsa bir avuç su..
    ***
          Orada takılmış kalmış bir türlü geçemiyor., Esrar'dan dedilerdi, esrar çekmiş güya.. O minicik su birikintisi kıyısında sallanıp duruyor.. O kadar çaresiz, zor durumda ki, neredeyse ağlayacak.. Cesaretini toplayarak bir iki hamle yapıyor, olmuyor.. 'hayali' azgın dalgalar aman vermiyor, her denemesinde tırs'ıp geri çekiliyor.. Bereket versin arzuhalci baba' nın yazıhanesi vardı orada.. Çıktı geldi, unutamadığım bir sahnedir, bir hamlede adamı kucaklayarak karşı kaldırıma koyuverdi.. 'Baba' Hulusi Kentmen tarzında bir adamdı allah rahmet eylesin.. Cemal ve Kemal Şişman'ın da babası..
    ***
            Bazen ayağına bir fırsat gelir 'Şuna bir iki laf sokayım..' diye düşünürsün.. Bugün öyle yapacaktım karambole geldi, olmadı beceremedim, 'titan titana ! falan diyecektim olmadı.. Haftaya bi daha denerim artık.. Hoşça kalın..

                                                          

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Bolu Çatı Tamiri Bolu Kamera Sistemleri Tonet Sandalye