Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Fosforlu Cevriye.. Serhan Hoca.. Yeşil Yol..

Erdoğan Mühürcüoğlu

    28 Nisan 2016

         Fosforlu Cevriye.. Serhan Hoca.. Yeşil Yol..
           Suat Derviş'in romanından uyarlanmış Fosforlu Cevriye diye bir film vardı hatırlar mısınız? Aynalı karakollara düşen, kolları damgalı, kara sevdası gözlerinden belli.. Sokaklarda büyümüş, evsiz, barksız.. Çevresinde yasa tanımaz kişiler; yankesiciler, kabadayılar, fahişeler.. 
    * * *
          Filmin iş yapması üzerine 'Kıtıpiyoz'a Tuzak' ve 'Fosforlu Oyuna Gelmez' filmlerini de yapmıştı bizim uyanık sinemacılar.. Ardından da 'Karakolda Ayna Var” ile 'Kız Kolunda Damga Var” filmlerini.. Aslında 1930'larda yaşanan gerçek bir olaydan yola çıkılarak çevrilmiş bu film.. 
    * * *
           Filmin konusunu tam olarak hatırlamıyorum ama; bir hayat kadının polisten kaçarken bir sandala sığınması vardı galiba.. Ve orada 'Entel' bir adamla tanışıp ona sevdalanması.. Konusu o kadar olağanüstü değildi belki ama; şarkısı güzeldi.. Belki sırf o yüzden bu güne kadar gündemde kalabildi Fosforlu Cevriye.. 
    * * *
          Yukarıda; 'aslında gerçek bir olaydan yola çıkılarak yapılmış bu film' dedik ya.. Biraz kurcalayınca çok şaşırtıcı bilgiler çıktı içinden.. 1930'larda yaşanmış bu gerçek olayda Bolu'nun da adı geçiyor sık sık.. Hem de ne geçmek..
    * * *
          Eline tutuşturulan eroin paketi ile yakalanınca, bir yıl hapis cezası almış Fosforlu Cevriye.. Cezaevi sonrası da Bolu'ya sürgün'e gönderilmiş.. Daha sonra da hep birlikte yaşamaya başlamışız onunla.. Yokar çarşı, aşşa çarşı, Bolu pazarı, panayır.. O sıralar bizdeki abi'lerin de hepsi o biçim ya; hiç yabancılık çektirmemişler Fosforlu'ya..
    * * *
           Dedem İsmail ağa var mesela.. Yaylı arabasını gözden uzak bi yerde görmesin zaptiyeler.. Anında basarlarmış orayı; eller yukarı, cepler dışarı..! Bir bakarlarmış ki, ne kadar eski kulağı kesik varsa orada.. Orta yerde tombulca bir abla; çevresinde İsmail ağa ile arkadaşları.. 'Hamam tası gümüşten/ Yeni çıktım ben işten.. Teey teeey teeeeytt..! 
    * * *
           Ilcaya yolcu taşırken ıslıkla çaldığı türküye, omuzlarını oynatarak eşlik eden biri İsmail ağa.. Keyfine düşkün, iki köfte için mangal yakan adam.. 'Sabit Şerif'in fırınından karneyle ekmek alır arka bahçede kuyunun başında mangal yapar.. 
    * * *
          Masal değil anlattığımız ha..! 'Film icabı' da değil sayın okur..! Gerçek.. Neyse; Fosforlu Cevriye'nin cezası dolmadan, Bolulu bir kamyoncuyu kafaya alıp İstanbul'a kaçması var.. Kaçması ve yine kanun kaçağı durumuna düşmesi.. Şimdi o kamyon şoförü aranıp bulunmaz mı Allah aşkına.. Kimdir? Kimlerdendir? Neler yaşanmıştır aralarında; sorulmaz mı..? 
    * * *
          Bu arada; sürekli dedem İsmail Ağa'dan örnekler veriyoruz ya; yanlış anlaşılmasın; kendimizi öne çıkarma gibi bir niyetimiz olduğundan değil .. Kötü örnekleri kendimizden; iyi örnekleri de şehrimizin saygın ve mümtaz kişilerinden verme arzumuzdan.. 
    * * *
           60'lı yıllarda Bolu'da izlediğim bir kaç film vardır unutamadığım; Sidney Poitier'in 'Sevgili Öğretmenim'i, Charles Bronson'un 'Yağmurla gelen adam'ı, Dustin Hofman'ın 'Köpekler'i gibi.. 'Sevgili öğretmenim'e bir alman kanalında rastlayınca yeniden izledim.. En son izlediğimin üzerinden kırk yıl geçmiş nerdeyse..
    * * *
           Filmde asıl mesleği mühendislik olan Sidney Poitier'in bir lisede öğretmen olarak işe başlaması anlatılıyor.. Genç ve deneyimsiz bir öğretmen ile çeşitli okullardan kovularak gelmiş bisürü haylaz var filmde.. İt kopuk takımı.. Ve onlarla arkadaş olmayı, sorunlarına eğilmeyi deneyen Sidney Poitier.. 
    * * *
           Öğretmen olmak; üstelik bir lisede öğretmen olmak; zor iş.. Kimse evinde bir tanesiyle baş edemezken sen her sınıfta en az 30-40 kişiyle uğraşıyorsun; Ukelası var, problemlisi var, cıvığı var.. Var oğlu var.. Kanser olur adam.. Bolu Lisesi'nde yaşanmış çok komik bir olay dinlemiştim; Arkadan usulca yaklaştığı arkadaşına eşşek şakası yapan ve onu cıyak cıyak bağırtan biri vardı.. Ve aynı şakayı gri takım elbisesinden tanıdığı arkadaşına yaparak intikam alan diğeri.. Gri takım elbiselinin okula yeni tayin olan Türkçe'ci olduğu anlaşılınca da kızılca kıyametin kopması..
    * * *
           SERHAN HOCA..
           Geçenlerde bir yerde okumuştum; Kadir Has üniversitesinin en kaliteli öğretim üyelerinden biriymiş Serhan hoca.. Öğrencilerin en sevdiği, hayran olduğu kişi.. Dersinde sakız çiğnemek, tost yemek, kahve içmek serbest.. Yeter ki ders düzenini bozacak bir girişimin olmasın.. Serhan hoca eski bakanlardan Kazım Oksay'ın oğlu.. Çoğumuzun tanıdığı biri yani.. Kader ağlarını bir kere örmeye başlamasın.. Kulaktan kulağa öyle haberler dolaşmaya başlamış ki, kahrolmuş sevenleri, öğrencileri, arkadaşları.. 
    * * *
           'Dünya iki gülmek, üç ağlamaktır' diyor İsmail abi 'Servet, şöhret, başarı; hepsi hava civa.. İşin aslı; Bir kapıdan girip, öbür kapıdan çıkıyorsun.. Doğru mu bilader? 'Aynen' dedim 'son dediklerini pek duyamadım ama; aynen..'
    * * *
          YEŞİL YOL
          Bu tür haberler hep bir arkadaşımla onun küçük kızını hatırlatır bana.. 'İşimiz 'yeşil yol' filmindeki John Coffey'e kaldı tertip' diyen bir arkadaşımı.. 'Şu an yanımızda olaydı da, bir üflemesiyle değişivereydi hayatımız' diyen.. Bazı geceler karanlıkta sigara içerken rastladığımız.. Anasının 'Ağla ağla! açılırsın! dediği..'Ağla ağla açılırsın kamyoncu..!
    * * *
            O filmi izlememiştim ama; doğa üstü güçleri olan birinden bahsettiğini anlamıştım arkadaşımın.. Yeşil yol filminin zenci mahkumundan, John Coffey'den.. İzlediniz mi o filmi? John Coffey'in elektrikli sandalyeye götürüldüğü sahneyi?; 'Karanlıktan korkuyorum patron' dediği? 'n'olur ışığı kapatmayın, korkuyorum' dediği..
    * * *
           Yazının sonuna geldik; 'Bir ara Kazım ile Besim Abi'yi de yazalım' diyor İsmail abi.. Sen "Perukar" kardeşler diye yazarsan daha havalı olur.. "Perukar" eski dilde "berber" demek.. 'Fenni sünnetçi' olduklarını da yazarsın.. 'Fenni sünnetçi' notu var zaten kartvizitlerinde.. Hatta bir fotoğraf bile var..' 
    * * *
           Boş bulunup 'Ne fotoğrafı? dememe çok kızdı.. 'Besim abi'nin fotoğrafı tabii' dedi 'Ne fotoğrafı olacak..! Ciddiyete davet ediyorum seni..! Tövbe estağfurullah..! 
    * * *
           'Emniyetçiler'in eski otobüs yazıhanesinin yanındaydı dükkanları.. Otobüs yazıhanesi ile Ağaç sevenler lokalinin arasında.. İki hafız kardeş vardı Taşoluk'tan; onları da yazarız.. İsimlerini çıkartamadım ama sorun değil, buluruz.. 'Tamam abi' dedim 'ayıpettin, yazarız' Reşat Aker'in bir türküsü var, bugün onunla kapatalım mı? 'Tamam' dedim 'Nasıl istersen..! 
    *
          Taşoluğun pınarları harlayor, 
          Mehmet efenin de silahları parlayor,
          Gökte melek yerde insan ağlayor..
          Amanın ağalar böyle zulüm olur mu?

           Hoşça kalın..

                                                  

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Bolu Çatı Tamiri Bolu Kamera Sistemleri Tonet Sandalye