Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Papaz Oktay.. Sadık Abi.. Lili Marlen..

Erdoğan Mühürcüoğlu

Papaz Oktay.. Sadık Abi.. Lili Marlen..
    16 Mayıs 2013

          60'lı yıllar. Rahmetli Erbakan'ın daha kimse tarafından tanınmadığı, mitinglerini çevreden geçmekte olan bir kaç kişinin; "ne oluyor burada?, Bu kim ya ? bu ne anlatıyor?" diye merak edip bir kaç dakika dinlediği zamanlar.. Saray Sineması'nın önündeki meydanda, heykel mi desem, büst mü desem bir "kaide" vardı hatırlar mısınız? Kime ait olduğunu hep karıştırıyorum.. Ya Turan Emeksiz'in büstüydü, ya da Ali İhsan Kalmaz'ın. Hoca o büstün hemen yanına konulmuş uyduruk bir masanın üzerinde sakin sakin bir şeyler anlatıyor, kah sahibi olduğu "Pancar motor"u nasıl kurduğunu, kah Osmanlı'nın Viyana'yı nasıl kuşattığını..
    ***
          Bir ara nasıl olduysa Hoca bir elini kavaya kaldırarak "Bir milyoooon !" diye bağırınca kendisini izleyen grubun arasından bir gencin sesi yükseldi "Yarın çekiliyooor !" Milli piyango satıcılarının bilet satarken kullandıkları slogandı bu. Rahmetli Erbakan dondu kaldı. Konsantrasyonu bozuldu. Ne diyeceğini şaşırdı, yutkundu mutkundu.. "Ne diyordum ben yahu !" diye şaşkınlıkla çevresine bakarken, gülüşmeler arasında biraz önceki sesin sahibinden geldi cevap; "Bir milyon diyordun abi !.." Oralarda bir yerde Bakkal dükkanı olan "Papaz Oktay" ın sesiydi bu ve o tarihte ulusal basında birinci sayfadan verilmişti hiç unutmam..
    ***
        Pastırmayı sucuğu, yani şarküteri türü şeyleri "Yahudi Salih'den alacaktın kardeşim. Bakkaliye malzemeleri için "Zahidler Gıda Pazarı'na", kırmızı yanaklı Ziya Amca'ya, yakkabı için "Kambur Halil'e gidecen.. Zemheri ayında Kiraz, Ağustos ayında Greyfurt mu istedi canın?. Hiçbir yerde bulamayacağın tropikal sebze meyveler filan?, kuşkonmaz, Brüksel lahanası? O zaman doğru Manav Rasim'e ! .. Oğlan "kızak" isterim! diye mi ağlıyor, yada canınız "İğde" falan mı çekti ? "Zeki Varlık"a, Terzi mi lazım oldu "Mehmet Kılıçarslan'a, veya terzi Ziya'ya gidecen.. Birde Bolu'nun medarı iftiharı(!) Terzi Sadık abi vardı ki, hadi gelde unut bakalım..
          Terzi Sadık abi vardı ama; onun dükkanına nasıl gidecen ? onun dükkanı Yukar Çarşı'da.. Üstelik bir sürü merdivenle çıkılan bir dükkan.. Modelist, Stilist, Giysi tasarımcısı "efsane terzi" Sadık abi, yumurta pazarında köşe başındaki ahşap evin ikinci katındaydı.. (Terzi Sadık Abi'yi daha öncede bir yerlerde anlatmıştık galiba)
    ***
          Sürekli açık duran penceresine kurulur, hiç kapanmayan radyosundan Türk sanat müziği şarkıları dinler, elbiseler diker, ütüler yapardı.. Ama anlatılanlara göre dünyaca ünlü terzi, modacı Cemil İpekçi'den bile eksik kalan tarafı yokmuş. Tek eksiği, Cemil İpekçi'nin sırma gibi kaytan bıyıkları vardı, Sadık Abi'nin yoktu, bir tek o fark yani, o da eksiklik sayılırsa..
    ***
          Birde bizim rahmetli pederin dediğine göre de evleneceksen "kara Şeref'in karşısında evlenecekmişsin.. Belediye nikah memuru rahmetli Şemsi Çelikpençe'nin.. O'nun evlendirdiği çifti iki cihan bir araya gelse birbirinden ayıramazmış, öyle derdi rahmetli..
         Nikah memuru Şemsi Amca bizim mahallede otururdu bizim pederin de iyi arkadaşıydı.. Yanılmıyorsam pazar yerince ambalaj malzemeleri satan ve yakınlarda vefat eden Mustafa Çelikpençe'nin babasıydı..
    ***
          Gazeteyi dergiyi de Sedat Abi'nin dükkandan alacaktın. Allı güllü renkli menkli, caf caf'lı. Ne kadar yerli yabancı yayın varsa orada bulabilirdin.. Sedat Abi'yi siz tanımıyor musunuz yoksa ? yapmayın !. Ben gazeteyi oradan alırdım.. Daha doğrusu Foto Spor gibi bir dergi vardı, Boluspor'u ondan takip ederdim.. Sedat Abi manav Rasim'in eniştesiydi, yanılmıyorsam..
    ***
          Evet, Ne diyoduk? Vay anasını Nerede kaldığımı da unuttum iyi mi ? Kafam karıştı bu sabah.. Ha evet, antrenörün Naci Özkaya olduğu dönemlerdi, hani şu Galatasaray'ın efsane futbolcusu "Sarı Naci"nin Boluspor' un antrenörü olduğu dönemler.. Neyse bir gün bu gazeteci Sedat Abi'nin orada kartpostallara falan bakar gibi yapıyorum, kitaplara falan.. Numaradan dolanıyorum oralarda.. Dükkan da bir kalabalık ki, sormayın..
    ***
         Sedat abi " Erdoğan kim aranızda ! diye sorunca içim cız etti birden.. "Telefon sana delikanlı ! deyip ahizeyi uzattı. O yıllarda malum telefon "pratiğimiz" falan pek yok, heyecan yaptım. "alo biyrun ! diyorum ama ses öyle bir derinden geliyor ki duyabilene aşkolsun.. Birde bu kadar kalabalığın içerisinde öyle romantik süslü püslü bir konuşma yapamayacağım endişesi de var.. O zamanlar konuşmaya pat diye" Aşkım ! diye başlanamıyor ki.. Çiçeğim, böceğim, kelebeğim ! falan diye başlayacağız ama nasıl olacak bu kalabalığın içinde..
    ***
         "Alo ! diyorum tekrar.. Ses gelmiyor, geliyor da çok zayıf geliyor, zor duyuluyor.. Dükkandaki gençlerin gülüşmeleri arasında Sedat Abi'nin "Telefonu ters tutuyorsun abisinin !" dediği an yıkıldığım andı. Vay anasını, şansa bak, üstelik hepsinin yaşıtım olduğu kızlı, erkekli kalabalığın içinde.. Şimdi bile hatırladıkça "Ulan ne adamsın" deyip gülüyorum kendi kendime.. Gülünecek şey mi bu ? Değil ama, yine de gülüyor insan.. Kendinle alay etmeyi bilecen gerekirse diyorum.. Züğürt tesellisi işte..
    ***
         Bir daha o dükkana hiç gittim mi ? Ne münasebet ! önünden bile geçmedim.. Ne kadar utanmışım ki, bakın bugün bile anlatıyorum, unutmamışım..
    ***
         Bazen bir şarkı duyarsınız da; birden içiniz "cız" diye yanar.. Bir şeyle meşgulseniz konsantrasyonunuz bozulur.. Dışarıdaysanız hemen bir duvarın dibine çöküp şarkıyı sonuna kadar dinlemek istersiniz.. İçinizde fırtınalar kopar gözleriniz buğulanır.. Bir de sigara yakarsınız belki.. Şarkının büyük bir kısmı sizi anlatıyor gibidir satır satır, mısra mısra..
    ***
          Biraz önce radyoda böyle bir şarkı çaldılar.. Bir hoş oldum "Lili Marlen"' duydunuz mu bu şarkıyı, bu asker şarkısını ?.. Günün birinde, bir yerlerde, tesadüfen bu şarkıyı duyarsanız siz de bir dinleyin, belki seversiniz.. İçinizden "Bir zamanlar bir arkadaş vardı onun şarkısıydı bu" diye geçirirsiniz.. Ama şimdi bunları yazdım ya; bu şarkıya rastladığınız ilk anda "Şırrraakk !" diye kapatacaksınız radyoyu, buna eminim.. Siz var ya, siz...
                                                           

                                                                             Erdoğan Mühürcüoğlu

    • Mustafa ÇAKIR20 Mayıs 2013 . 21:27

      Saray Sinemasının önündeki büst teğmen Ali İhsan KALMAZ ın büstüydü daha sonra 27 mayıs ilk öğretim okuluna nakledildi.O zamanki esnaflardan Roma dondurma Nail abi kardeşleri, oyuncakçı Erdoğan,Cahit kırtasiye,Hey-Erol-Tuncer plak,aktar-hırdavatçı Şükrü dayı,Tatlı Kardeşim kundura,Fıratlı kitabevi,Telefoncu Ömer dayı,Rekor kundura ne mükemmel insanlardı,hayatta olanlara esenlikler,vefat edenlere rahmetler dilerim saygılarımla.
    • GÜLEREN KAPOĞLU17 Mayıs 2013 . 10:06

      Yaşım altmış. Yazıyı çok beğendim,değişik duygular içindeyim.Ben de birkaç isim ve yer yazayım istedim.Gazeteci CIK CIK HÜSEYİN; İSMAİL BAKKAL; YAYLA PASTANESİ; HAYAT PASTANESİ; ÖZBESLER KASABI; ÇETEKLER KASABI; KARAMANLILAR; KARAHACILAR...ilk aklıma gelenler...Ayrıca nikahlarda çocuklara verilen şeker farklıydı. Küçük muzlar üzerine sanırım çikolata kaplıydı. Yayla pastanesinden aldığımız piramit, prenses pastalar; JOKEYler...
    • yaş elli16 Mayıs 2013 . 20:42

      Saray Sinemasının önündeki büst Şehit Pilot  Cengiz Topel'indi.  (Cengiz Topel (d. 1934; İzmit – ö. 1964; Kıbrıs), Türk pilot yüzbaşı. 1964'te Türk Hava Kuvvetleri'nin Kıbrıs'ta gerçekleştirdiği uyarı uçuşunda, uçağı Rum uçaksavarlar tarafından vurulunca paraşütle atladı ve esir düştü. Rumlar tarafından hastanede öldüğü belirtilen Topel'in naaşı iade edildi. Türk Hava Kuvvetleri'nin Kıbrıs'taki ilk pilot kaybıdır (wikipedi))

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak