Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Hamam.. Şapka.. Ünsal Bey.. Bir liseli esmer kız..

Erdoğan Mühürcüoğlu

    16 Mart 2015

          Hamam.. Şapka.. Ünsal Bey.. Bir liseli esmer kız..
          Bu ara elime aldığım her şeyi bozuyorum.. Bir günde insan hem televizyonu bozar, hem de fotoğraf makinesini klozete düşürebilir mi? Ben düşürdüm.. Televizyon hadi neyse de fotoğraf makinesi gitti..! Nazar mı var bende İsmail abi? diyorum, hem etrafımdaki insanlara hem de eşyalara zarar veriyorum.. 'Ya başlıycam şimdi nazarına da, fotoğraf makinasına da' diyor. 'Ne zaman bir laf edecek olsam hemen kendini ortaya atıyorsun..'
    ***

          HAMAM.. ÜNSAL BEY..
          Lafına limon sıkıyormuşum.. İsmail abiyle İstanbul Çemberlitaş Hamamı'na gidecez.. Mevzumuz o aslında.. Sofular ve Celal ağa hamamlarına gitmiş de, bir de burayı denesek diyor.. Çemberlitaş Hamamı pahalıymış biraz.. 11 Hazirana denk getirmeye çalışacaz.. Doğum günlerinde bedava oluyormuş hamam.. Hüviyetini gösterip geçiyorsun.. Kese, mese, her şey bedava.. İstersem beni de götürecek ama, benimki Alman usulü..!
    ***
          Bu hamam mevzusu Kamile Hanım'dan açıldı.. Geçenlerde röportajı vardı bir gazetede.. Ben de hayranıyım kendisinin.. Haberleri Nevşin Mengü'den, spor haberlerini de Kamilanım'dan takip ederim.. Gerçi şimdilerde pek görünmüyor.. 1.74 boy. vücut ölçüleri 87- 60 -90, ayak numarası 38.. Hastasıyım kendisinin.. Stephanie Seymour mu yoksa Kamile Hanım mı diye sorsanız, Kamile Hanım derim.. Kusursuz yüz hatları, derin bakan gözler.. Kamile Hanım dediğim 1997 Türkiye 4ncü güzeli Burcu Esmersoy.. Kamile Burcu Esmersoy.. '15 günde bir hamama gitmezsem yapamam' dedi ya; İçimiz bi hoş oldu.. Aklımıza hemen Ali Murat Karageyik ve onun 'yemenimin uçları' türküsü geldi.. 'Ak topuk beyaz gerdan her gün hamamdan gelir'
    ***
         Kahve Yemen'den gelir
         Bülbül çimenden gelir
         Ak topuk beyaz gerdan
         Her gün hamamdan gelir
    *
         Yemenimin uçları
         Ben çıkamam yokuşları
         Beni de baştan çıkaran
         Ah şu Bolu'nun kızları
    *
          Ali Murat Karageyik 25.04.1947 tarihinde vermiş bu türküyü TRT'ye.. Gerçi türkünün bir yerinde 'Sultan Hamamı' da deyiverseydi muhteşem olacaktı.. Ali Murat Amca'yı tanıyorsunuz.. Bir zamanlar onun Karaçayır'daki evinden bahsetmiştik.. Hani o ev Karageyik' lerin evi değildi de Ankara Radyosu'nun Arı Stüdyosu gibiydi sanki.. Saniye Can, Nurettin Çamlıdağ, Osman Özdenkçi, Nida Tüfekçi, Ahmet Sezgin, Ahmet Gazi Ayhan.. Bizden de; Hakkı Saz vardı, Ahmet Sevinç, Emin Aldemir, Genca.. Radyo sınavlarına hazırlanan Berber Fadıl Abi de vardı.. 'Hadi Fadıl..! bi tane de sen patlat' dendiğinde birkaç türkü de o okuyordu..
    ***
          Onu düşünüyorum; Nedense hepsi de fotörlüydü eve gelenlerin.. Eski fotoğraflara baktığımda ilk dikkatimi çeken de o oluyor.. Kaşmir paltolar ve üzerinde envai çeşit fotörler.. Şapka konusunda biraz acemiydik galiba.. Şapkacı Fehmi Amca ne getirmişse İstanbul'dan; herkes onu takıyordu kafasına.. Veya dükkanda kendi yaptıklarından birini..
    ***
          Şansa kalmış; 'Lengeri fötr' de çıkabilir Fehmi Usta'nın elinden, 'Safari şapkası' gibi bir şey de.. Bir de kulp taksan kenarına, bildiğin lazımlık.. Hahahaha.. Zati Sungur'unki gibi silindir olanını bile gördüm ben.. Kimseyi kınamıyorum tabi, o devirler de öyleydi.. Fehmi amca da çok yakın akrabamdır zaten.. İyi ustaydı, köşe minderi gibi adam derlerdi.. Ne kötü laf demeyi bilir, ne kimseye sesini yükseltir.. İyi de kanun çalardı.. Allah rahmet eylesin..
    ***

         ÜNSAL BEY..
         Burcu Esmersoy'un hamam röportajı sebep oldu bu yazının yazılmasına.. Sonra Ali Murat Amca'nın türküsüne kadar geldik.. Sadece ona gelsek gene iyi, rahmetli hakim Ünsal Yararbaş'ı bile hatırladık.. Hani Burcu Esmersoy bir İtalyanla evlenmişti de kocası Katolik olduğu için bir türlü boşanamıyordu.. Mahkeme kararına bile 'olmaz! diyordu kilise.. Hakim Ünsal Yararbaş'ı o yüzden hatırladık..
    ***
           Rahmetli de boşanma kararı vermekten nefret eden, kimseyi boşamak istemeyen biriymiş.. Bolu Barosu'nda 'Katolik Hakim'e çıkmış lakabı.. Eğer dosyan ona gittiyse yandın..! Hele arada çoluk çocuk da varsa bi dayak yemediğin kalıyor.. 'Ne boşanması' diyor, 'hadi yaylan bakalım, indirme beni kürsüden..! rahmetli zabıt katibi kel Necdet abi sağ olsaydı sorsaydık, ya da Mehmet Topçu amca.
    ***

           ÖLÜM..
          'Ölüm olmasaydı onu icat etmek zorunda kalırdık' demiş Voltaire.. Şöyle bir düşündüm de, hakkaten ya ! ne büyük bela olurdu bu.. Üniversiteler, bilim adamları ölümü icat etmek için kafa patlatırlardı.. Groundhog Day" diye bir film var izlediniz mi? 'Hayır' sa cevabınız ilk fırsatta izleyin.. Hem izleyin hem de herkese tavsiye edin.. Bugüne kadar çekilmiş filmlerin en komik olanı.. 'Ölüm olmasaydı onu icat etmek zorunda kalırdık' demişti ya Voltaire; bu film onu kanıtlamak için çekilmiş sanki..
    ***
          Filmde; televizyonda hava durumu sunan bir adam var, sabah uyandığında çok tuhaf bir şey oluyor, bir önceki güne uyandığını fark ediyor adam.. O günden sonra da her sabah aynı güne uyanıyor.. Kendi kuyruğunu kovalayan kedi gibi yani.. O kadar bunalıyor ki, sonunda intihar ediyor.. İntihar ediyor ama bu da çare olmuyor, ertesi sabah yine yatağında buluyor kendini.. Böyle bir film, izleyin bence..
    ***

            OTOBÜS..
            Bolu Dağı'ndan aşağıya sallanınca şehrin ışıkları göründü 'Oh bee, dedim anasını sattımın en sonunda geldik.. Bolu ıldır ışık.. Biraz dikkatli baksam bizim evin ışıklarını görecem.. O kadar yani.. Ne oldu biliyor musunuz? Şoför sola kırdı direksiyonu.. Hoparlörde de o tanıdık ses, 'Balıkesir, İzmit, Sakarya istikametinden gelip, Samsun, Trabzon ve Rize istikametine deeeaam etmekte olan falanca turizmin sayın yolcuları' Eeee? 'kaptanınız yarım saat yemek ve ihtiyaç molası vermiştir..! 'Ananın örekesi..! İnnallahe meassabirin.. kalakaldım..
    ***
             Çizmeci ya da Emniyet Motel orası.. Herkes içerde biz 3 kişi otobüsün etrafında dolaşıyoruz.. Ben, dayım, bir de rahmetli Erdoğan Uğur.. Bir de otobüsün çevresinde dönüp duran, elinde fırça, camları yıkayan adam.. Hava buz! montlara sarılınmış gözler şehrin ışıklarında.. Delirecem..! Herkesi bekleten ve bir türlü gelmek bilmeyen bir yolcu da mutlaka vardır ya mola yerlerinde.. Otobüsün kapısında sigaralarından birkaç nefes daha çekmeye çalışanlar.. Acelen varsa, kafayı yersin..
    ***
           Ben Dedem İsmail ağa'nın Adapazarı- Bolu arası çalışan yaylı arabasını toplu taşımacılığın ilklerinden sanıyordum, yanılmışım.. Toplu taşımacılık Kamil Koç'un 1923 yılında Pazarcık- Bursa arasında manda arabaları ile yaptığı seferlerle başlamış.. Hahahaha, düşünsenize Kamil Koç'tan bilet almışsınız, Garaja yanaşıyor Kamil Koç'un manda arabası.. Sürücünün elinde ürgendere 'Gaahhh.! diyor mandalara.. Benim zerhoş dedemin 'yaylı' sına, 'Bolu Seyahat' ine kurban olsunlar.. Hay allahım ya! Kendi yazdığına güler mi adam.. Tövbe estağfurullah, bir kaç dakka ara vereyim bari..
    ***
           Çizmeci'den Bolu'ya bi inebilsem, Abdullah Gökmen'in meyhanesine gidecem hemen.. Aslında yasak bize alkollü ortamlar falan ama gidecem.. İki çeşit mezesi var oranın, sarı leblebi, beyaz leblebi.. Nostaljiyi yaşıyorsun.. Agora meyhanesi gibi; 'La ağanın Abdullah Gökmen mi kaldı? diyor hemşerim.. 'Gitmişken çolak Tahir'in dükkanını da ara bari..!
    *
          Şarkılar sustu pikapta,
          Mezeler iki tabakta..
    *

            HERODOT..
           'Caddenin başında' diyor 'bir baba ve iki oğlunun çalıştırdığı toptancı mağazası vardı' eeee? 'bitişiğinde kitap gazete falan satan Fadıl bey.. Sonra bir bakkal ve ondan sonra ki dükkanda Çanakkale savaşlarının mülazımievvel'i Secaattin bey.. Secaattin bey Saip Zorlu'nun bubası..! Nereyi unuttuk? Çarşı başı çeşmesini ve onun üzerindeki türbeyi.. Taş bir merdivenle çıkılan ve dünyanın en güzel çiçekli Elgovane'leri (Erguvan) olan türbe.. Biraz ilerisinde de Sabit ustanın numune fırını..
    ***
          Biz çocukken geceleri E5 den geçen otobüs seslerini duyardık yattığımız yerden.. Bir kaç saniyelik bir ses vıııııınnnn! diye geçerdi.. Ardından bir 'vıııııınnn! daha.. Güzeldi bee.. Büyüdük sihir bozuldu... Ahşap evlerde ahşap yer sofralarına oturduk biz.. Diz çökerek veya abraş kurarak oturduk.. Kalabalıksak sofraya sığalım diye'kaşık kalıbı' oturduk.. Sen kaşık kalıbı ne demek biliyormusun Erdoğan usta..? Vallaha Herodot gibi adamsın' dedim 'her şeyi biliyorsun' Ohooooo..! dedi 'bize mi kaldı Herodot'luk..Ticaret lisesinde de vardı bir tane Herodot.. Bir fotoğrafı olacaktı bulursam vereyim sana da yazarsın.. En kafa dengi arkadaşı da emekli icra memuruydu, rahmetli Kadir bey..
    ***

           MECLİSTE..
          Adnan Menderes uçak kazasından kurtuldu diye bizim muhtarların Meclise geçmiş olsuna gitmeleri var bir de.. Önde Bahçeköy Muhtarı Deli Mehmet, arkada Çaygökpınar Muhtarı Koca İzzet.. Süslenilmiş püslenilmiş, meclisi çam kolonyası kokusu sarmış bizimkilerden dolayı.. Koridorda Menderes'e söyleyeceklerinin provasını yaparak yürürlerken camlı bölmeyi fark edemeyip karşıya geçmeleri var ki bizimkilerin; dillere destan.. Camı çerçeveyi indirmişler aşağı..
    ***
         
           LİSELİ KIZ..
           Siz hiç yüzü değişmeden ağlayan bir insan gördünüz mü ? ben gördüm Bolu'da.. Olanca 'anne güzelliği' ile resim gibi duruyordu.. Ne kaşı oynadı, ne gözü, sicim sicim ağladı, sarsıla sarsıla.. Arada çevresindekilere bakıyor, gülümsüyor, bir minder daha koyuyorlardı sırtına; Tuser apartmanında oturan teyze de oradaydı.. Ev sahibi de dahil bir tek onu tanıyabildim zaten.. Köroğlu mefruşata diye çıkmış evden, benim gibi kalabalığı görünce belki işe yararım diye dalmış eve.. Anlamış kötü bir şey olduğunu.. Şimdi hüngür hüngür ağlıyor 'ha senin kızın, ha benimki' diyor ev sahibine.. Baba da bir yerin müdürü olacaktı, Tekel falan gibi.. Lise öğrencisi güzel bir kızın cenaze eviydi orası.. İsmini bilmiyorum.. Konuralp Caddesi'nde bir apartmandı tek hatırladığım, bir de astım krizi..
    *
         Bir liseli esmer kız
         gözleri yıldız yıldız
         çocuksu dudakları
         bin sırla bükülürdü
         bir liseli esmer kız
         ince ürkek duygulu
         yüreği öyle sıcak
         elleri sevgi dolu
         Bir liseli esmer kız
         gözleri yıldız yıldız
    *
          Bazı şarkılar vardır, şarkı insan olsa da, sarılıp ağlasam dersin.. Senin söyleyemediklerini söyler o şarkılar.. 'Bir insanı tanımak için dinlediği şarkılara bakmak lazım diye bir yazı okudum.. Bir insanın, dinlediği şarkılara bakmak, o kişinin günlüğünü okumak gibidir' diye bitiyordu yazı..
          Hoşça kalın..
                                                                  

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak