Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Muhtar.. Öğrenci.. Gazipaşa..

Erdoğan Mühürcüoğlu

    6 Nisan 2015

          Türkiye'de en çok hata yapan kurum Nüfus müdürlükleri.. Vatandaşları kaydederken o kadar çok hata yapmışlar ki.. 21 Haziran 1934' teki soyadı alma zorunluluğu ile başlamış hatalar.. Bolu'da ve ülkenin her yerinde herkes harıl harıl soyadı aramış.. İstediğin ismi seçebiliyorsun.. Tek kişilik olanlar hariç.. Atatürk'ün soyadını kız kardeşi alamamış mesela.. İsmet Paşa'ya verilen 'İnönü' soyadını da kardeşine vermemişler..
    ***
         Vatandaşa kolaylık olsun diye isim listeleri bile hazırlanmış.. Liste var ama vatandaşın çoğu okuma yazma bilmiyor.. Soyadım 'Yosun' olsun diyen vatandaşı 'Tosun' olarak kaydetmişler.. Adam bir bakıyor, her girdiği tuvaletin kapısında ismi yazılı, samimi duygularla yazılmış mesajlar da cabası.. İstediğin kadar itiraz et 'olmaz! diyor ilgililer 'söz ağızdan çıkar, sen bundan sonra Tosun'sun..'
    ***
         Ama benim en çok merak ettiğim soyadı 'Düzyatan'.. Soyadı Kanunu'nu esas alırsak bu aile taaa 1934 den beri 'Düzyatan'.. Düz nasıl yatılır..? Sırtüstü yatarsın, yüzü koyun yatarsın, bir de bacaklarını karnına çeker, öyle yatarsın.. Bugün oldukça ilginç şeylere rastladım.. Adam gitmiş nüfusa kızının ismini 'Şeyime' olarak yazdırmış.. 'Şeyime' güzel bir isim ama ailenin soyadı 'Gündoğdu' Böyle olunca acaip bir isim çıkmış ortaya 'Şeyime Gündoğdu..'
    ***
          Hani meşhur bir laf var 'vatandaşı değilsen aslında eğlenceli bir ülke burası.. Çocuğunun ismini 'Roket' olarak kaydettiren var.. Adamın soyadı 'Atar' Çocuk bu durumda 'Roket Atar' olmuş.. Şaka değil devletin kayıtları bunlar.. Misal; Patronun ismi 'Olgun'u yaranmak için oğluna koymuş adam.. Kendi soyadının Portakal olduğunu hesap edemeyince çocuk 'Olgun portakal' olmuş.. Kızımın adı 'Yaprak' olsun diyen 'Döner' soyadlı aile hatayı fark ettiğinde iş işten geçmiş.. 'Döner ailesi ya dava açacak ya da kızın evlenmesini bekleyecek..
    ***
          'Dava açacak' deyince ' Gazcı Küçük Hüseyin' amca vardı bizim mahallede.. Büyükler anlatırdı.. 'Niye ve kime' kafası attıysa Hüseyin amcanın, mahkemede almış soluğu.. 'Herkese kızdım hakim bey' demiş değiştir benim soyadımı! 'Keçeci' soyadını şak diye bir kalemde değiştirmişler.. Böyle ilkeli adamları severim ben.. Boy'a pos'a da pek bakmayacaksın.. Yüreğe bakacaksın yüreğe.. İki adım yer için kıyametler kopan bir ülkede, Akpınar Camisi'nin arsasını gözünü kırpmadan bağışlamış 'Gazcı Küçük Hüseyin' amca.. Ben onun bahçe içindeki evini, bacasından dumanlar tüten şirin evini hatırlarım hep.. Bir de oğlu Mehmet bey ile kızı Şadiye Sunar Hocanımı.. 
        

         MUHTAR..
         Çocuğun uçurmaya çalıştığı naylon poşeti elinden almış; okuduğu gazetenin bir sayfasından yenisini yapıp vermişti.. Ters giydiği çizmelerini düzeltirken 'aldırma be adamım' diyordu sesi titreyerek.. 'Ne var bunda, benim de yok babam' Dikkat ettim gözlerini kaçırıyordu çocuktan, dişlerini sıkıyordu.. Bir kaç gün önce ilmuhaber almak için gittiğim aynı adamdı o.. O gün ayrılırken; 'Nereye? demişti 'yok öyle hemen gitmek! at bakalım şuraya bişeyler..! İçimden, 'yazıklar olsun' demiştim. 'hakkaten yazıklar olsun.. hem de depremde yapıyorsun bunu..!
    ***
           Ertesi gün yazıhanesi Kapalıydı, bekledim.. Çoğu bayan en az 50 kişi ile geliyordu karşıdan.. Elinde poşetler, sırtında çuval.. Yanında yoksul ve deprem yorgunu en az 50 kişi.. 'Kusura bakma' dedi 'biraz geciktim..' Çadırları dolaşmış, kimine ilaç vermiş, kimine yiyecek, çocuk bezi, hasta bezi.. Yanındakilere de yazıhanede biriktirdiklerinden verecekmiş azar azar.. 'Yoruldum abisinin' diyordu 'ne yapalım böyle böyle atlatacuz bu günleri' Helal olsun sana be Ahmet abi demiştim içimden.. Boğazımda bir düğüm' Helal olsun sana Ahmet Karageyik..!
    ***
          Sen Zeki Müren'in olayını biliyor musun? dedi.. 'Yok hocam' dedim 'hatırlayamadım' 'Maksim'in sahipleri Savcılığa Zeki Müren 150 bin liramızı alıp ortadan kayboldu deyincesi.. Eee? beş gündür işe gelmediğini, Ankara'da veya Bolu'da saklanmış olabileceğini söyleyincesi 'Eee? 'Her yerde Zeki Müren'i aramaya başlamışlar.. Vatandaşa eğlence lazım, fener ellerindi, kah, Borazanlar Deresi, kah Büyüksu köprüsünün altı.. 'Zekiiii abiiii! nelledesin? diye bağırarak aramışlar.." 'Koskoca Mesut Bahtiyar'ın ne işi olur oralarda." 'Valla' dedim 'kusura bakma ama; anlattıkların hiç inandırıcı gelmedi bana.. Bunları yazdırıyorsun sonra herkesten laf işitiyoruz .. Biraz araştırdım; Böyle bir Zeki Müren vaka'sı yaşanmış gerçekten..
    ***
          'Taksici Kambur vardı 'onu yazalım' diyor.. Adını çıkaramadı..'İlhan mıydı yoksa lan' diyor kendi kendine.. 1955 model Chevrolesiyle az mı gidip gelmişler Abant'a "Kara vicdanlım"ı az mı dinlemişler Abant yollarında.. Kambur; amortisörlü pikabına 'Yağmurun sesine bak, diye başlayan plağı attı mıydı; Ahmet Sezgin'den 'Derya'da bir salım yok.. 'hoparlörleri de dışarıya bir verdik miydi..! 'Tamam' dedim 'sen biraz daha hatırlamaya çalış, yazarız..'
    ***

          ÖĞRENCİ..
          Geçen gün Yaşar Eyüpoğlu Hoca anlatıyordu köşesinde.. İsmail Hakkı Buğdaylı Hoca kara tahtanın başında, yanında da sözlüye kaldırdığı öğrencisi var.. Öğrenci aklınızın ucundan bile geçmeyecek biri, okulun en kıdemli öğrencisi.. Öyle bir öğrenci ki, oku oku bitmiyor okul.. Neredeyse askere çağrılacak, o derece.. Yüzlerce 'Hababam sınıfı' çekseler böyle bir sahne çıkmaz diye düşündüm.. Diyelim ki, Hababam sınıfındasınız, İsmail Hakkı Buğdaylı tahtanın başında ve karşısında Şerafettin Dokuyucu yani 'Karakabuk" Okula gelen Müfettişlerin öğretmen zannedip tokalaştıkları öğrenci..
    ***

           GAZİPAŞA..
           Gazipaşa ilk okulunun eski fotoğraflarını görünce bu tarihi yapıları hangi akıl ve mantıkla; yıkmışlar onu düşündüm.. Anlaşılır gibi değil.. Kimse karşı çıkmamış, herkes film izler gibi izlemiş yıkımları.. Sadece o değil, imaret, Kapalı hal ve diğerleri. En çok Gazipaşa'ya üzüldüm ben.. Akıl erecek gibi değil.. Niye yıkıyorsun kardeşim? Kapısına çak bir plaka; bu okulda şu olmuştur, şu yaşanmıştır, yaz alt alta.. Avrupa'da ünlü biri; faraza, bir yere kaka'sını yapsa; adam kalkar kalkmaz yapıştırıyorlar duvara plakayı 'falanca kişi buraya büyük abdestini yapmıştır..'
    ***
           Çaktığın plakaya; okulun bitişiğindeki Bayram Hoca Medresesi'ni, üst kattaki İnönü Savaşı'na katılan alayın yazıhanesini. en alt katta süvarilere ait at eşek cinsi hayvanların ahırı olduğunu.. Okul bahçesinde kollarını kabartarak, dolaşan, hayvanların Tırnaklarını kesen, nallarını çakan nalbant çavuşu Kamil Ağa'yı..
    ***
           'Okul bahçesinde,'Alay'için getirilen hayvanları satın alan heyet'i de yaz; Getirilen hayvanları, muayene edip fiat biçen; Nalbant Onsekizin Hamdi Usta'yı, yeni yakalanmış sahibinin zor zaptettiği yılkı atlarını..
    ***
            O güzelim Belediyeyi, sinemayı yıkmasaydık olmaz mıydı? Artık ömrünü tamamladı çağ dışı kaldı onlar diyorsan o zaman, 'Taşhan' ı da yıkalım anasını satayım.. Dışarda ne binalar gördüm ben.. 1900'lerde yapılmış sinemaya evden minder getiriyordu insanlar.. Tahta koltuklarda film izlemek için taa nerelerden geliyorlardı..
    ***
           Çok fena hastaydım, zar zor yazdık bir şeyler.. Grip aşısı da olduyduk ama, para etmedi..
           Hoşça kalın..
                                                                         

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak