Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Uçurtmacı.. Kemal Öğretmen Vakası..

Erdoğan Mühürcüoğlu

    15 Ağustos 2017

          Uçurtmacı.. Kemal Öğretmen Vakası..
            Bir türlü başlayamadım bugün yazıya.. Hani 'kal geldi' derler ya onun gibi birşey.. Bir tür tutulma hali.. Yazmayı düşündüğüm şey de aklımda aslında.. Çocukluğunun bir bölümünün Bolu'da geçiren Sait Faik ve onun Tabaklar Hamamı'nın kadınlar kısmından kovulma hadisesi.. Dediğim gibi konu hazır.. Yapmam gereken tek şey başlamak.. Ve ben başlayamıyorum.. 
    * * *
          Konu bulmak en zor olanı.. Herkesi enterese edecek ortak bir konu bulacaksın.. Politika siyaset falan desen, her gün kralını yazıyor abiler.. Her zaman da 'vay anam vay!” dedirtecek şeyler bulamıyorsun.. 
    * * *
          Allah'tan Mehmet Amca yetişti imdadıma.. Hani, 'bizim mahallenin uçurtmalarını yapan kafadan kontak bi abi vardı' demiştim bir zamanlar.. 'Benim ilk 'Çığlı' uçurtmamı yaptı' demiştim.. İşte onun dayısı oluyor Mehmet amca..
    * * *
           Maalesef 60'lı yıllarda Bakırköy'de vefat etmiş bizim uçurtmacı.. Akpınar, Karaçayır, Gölyüzü, Çayır Pınarı, Fırka.. Gökyüzü onun elinden çıkma uçurtmalarla dolardı.. Terazisi bozulan, daireler çize çize yere çakılan uçurtmalar; Her uçurtmanın peşinde en az on çocuk.. Kim bilir kimin çatısında, kim bilir kimin bahçesinde.. Havada süzülen bir uçurtmanın peşine takılmak, İpini çekip, çekip bırakmak.. Selam verdirtmek, kafa sallatmak.. 
    * * *
          Bana 'yazarken mükemmelliği yakalamaya çalışma ağanın' diyor Mehmet amca.. 'Öyle ıkınır sıkınır, kendini kasarsan doğallıktan uzaklaşır, yaşamın sıcaklığını yakalayamazsın..! Bak son zamanlarda yazıların iyice seyreldi.. Yapma böyle..'
    * * *
           'Yok abey! diyorum Face'mi çaldılar ya, ondan oldu.. Son bir kaç ay içinde iki Face hesabı ile 2 adet de bisiklet çaldırdım.. Sivil darbe yapıldı bana.. Ondan..'
    * * *
           'Şakanın sırası değil..! Fırkadaki çay bahçesini anlatacaksan önce florasan lambaların cızırtısından başlayacaksın.. Tatar İsmail'in 'Çiğ Börek' lerine gelmeden önce onun yağ tenekelerine diktiği küpe çiçeklerinden bahsedeceksin.. 'Kapalı hal binasında, üzerinde çıplak ampullerin sallandığı karpuz sergileri vardı' felan diyeceksin.. Ne bileyim Manav İsmail diyeceksin, Özbesler diyeceksin.. 
    * * *
           Ayağında sarı çizme, belinde muşamba ile Balıkçı Çakır diyeceksin.. Kasaplar köyünden 'Takalak Mustafa' ne güne duruyor.. Ülkemizin en nadide tecavüzcüsü Coşkun'un ikizi gibiydi kerata.. Kırmızıya yakın sakallar, kel kafa, manidar bakışlar.. Belediye Tuna kahvesinin önüne büstünü dikse kimse itiraz etmezdi.. Ben etmezdim en azından.. Belden aşağısı tutmuyordu ama, koltuk değnekleriyle aynı anda 3-4 kişiyi birden pataklıyordu adam.. Bir değnekten destek alıp zıplarken ikinci değnek rakibin kafasına iniyordu.. 
    * * *
           Tomruk vardı rahmetli.. E 5'in oralarda küçük bir yer açmıştı.. Lokanta tarzı bir yer.. Bir kaç fotoğrafı var getireyim sana, onu yaz.. Kafasında hasır şapka, gözünde aynalı güneş gözlükleri.. Dükkanın önüne astığı ayran fıçısı, yayığın başında İhsaniye mahallesinden Kambur Mehmet..' 
    * * *
          'Nerden buluyorsun bu resimleri bilmem ki ? Burası, İplikçi Ata efendinin dükkanının önü.. Oturanlardan ortadaki Ata Efendi'nin oğlu Mehmet Eratay.. Motorsikletli olan Eğri boyun Salih.. Vedia Hocanım'ın eşi, güzeller güzeli rahmetli Nur'un babası.. Muhtemelen Şaftlı Alman motorsikletleri hakkında birifing veriyor çevresindekilere.. Ya bu fotoğraf.. Nerden buldun bunu sen yaw? Kel Durmuş'un kahvesi burası.. Daha sonra Vakıflar Bankası oldu.. Bir ara da rahmetli Şükrü Şenocak Birahane olarak çalıştırdı..
    * * *
           Elinde tuttuğu bir fotoğrafı ışığa tutup incelerken 'Alpagut Köyü'ne, ablamı ziyarete giderdik' diyor.. Ahşap direklerdeki cılız ampullerin aydınlattığı sokaklar bitip de köy yoluna girdik mi, bir korku kaplardı içimizi.. Bu yol üzerinde işlenmiş bir cinayetin üzerimizden atamadığımız korkusu.. 'Kemal öğretmen' vakası.. Onun İzzet isminde bir genci bu yol üzerinde pusu kurarak öldürmesi..
    * * *
           Kemal Öğretmen'le İzzet'in boğuşma seslerini duyar gibi olurduk o yolda.. İzzet'in çığlıklarını, Kemal öğretmenin karanlıkta yankılanan kahkahalarını.. İdam cezasına çarptırıldığı gün de aynı kahkahaları atmış mahkeme salonunda.. Ağır Ceza reisi; 'Vee Kemal'in idamına' deyip kalemini kırınca, şuursuzca kahkahalar atarak etrafa saldırmış.. 
    * * *
          'Bir Cinayetin Anotomisi' diye bir film vardı, bir askerin karısına tecavüz eden birini öldürmesini konu eden.. Sanki o filmdeki sahneler yaşanmış Bolu Adliyesi'nde.. 'Bir Cinayetin Anotomisi' ya da orijinal adıyla 'Anatomy of a Murder..' 
    * * *
           'Eski İtfaiye binası vardı sen bilmezsin' diyor bana.. Aslında bilirim de, belki daha farklı şeyler anlatır diye sesimi çıkarmadım.. Şehre elektrik sağlayan Jeneratörü anlattı.. Ve Jeneratörün gecenin sessizliğinde şehrin her yerinden duyulan gürültüsünü.. 
          Geceleri yanından geçmek istemeyeceğimiz kadar karanlık ve ürkütücü olan İtfaiye havuzunu.. 
    * * *
          HAMİT ÇAVUŞ..
          Düşündüm de; Ne zaman bir yerde Alpagut ismi geçse aklıma hemen Hamit Çavuş geliyor benim.. Çanakkale'de İngilizlere esir düşen, Myammar'daki esir kampından kaçarak kurtulan.. Daha önce de yazmıştık bunları.. Ha orası, ha burası derken kendini Çin'de bulmuş, oradan Türkmenistana geçip, evlenmiş çoluk çocuğa karışmıştı.. 
    * * *
           Hani çocuklarından biri vardı, Büyükelçi olanı.. Babasına pasaport çıkartıp; Al bu pasaportu, git memleketine hasret gider' demişti.. Pasaportu kaptığı gibi, atlamıştı Hamit Çavuş teyyarenin birine.. Anlatmıştık, hatırlamış olmalısınız
    * * *
          Alpağut Köyü'nde, evin etrafında dolaşan birini görünce ev sahibi bayan kapıya çıkmış 'hayırdır!” demişti, 'birine mi bakmıştınız?” 'Evet' demişti yabancı 'Burada Hamit diye biri oturuyordu ona baktım..' 
    * * *
          'Ohoooo ! demişti ev sahibi, 50 yıl oldu nerdeyse, kimse kalmadı onlardan.. 'Pekii' demişti yabancı; 'Bir kız çocuğu olacaktı, ismi Hacer, şu ceviz'in altında abisiyle oynarlardı, o da mı yok, o da mı gitti..? Kadın bakakalmıştı yabancının gözlerine.. Sendelemiş ve 'Abi! diye çığlık atmıştı.. 'Abi sen misin? Hamit abi sen mi geldinn..! 
    * * *
            Hayat işte.. 
            Hoşça kalın.. (Haftaya Ağrı'ya 'nakli hane' yapıyoruz.. Oradan devam ederiz artık..)
                                         Erdoğan Mühürcüoğlu 15.08.2017
     

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Koltukları Cafe Sandalyeleri Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak