Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Cüneyt.. Bolulu Osman.. Yanık Hayri -2-

Erdoğan Mühürcüoğlu

    23 Haziran 2014

           Denizden çıktım, biraz ileride iğde ağacının altında bir bank var orada oturuyorum.. Biri çıktı geldi yanıma.. Benim yaşımda biri.. Boş mu? dedi 'oturabilir miyim? biraz yana kayarak yer açtım.. 'Tabi, tabi' dedim 'boş, buyrun' Şapkamı göstererek 'Cim bomlusunuz? 'evet' dedim 'Siz? 'Ohoooo' dedi adam 'ben anadan doğma hem de..' Önceleri biraz kasılıyordu filan, önemli kişi ayaklarında.. Sonradan konuştukça açıldı, gevşedi.. Liseyi de üniversiteyi de Galatasaray'da okumuş, futbol, voleybol oynamış orada..
    ***
          Ama asıl ülke çapında tanınması basketbol ile olmuş.. Hem Galatasaray'ın hem de milli takımının hep ilk altısındaymış yıllarca.. 50 yaşına kadar sürmüş sporculuğu.. 'Sizin oradan bir arkadaşım vardı, çok severdim kendisini' diyor 'genç yaşta vefat etti..' deme ya! dedim 'ismi neydi, tanır mıyım acaba..? Biraz hatırlamaya çalıştı ama çıkartamadı.. 'nerden tanıyacan be bilader' dedi 'o kadar çok sene geçti ki üzerinden..'
    ***
          Adamın adı Mustafa da soyadını soramadım ayıp olmasın diye.. Ama yüzü, fotoğrafını çekmişim gibi ezberimde.. Evde geldiğimde merak ettim kim bu adam diye açtım baktım İnternete; Ooo adam hakkaten ünlü biri.. Galatasaray'ın ve Basketbol milli takımının en meşhur oyuncularından.. Biraz baktım maktım, tam sayfadan çıkacam, çok tuhaf bir şey daha oldu.. 'Kaybettiklerimiz' başlığı altında çok tanıdık bir boy resmi koymuşlar sayfanın başına.. Zınk! diye kalakaldım.. 'Seni unutmadık Cüneyt' yazmışlar resmin üzerine.. 'Seni unutmadık Cüneyt Şakiroğlu 1950-1969..'
    **
           BOLU'LU OSMAN..
           'Alnımda enayi mi yazıyor' diye çok meşhur bir söz var ya hani.. O sözü 1970'li yıllarda bir TV programında 'Sülün Osman' kullanmış ilk defa.. "Emin olun ki birçok kez tövbe ettim' demiş 'ama bazılarının yüzüne bakıp alınlarındaki yazıyı görünce tahrik oluyor ve dayanamayıp tövbemi bozuyordum' Cenk Koray 'Alınlarında ne yazıyor ki Osman bey? diye sorunca 'enayi yazıyor be güzel abiciğim' demiş 'vallahi de billahi de Enayi yazıyor.."
    ***
          Çocukluğumuzda hatta gençliğimizde çok konuşulan bir karakterdi Sülün Osman.. Köyden kalkıp İstanbul'a ilk defa gelen saf insanlara, Tramvayı, Galata Kulesi'ni, Eminönü meydanındaki saati, şehir hatları vapurlarını satardı.. Hatta Taksim Meydanı'nın girişine paspas koyup, gelenden geçenden para topladığı bile olmuş.. Dolmabahçe'de demirli Amerikan 6.filosu'na ait uçak gemisini bile satmış.. Hahahahaha bu çok hoş ya..Tam benlik işler.. Birlikte işe çıkmak isterdim kendisiyle.. 'Osman Ziya Sülün'ün izine hiç rastlanamadığı için 1984 yılında Beyoğlu'nda bir otelde kalp krizinden öldüğü ve kimlik taşımadığı için kimsesizler mezarlığına gömülmüş olabileceği gibi yaygın bir kanaat varmış..
    ***
          Ama sıkı durun şimdi; ne diyecem; (bu fikir bana ait) Tarihe mal olmuş bu ünlü dolandırıcının 'fikir babası' kim biliyor musunuz? Aziz Nesin'in bir kitabında 'Fil Hamdi' olarak anlattığı biri var, bu kişinin en büyük yeteneği; dolandırdığı kişiye kendisini dolandırıyormuş hissi vermesi.. Yani siz dolandırılırken beni dolandırdığınızı zannediyorsunuz! hahahaha.. Vallahi o kadar çok sevdim ki ben bu işi, her an başlayabilirim yani.. Onu bunu bilmem hayatta sevdiğin işi yapacan arkadaş.. Düşünsenize Bolu Belediyesi'ni içindeki müştemilatıyla birlikte satışa çıkartmışım.. Yanında bir de Orta Hamamı veriyorum anasını satayım! Kelepir hem de.. Kurban pazarlığı yapar gibi sallıyoruz kollarımızı Belediyenin önünde.. Fiyatta anlaşamayacak gibi olursak 'yürüyen merdivenler'i de ekliyorum bunların yanına.. eşantiyon olarak..
    ***
           Haa 'Sülün Osman'ın fikir babası' diyorduk.. Onun ismi de Osman.. 'Bolu'lu Osman..! Bolu'lu Osman taa 1930'larda Bolu'dan topladığı eğri büğrü bir sürü taş parçasını çuvala doldurup İstanbul'da satan adam.. 'Bolu'da altın madeni buldum, çok güzel bir damara denk geldim' diyen, memlekette taş bırakmayan adam.. Hahahaha.. Abartıyor muyum? Eh! biraz ama haber vallahi doğru.. Böyle dedim diye 'Beşkavaklar züppesi; Erdoğan abi sen böyle yazılar mazılar yazmaya başladın ya' diyor 'Eee? 'Huyun suyun bayağı bi değişti be abi' diyor 'belki de öncü sinyaldir bu haller, yaş da ilerliyor yani sonuçta, durmuyor..'
    ***
          Yok ! gerçekten şaka yapmadım.. Bu anlattığım şeylerin hepsi de doğru.. Bana göre Sülün Osman'ın fikir babası Bolu'lu Osman.. Başında illa da bir kuş ismi olacaksa 'sülün' gibi; bizimki de 'kırlangıç Osman' olsun o zaman.. Amerikalıların nasıl 'Kevin Mitnick' gibi meşhur sahtekarları var, bizim de Kırlangıç'ımız olsun.. Anlattıklarımı inandırıcı bulmadıysanız eğer, açın bakın 1930'lu yıllara bir yerlerden.. Küçük bir de gazete kupürü koydum,, eğer o kupürün peşine takılırsanız sizi kolayca Bolu'lu Osman'ın yanına götürür..
    ***
           YANIK HAYRİ -2-
           Bolu'dan tanırsınız kendisini fiyakalı adamdır, ayakkabıcılık yapardı eskiden.. Ceketini omzuna atar, elinde tespih, arkasına bastığı yumurta topuk ayakkabılarını 'etrafta kimse yoksa' paçalarında parlatır öyle yürürdü.. Ceketinin cebinde özenle şekillendirdiği mendil hiç eksik olmazdı.. 'Hayır, hayır 'pıytı' değil.. İsmi lazım değil, İzzet Baysal'da akşam saatlerinde rastlamış olmalısınız ona..
    ***
          Sabaha karşı telefonum çaldığında "Eyvah!" dedim. "vallaha o!" Tepesi attığında saat kaç diye bakmadan telefon açıp kontörü bitene kadar sövüp sayan, en söylenmeyecek lafı 'dank' diye söyleyen bir tanıdık.. Bazen 'o dur' diye telefonu 'açmasam mı? diye düşündüğüm adam.. "Hayırdır abi? korkuttun sabah sabah dedim.. 'Hiç konuşma! diyor, çok kızgınım sana, Bolu'ya geldin beni bi yoklamadın! Şurda bi abim olacaktı gidip bi bakayım gönlünü alayım demedin..' Çok içerlemiş; 'hamdolsun bomba gibiyim, kimseye ihtiyacım falan yok, ama insanın gücüne gidiyor' diyor.. 'Aşkolsun be abi! dedim 'yapma allah aşkına, gelsem uğramam mı hiç"
    ***
            Aramayacakmış ama dayanamamış 'Yanık Hayri' konusunda çok eksik taraflar varmış anlattıklarımda.. 'Ya adam gibi bütün bilgileri topla öyle yaz, ya da gel bi sor.. Yarım yamalak bilgilerle hiç girme bu işlere!.. Alooo orda mısın..? 'Dinliyorum abi.. 'Sen Yanık Hayrı hiç evlenmedi diye yazdın ama bu bilgi yanlış bir kere.. 1950-1957 yılları arasında evlendi 'yanık Hayri'.. Landrover cipi olan eski taksicilerden 'eşekçi Nurettin abi' vardı Belediye meydanında.. Onun iki kızı vardı büyüğü Apdullah abiyle evli olan.. İkinci kızı Hicran abla ise hem çok güzel, hem de çok delikanlı mert bir kızdı.. Hayri abi Hicran ablaya aşık oldu.. Hem de ne aşk 'dillere destan' bir kara sevda,, 'Akşam üzerleri; Hayri abi hafif 'çakır keyf' olur, Aslahaddin Camisi'ni geçtikten sonra elini kulağına atıp uzun hava okuyarak yürürdü Kökez'e doğru..
         Ezo Gelin benim olsan seni vermem feleğe,
        Güzel yosmam başın için salma beni dileğe,
         Anası huridir de kendi benzer meleğe
         Nen eylede ah! bahtı karam neneyle, neneyle...
    *
         Bizi kınayanın bu ayrılık gelsin başına, başına,
          Nen eylede ah! bahtı karam neneyle, neneyle...
          Çık Suriye dağlarına bizim ele eleyle,
           Gel bahtı karam gel, sıladan ayrı yazılım gel.'
          Kökez'in orada bir süre bekledikten sonra 'Canipağalar'ın o tarafa dönerek Akpınar'daki evine devam ederdi.. Allah rahmet eylesin eşekçi Nurettin abi delikanlı adamdı.. Baktı ki ateş bacayı sarmış; ne yapsın? kızını da seviyor; bir akşam Hicran ablayı karşısına alıp sordu 'kızım sen bu 'Hergele' yi seviyor musun? 'evet baba seviyorum' olunca kızının cevabı 'O zaman söyle ona' dedi 'hemen dünürcü göndersin..'
    ***
           İki aşık evlendikten ve yıllarca evli kaldıktan sonra kimsenin sebebini anlayamadığı bir biçimde ayrıldılar.. Hicran abla başka biriyle evlenerek Bolu'dan ayrıldı.. Eşi çok önceden vefat etmiş olan Hicran Abla'nın Hayri abi öldüğünde cenazesine gelmiş olduğu söylendi... Hikaye budur.. Hisarın dibinde bahçe içinde iki katlı bir evdi eşekçi Nurettin abinin evi.. Hayri abinin evine de caniplerin 'bahçesinde çam ağaçları olan' iki katlı evinin yanından gidilirdi.. Akpınar hayratının üst sokağından.. Alooo! orda mısın? kontör gönder bana lan! Erdoğaaan! duydun mu? Aloo kime deyan!' Tamam abi' dedim 'dert etme, kontörleri elinde bil..'
    ***
          'Kendim gurbet elde gönlüm sılada' hesabı 'astral yolculuklar'dan birindeyim yine.. Canip Ağalar'ın bahçesi.. Üstüne serçe sürüleri inmiş ağaçları olan, koyu gölgeli, serin bahçe.. Nurettin abinin kardeşi eşekçi Mehmet abinin 'kuşbaz'lar kahvesi.. Altında bisiklet tamircisi olan yer.. 'Al papazı ver kızı' kağıt oynayan bir sürü insan.. Hayal kuruyor bir çay söylüyorum kendime.. Dekor tamam olsun diye bir de sigara yakıyorum..
    ***
          Yıllar önce ölmüşlere üzülür mü insan? Hem de tanımadıklarına..! 'Taslamacı'nın evi olacaktı buralarda diye düşünüyorum; Saraçhane camisinin altında ayakkabıcı dükkanı; buralarda bir yerde de evi.. Postacı Rıfat, Taslamacı ve rahmetli peder, üç arkadaş.. Taslamacı'nın ani ölümü, onun ölümünden sonra, her gece kafayı çekip çekip 'N'oldu sana Taslamacı? deyip duran babam ve postacı Rıfat.. Bir kahve peykesinde 1960'lardayım.. Buradan oturduğum yerden İhsan beyi bile görüyorum.. Balkondan kalın camlı gözlükleriyle bana bakıyor gibi geliyor. Sigaramı avucumun içinde saklıyorum usulca..
    Hoşça kalın..


     

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Koltukları Cafe Sandalyeleri Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak