Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Zeybek..Yolcu.. Çiçek Sineması..

Erdoğan Mühürcüoğlu

    4 Mayıs 2015

          Zeybek..Yolcu.. Çiçek Sineması..
          Yıllardır tanıdığın ettiğin ya da tanıdığını sandığın adam.. Tövbe estağfurullah.. Tamam, insan yaşadığı yere alışmaya, uymaya çalışacak ama Kerimoğlu Zeybeği ile ne işimiz olur.. Siz hiç zeybek oynayan Bolu'lu gördünüz mü..? Mahallede düğün var ve biz düğün evinin karşısında, Kerimoğlu zeybeği oynayacaz.. Çakırcalı Mehmet Efe gibi dizilecekmişiz.. Kollarımız kartal gibi açık, kulağımız zurna'da, gözümüz de İsmail abide.. O, 'hadi goçlaaar' deyince biz; iki dönüp, bir diz çökecez, önce sağ sonra sol dizimizi yere dokundurup kalkacaz..
    ***
           Gözünü sevdiğimin memleketi yordun beni, bıkıttın.. 'Aman ördek' oynasak' olmaz mı abi diyorum bu 'Kerimoğlu zeybeğine hiç kafam yatmadı benim.. 'Olmazmış, Bolu'luların kim olduğunu gösterecek mişiz.. 'Abi' diyorum 'bak yanlış yapıyoruz.. Uygur'lar da gelin almaya geldi buraya, kimse oyun moyun istemedi onlardan.. 'Uygur'un oyun oynayacak hali mi vardı' diyor, 'herkes senin gibi 'gınamsuk' değil.. Bir kazan keşkek yedi adam, nasıl kalkıp oynayacak..?
          Vallahi zır yalan, ben de aynı masadaydım ve asla öyle bir şey olmadı.. Hatta 'Gültopu' ailesinden birileri daha vardı Bolu'dan.. O hala 'dizleri yere vurukan bana bakacaksınız' diyor.. Keşkek buraların başlıca düğün yemeği.. Allahın gücüne gitmesin ama.. Bana göre değil.. Etleri tabağa küçük küçük didiyorsun, püre haline getirdiğin buğdaylarla karıştırıyorsun.. Bizim yemeklere mi benzer? Düşünsene 'Merkez Lokantası'nı, Haşim'i, Lezzet lokantası'nı, Kebap 14'ü.. Yokar Çarşı'da Tatar Ali amca'nın lokantasını.. Cevat Abak hocaya rastlarız diye korkarak girerdik.. Cevat Abak'ın babasıydı Ali amca.. Sevdim bu yemek konusunu ben yaw..!..
    ***
            Piran vardı bir de değil mi? İki metre derinlikte, en az üç tane koyunun yan yana asıldığı, alttan ateşi yiyince yağlarını cazır cuzur bıraktığı çukur.. Kuyunun ağzında yağlı, isli askı demiri.. Bırak koyunu; mandayı bile assan çeker.. İbrahim usta Kuyudan gelen piranı kuvvetlice sallayınca kemiklerinden ayrılan etlerle dolardı tezgah..
    ***
           'Haşim Lokantası'nı da yazdım ya İsmail abi..! Gözlükleri tak da öyle bak.. Yurdaer Abi beni işe almadı diye özellikle yapıyormuşum.. Olur mu hiç? Tarihe mal olmuş koskoca bir müessese.. Öyle icap etmiştir.. Konumuz da o değil zaten.. Çiçek Lokantası'nda kör Abdullah amca 'iki kere iki döört, bir de elde var etti onbeeeş! diye hesap yapıyormuş da bilmem neymiş..

          YOLCU..
           1939' yılında Marlene Dietrich'in meşhur ettiği ünlü bir Alman şarkısı var.. Kışlanın önünde bir sokak lambasının altındaki nöbetçi anlatılır bu şarkıda.. Dinleyeni hemen etkisi altına alan savaş yıllarının hüzünlü bir şarkısıdır bu.. Her gece 21:55' de Belgrat Radyosu bu şarkıya başlayınca iki taraf askerleri ateş keser, bittiğinde yeniden başlarlar.. Bir alman askeri anılarında 'öyle bir şarkıydı ki 'Lili marleen' dinlerken geride bıraktıklarımız aklımıza geliyor, ağlıyorduk.. Yine öyle bir geceydi.. Ateşi kestik Lili Marleen' i dinliyoruz.. Birden çok tuhaf bir şey oldu.. Düşman siperinden ayağa kalkan biri, bozuk bir Almanca ile 'Hey..! diye seslendi 'şu radyonun sesini biraz daha açamaz mıyız..?
    ***
           İyi ki bilet alırken 'bayan yanı olsun' demişim.. Hahahaha.. Yol arkadaşım çok 'hoşsohbet' biri çıktı.. 'Bolu değişiyor, gelişiyor' dedi 'ama havası aynı, yine güzel, yine ferah.. Öğrenci şehri, asker şehri.. Nezih bir şehir.. 'Öyledir! dedim.. 'Ben ilk Ağustos ayında geldim Bolu'ya' diye başladı.. 'Abimlere gelmiştik.. Yorgan, battaniye ne varsa örtmüştü üstümüze garibim.. Hem çok güzel hem de çok kötü anılarım oldu Bolu'da.. Bildiklerimizin dışında başka dertler de olduğunu orada yaşayarak öğrendim.
    ***
           'Eve kömür alınınca, yolda kömürü 'indra Gandi' yapmasınlar diye abim şoförün yanında gider gelirdi.. Kamyoncu yakınlarından birinin kapısına üç beş kürek atıverirmiş geçerken.. Bir de unutamadıklarımdan: aynalı, püsküllü, at başlı arabası ile 'otomobil Ali' vardı ve onun beline bağladığı tahta arabası.. Son zamanlarda bir de direksiyon simidi taşıyordu galiba.. Direksiyondan vites değiştirdiği detayı kalmış aklımda.. Sonra, Ağzını sonuna kadar açarak 'Aaaaa..! diye bağırırken aynı anda dizine vuran deli Hasan..
    ***
           18 yaşımda ilk çocuğumu gözyaşları içinde kaybederken aynı hastanenin üst katında başka bebekler doğuyordu alkışlarla.. Son gittiğimde o geldi aklıma..' Allahtan dostlarım vardı, yanlız kalmadım.. Burcu'mu, Fatma'mı ve bir sürü Bolu'lu dostumu öyle tanıdım.. Kulağıma eğildi 'bir şey daha anlatayım mı size? dedi 'ama bak! aramızda kalacaksa..' Ayıpettin! dedim, o nasıl söz! bizden laf çıkmaz..
    ***
           'Askere gitmeden evvel bir gece annemi aramış' Eeee? 'ben onu çok sevdim, ondan başka hiç kimseyi böyle sevmedim' demiş.. 'Bak sen..! ' Sen de annem gibisin, askere gidiyorum, gitmeden bir sesini duysam' demiş, ağlamış.. Gurur yaptım konuşmadım.. Aradan aylar geçti.. Soğuk, çok soğuk bir geceydi.. Adliyeden subay lojmanlarına doğru yürüyorum.. Karşıda Şerbetçi apartmanı, biraz ileride Atatürk Heykeli onun da ilerisinde Vali konağı var.. O gece de nasıl kar yağıyor.. Subay lojmanlarının önünde sokak lambasının aydınlattığı nöbetçi kulübesine takıldı gözüm ..
    ***
           Miğferinin altından gözlerini fark ettiğimde bayılacaktım az kalsın.. O'ydu.. Koşup boynuna sarılmak geldi içimden.. Yapamadım kapüşonumu yüzüme indirip hızla uzaklaştım.. Sabah işe giderken, gece yarısı eve dönerken hep rastladım ona.. kafamı önüme eğip geçtim her seferinde.. Yıllar sonra en yakın dostuma beni sormuş..
    ***
           Neyse..! işte böyle bir şehirdi Bolu.. Harman zamanı düvene binmeler, 'Cibigulak' toplamalar.. Ovmaç çorbası, kabaklı gözleme, kedi batmaz, keşli cevizli erişte, Mengen pilavı, Kıbrıscık pilavı.. Hepsini öğrendim.. Ev aldım.. Ömrüm yeterse Keçiören'i bitirip Bolu'da yaşayacağım.. Kendi kendime mi konuşuyorum ben? Siz beni dinlemiyorsunuz! 'Yok! dedim, 'anlattığınız yerleri pek bilmiyorum da ondan.. Ama, dinliyorum sizi, hikayenizden baya etkilendim..
         Yalan sığdım, biliyorum oraları halbüse..
    *
          Gözümde canlanır koskoca mazi,
          Sevgilim nerede ben neredeyim..
    *
           O bilir diye 'Cibigulak'ı sordum İsmail abi'ye.. 'Cibigulak mı? o ne laa? diyor.. 'Çükündür mü? Kuzukulağı mı? hiç duymadım..!
    ***
             ÇİÇEK SİNEMASI..
            Tempolu yürüyelim derken dalgınlıkla Akçay'daki yazlık sinemanın oraya kadar gelmişiz.. Biraz dinlendik.. Boya badana falan yapıyorlardı sinemada..Tahta sandalyeler onarılıyor elden geçiriliyor.. dediklerine göre yazın vıngır vıngır kaynıyormuş burası.. Geceleri çok sıcak olduğundan vatandaş, atletle şortla gelip film seyrediyormuş..
    ***
          Ulan dedim biz hırkasız çıkamazdık.. Üzerimize bişey almadan ne sinemaya gidebilirdik ne de panayıra.. Bütün yazlık sinemalar da birbirine benziyor.. Bolu'dakinde de aynı sandalyelerden vardı.. Beş, altı tanesi birbirine tutturulmuş tahta sandalyeler.. Sıranın başında oturan kıçını oynatsa öbür uçta oturan adam da sallanır..
    ***
            Bolu'da Çiçek Sineması'nda hiç unutmam; duvarın dibinde uyuyor sandığımız köpek filmdeki hemcinslerini görünce havlayarak perdeye saldırmıştı.. Filmin en heyecanlı yerinde bir arabanın havalı kornası içine ederdi filmin.. Ama ben en çok orada görüldüğü söylenen İshak kuşun'dan korkardım.. Bir gözüm ağaçlarda olurdu, bir gözüm de perdede.. Çirkin bir kuş İshak, Baykuş cinsinden..
    ***
           1950'li 1960'lı yılların günde üç seans yapan Şehir sinemasını başka şehirdeki sinemalarla karşılaştırınca Lütfi Nami beye hayranlık duyuyor insan.. Bakıyorum da o yıllarda Bolu'da yaşamış herkesin anılarında bu sinema ve onun işletmecisi Sabahattin Koçlu var.. Helal olsun, rahmet olsun..
            Hoşça kalın..
           (Fotoğraflar; Adnan Koçlu, Mehmet Orhanalp ve Bolu Nostaljik Fotoğraf meraklıları sayfasından)

                                                          

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak