Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Eski fotoğraflar.. Albay.. Hakkı Dayı..

Erdoğan Mühürcüoğlu

    1 Haziran 2015
          Eski fotoğraflar.. Albay.. Hakkı Dayı..
           Sebilci Dergisi eski Bolu fotoğraflarını yayınlıyor bu aralar.. Geçmişe dair belge niteliğinde fotoğraflar.. Her fotoğrafta şaşırıyorum.. Herşey gerçekte de siyah beyazdı gibi sanki... Bu güne kadar nasıl görmedik onları.. Hangi dolaplarda, hangi sandıklarda saklandılar eski radyolar gibi.. Yasadıkları dönemde belki birbirlerini hiç görmemiş, hiç tanımamış  binlerce  insan.. Her birinin bakışlarında hikayeleri saklı..
    *
         Haber gelmez gönül virane kaldı,
         Ne sabra mecal var ne takat kaldı
         Yadınla teselli bahane kaldı
         Üç beş gün ömür var daha ne kaldı..
    *
           3 kişiden, bilemedin 4 kişiden başka kimse de yok sokaklarda.. Ne bir araba ne başka bir şey.. At arabası bile yok hatta.. Okul fotoğraflarında ise ön sıradaki öğrenciler tümüyle bağdaş kurmuşlar.. Hakikaten neden öyle? Eski fotoğrafların hepsinde böyle bir poz verme durumu var.. Öğrenciler öyle, dernekler öyle, izciler var onlar da öyle.. Almanlar Türk oturuşu 'Türkensitz' diyorlardı buna, ya da terzi oturuşu 'Schneidersitz..'
    ***
           Yine aynı dergideki fotoğrafta Hisar'da bir saat kulesi var, sonra birden yok oluveriyor.. Bakıyorsun yeri boş.. Bir başka fotoğrafta bir akrabanın askerlik fotoğrafı.. Yakışıklı adammış diye geçiyor içinden.. Hafız Hasan amcadan duyardım; Kızılay Hamamı'nın oraları gösterip 'eskiden tarlaydı buralar' derdi.. 'Dere akardı, balık tutardık.. Ekin vardı, haşhaş vardı, taş atınca kuşların havalandığı çayırlar vardı.. Kimse yüzüne bakmıyordu buraların, bedavaydı arsalar 'Ne tuhaf! yaşlı bir alman komşum vardı o da Hafız amca gibi 'bak evlat' derdi; 'şu kilisenin olduğu yerler var ya, hep patates tarlasıydı.. Dedeme bedava vermişler, kabul etmemiş, ne işim var benim dağın başında demiş..
    ***
          ALBAY..
          O zamanlar Anıtpark civarında daha ev mev yok.. Karşıda Memleket Hastanesi, ilerde köşede Postahane onun aşağısında şimdiki Sanat Merkezi.. Memleket Hastanesi'nin çevresinde de birkaç parça tarla var.. Haşhaş tarlası, Buğday tarlası.. Haşhaş, gelincikgiller ailesindenmiş biliyor muydunuz? gelinciğin azmanıymış yani.. Düşük oranda opium içerdiğinden dibindeki siyah kısımları yersen belli belirsiz kafa yapıyormuş.. Neyse..
    ***
         Bom boş bir arazi.. "Güneşlik" niyetine başını ıslak bir mendille kapatmış bir adam, yanında bir kaç delikanlı, harıl harıl çalışıyorlar bir fotoğrafta.. Kimi su çekip getiriyor kuyudan bakraç'la, kimi 'tezkere' ile harç taşıyor arazinin ortasındaki adama.. Mala ile harcı duvara savurarak sıva yapıyor adam.. Etrafta, kazma, kürek, su tenekesi, metre, su terazisi.. Orta yaşlı adam 'Allahın tarlası ama; bir iki ağaç diker, çiçek miçek de ekersek gölgesinde oturacağımız bir yer olur' diyor gençlere.. Her gün oradalar, her gün kan ter içinde çalışıyorlar güneşin altında.. Yanındaki işçiler bir dediğini iki etmiyorlar ustanın..
    ***
           Bolu'lular bu görüntüleri hatırlamıyorlar tabii ki.. O usta'yı ilk defa bir merasimde görüyorlar.. Askeri birliklerin selamlayarak önünden geçtikleri kişi olarak.. Alay Komutanı Albay Saip Çalkavur olarak.. Tarlaya ilk kazmayı vuran ve bugüne kadar bir kaç neslin orada oturup dinlendiği, çay kahve içtiği yerin fikir babası ve bizzat emek vereni olarak..
    ***
           Sanat Merkezi duruyor da onun yanındaki Postaneyi niye yıktınız Allah aşkına.. O da Sanat Merkezi ayarında bir yer değil miydi? Allasaydınız pullasaydınız da bir kenarda dursaydı.. Yıktınız yerine başka bir bina mı yaptınız? Yooo, peki yıktınız da yol mu geçti üzerinden? Yooo? Eeee, niye o zaman? Küçük bir havuz da vardı galiba postanenin önünde.. Melih Gökçek'inki gibi fışkiyeli.. Hayır Semerkant, Akpınar Aktaş buralarda inşaat izni yok diyosun, tek çivi bile çakamazsın diyosun sonra kalkıp eski sanat okulunu eski postahaneyi falan çatır çatııııır yıkıyosun..
    ***
           İçerde Erdem Abi vardı, elimizde ruhsatlar, radyo televizyon vergisi için önünde sıra beklediğimiz.. Üst katta iş önlükleriyle santralci bayanlar.. Girişte sağda küçük yuvarlak pencerenin ardında Mors alfabesiyle telgraf yazan Lütfi Erol Bey.. Sevil Erol Keskin Hanım'ın babası.. Ud'cu Seher Hanımla aynı sokakta oturuyorlardı, Saray Sineması'nın bir üstündeki sokakta..
    ***
           Seher Hanım'ın; Kazım Karabekir Paşa'nın akrabası olduğunu biliyor muyduk? Yok tabii ki.. Nerden bilecez? Kazım Karabekir Paşa'nın 'Perizat Hanım' vasıtasıyla her ay para gönderdiğini.. Zaman zaman gelip Saray Sineması'nın yanındaki barakada gizlice ziyaret ettiğini.. Perizat Hanım'ın yanında kız kardeşi 'Benli Belkıs'ın da olduğunu Bolu'ya gelirken.. Benli Belkıs ve Perizat Hanım'ın günümüzün sanatçılarından 'Şehrazat'ın da halası olduğunu.. En son Vaysal Sokak'taki 'Güvercinci Ali Çavuş' un evinde kiracı olduklarını; biliyor muyduk..? Ben bilmiyordum.. Gençliğinde bir polisle evlendiğini, Bu evlilikten Bedriye isminde bir kızları olduğunu..
    ***
           HAKKI DAYI..
           Geçenlerde Seher Hanım için Udi şantöz diye yazdık ya, hemen itiraz geldi.. Madem öyle bundan sonra Semerkantlı davulcu Hakkı Amca için de 'Baterist Hakkı bey' diye yaz..! Hakkı Amca davulcu olduğu için askerliğini Ordu evinde Baterist olarak yapmış güya.. Bir kaç yeri aradım aslı var mı diye 'külliyen yalan' dediler.. İsmail Abi'yi aradım 'yok be koçum' dedi 'dedikodu onlar.. Öyle bir şey yok.. Hakkı Dayı hiç kimseye böyle şeyler anlatmadı..'
    ***
           Yok efendim ordu evinde Bateristmiş de bilmem neymiş de.. Hepsi yalan, uydurma.. Hakkı amca alay komutanına el ense çekmiş olabilir mi Allah aşkına? Buralı bir çocuk 'yaaa abi ne diyosun' diyor 'çarsı iznine tankla çıkan adamı bile duyduk..' Hahahahaha.. öldüm gülmekten.. 'Tekmeyi vurdum girdim komutanın odasına' diyeni duydum da; bu tankla çarşı izni öldürdü beni..
    ***
          Aslında Bugün Neyzen Tevfik'in de arkadaşı olan Bolu'lu müzik adamı Hakkı Saz'dan bahsedecektim.. İsmail Abi 'Kocagöt'ün Hakkı'yı mı yazacan? deyince vaz geçtim.. 'Şu da kocagötlerden olur, bu da kocagötlerden olur' diye saymaya başlayınca vazgeçtim.. Hısımı var akrabası var, durduk yerde laf işitmeyelim.. Hele bir abimiz var; sanki onu ima ediyormuşum gibi olacak.. Her hafta da olmazki yani.. İptal ettim..
          Kandiliniz mübarek olsun, hoşça kalın..
                                                               

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Bolu Çatı Tamiri Bolu Kamera Sistemleri Tonet Sandalye