Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Bahçe.. Futbolcu.. Kayıp Camii.. Deli Remzi

Erdoğan Mühürcüoğlu

Bahçe.. Futbolcu.. Kayıp Camii.. Deli Remzi
    24 Temmuz 2019

          BAHÇE.. FUTBOLCU.. KAYIP CAMİ.. DELİ REMZİ..
           Ne garip, eskiden yalnızlıktan korkardı insanlar.. Şimdiyse yalnız kalamamaktan.. Herkesin elinde tabletler, telefonlar, laptoplar.. Dünyanın neresine gidersen git, herkes senle birlikte geliyor.. tanıdık, tanımadık herkes geliyor..
    * * *
         Teknolojiye esir düştük açıkcası.. Sanal alem hayatımızın vazgeçilmezi oldu.. O kadar cılkı çıktı ki işin, adam sohbetin en koyu yerinde ayağa fırlayıp ''ben eve gidiyorum'' diyebiliyor.. “Ne yapacaksın evde?” diyorum.. ''Sorma! diyor ''bahçeyi unuttum; birazdan dönerim..” 
    * * *
          Adamın Facebook’ta sanal bahçesi varmış ve onu her gün sulaması gerekiyormuş.. Ne kadar çok sularsan, sebzelerin o kadar büyüyor, o kadar çok puanın oluyormuş.. Hatta; diğer bahçeleri de satın alarak büyütebiliyormuşsun bahçeni.. Sanal alemde, “toprak ağası” gibi bişey oluyormuşsun..
    * * *
          Çok fazla değilse de biraz tanıyorum arkadaşı.. Bilmediklerimi de konuştukça öğreniyorum.. Liseyi dışarıdan bitirmiş benim gibi.. İstanbul'da Otel katipliği yaparak, İTÜ Maden Mühendisliği Bölümü'ne devam etmiş..
    * * *
          Babasi Amigo Tevfik abi ile Migros'un seyyar satış arabalarında çalışmış İstanbul'da.. Mahallelerde satış yapan, korna sesini duyanların başına toplanıp kuyruğa girdiği arabalarmış onlar.. Arka kapıdan binilen, raflardan alınan ürünlerin parasının ön kapıdan inerken ödendiği..
    * * *
          Mezun olduğu Maden mühendisliği okulunun ilk öğrencisinin Bolu'lu Ali Rıza Bey'in kızı Mediha hanım olduğunu bir kez de bu arkadaştan dinledim.. Okulun 148 numara ile kaydı yapılan ilk öğrencisi olduğunu Mediha hanım'ın..
    * * *
           Daha önce de yazmıştım hatırlarsınız.. Okula devam ederken o yılların en acımasız hastalıklarından birine yakalanmıştı genç kız.. Uzun zaman tedavi görmüş ama bir türlü düzelememişti.. Ve bir gün muhasebeci Fahri Bey okula gidip velisi olduğu öğrencinin artık okula devam edemeyeceğini söylemişti gözyaşları arasında.. Sonra? Sonrası Orhan Seyfi Orhon'un ölüm döşeğindeki kızının yanından ayrılırken mırıldandığı sözlerle bestelenen şarkıdaki gibi.. 
    *
         Hani o bırakıp giderken seni
         O öksüz tavrını takmayacaktın
         Alnına koyarken veda busemi
         Yüzüme bu türlü bakmayacaktın.. 
    * * *
          FUTBOLCU..
          Araplardan transfer tekifi alan Rıdvan İlhan'ı duymuştum.. Galatasaray'ın denemek için İstanbul'a çağırdığı Kötü Kenan'ı, Bıdık Mustafa'yı, Kopter Mehmet abi'yi.. Ankaragüçlü Tuncer Sancar'ı, eskiden Bolu'da İmar Müdürü de olan.. Ama eski belediye başkanı Muzaffer Işın'ın 1930'larda Beşiktaşta top oynadığını duymak çok şaşırttı beni.. 
    * * *
          Bolu Gençlik'ten transfer olmuş Muzaffer Işın Beşiktaş'a.. Daha sonra da Göztepe'de 'sol açık' olarak top koşturmuş.. Ailede sanatçı olduğunu biliyordum, ağabeyi Tarık Ziya Işın'ın 1944 yılında Cahide Sonku ile bir filmde başrol oynadığını da.. Ama Muzaffer Bey'in Beşiktaş'ta futbol oynadığını duymak şaşırttı beni.. Özellikle de Göztepe'de kornerden attığı gollerle meşhur olduğunu duymak.. Düzce'de kornerden attığı bir golden sonra sahaya giren bir taraftar tarafından bıçaklanması bile var futbol yaşamında..
    * * *
           KAYIP CAMİ.. 
           Bugün bir kayıp cami daha buldum onu anlatacaktım güya.. Karaçayır'da Terzi Hasene Teyze'nin evinin karşısındaymış diyecektim.. Başlığı da hazırdı.. ''Haydaaa Atilla Mayda! diye başlayacak, cemaatinden tut müezzinine kadar sayacaktım.. 
    * * *
           1891 yılında yanan ve 1899 yılında yeniden yapılan Büyük Camii'de vardı anlatacaklarımın arasında.. Cami cemaati ile birlikte kolları sıvayıp caminin yeniden yapılmasını sağlayan şehrin gayrimüslim kesiminden mimar Andon Efendi vardı..
    * * *
           ''İnşaat sırasında Mihraptaki süslemelerin arasına kaşla göz arasında ''haç'' işareti gizlemiş Andon efendi'' diyecektim.. "Şaşı bak şaşır" resimlerindeki gibi kolayca farkedilemeyen bir haç işareti.. Epey zaman sonra cemaatten birinin dikkati sayesinde ortaya çıkmış Andon kalfa'nın marifeti.. Hemen işareti kazıyıp üzerini sıvamışlar diyecektim.. Gerçi demiş kadar da oldum..
    * * *
           DELİ REMZİ..
           Siyah beyaz bir fotoğraf.. Baktım o da var fotoğrafta.. Aktaş'lı Deli Remzi.. İçim cız etti.. Bir bayram arifesinde aramış ''Ben Remzi'' demişti telefonda.. ''Büyük ihtimal Ali olarak hatırlarsınız siz beni.. Kardeşiniz Erol'un çok yakın arkadaşıydım ben.. Aktaş da Hayrat'ın karşısındaydı evimiz.. Babam İtfaiye Başçavuşu Ahmet Eren.. ''Vay canına'' demiştim, ''bu Remzi Evren dedikleri bizim Ali'ymiş demek.. 
    * * *
           Rahmetli Mehmet Ali Sak'ın çalıştırdığı, ara sıra horoz dövüşü de yaptırılan Aktaş kahvesini anlattığı bir yorumu vardı onun.. Dinlerken gülmekten öldüğümüz bir yorumu.. Yöresel dilin fonetiği, ahengi ve melodisi ile anlattığı..
    * * *
          ''Mersin'de imtahana girdim. Aynı gün sabah ezannarı okunukan Akdaş Gafesine geldim.. Dışardan bakıyan, içerde, Gamalı Dayı çay demleya.. Hava Soğuk. Çatır çatır bi ayaz vaa.. Ocağın yanındakı masada güleken uzakdan bile belli olan altun dişli, lacivert takım elbiseli, yımırta topuk ayakkabılarıynan Yanuk Hayri.. Garacasuda Nafia'da çalışıyodu o zamanlar.. Servis beklemek üçün geliyodu Akdaş Gafesine...
    * * *
          ''Selamneleykim'' dedim içeri gireken.. Bakdım; Yanuk Hayri'nin masasında bi ufak rakıyla acuk da katuk keşi duruya.. Hayri abi şeyne bi bakdı bana; ''la yeğen nerden geliyang bu sehette? dedi ''Mersin'den imtahandan geliyan Hayri abi'' dedim.. ''Gördün mü Gamalı? dedi, ''Ahmet Çovuşung oğlu okudu geriye bi adam olması galdı! 
    * * *
           ''Yanuk Hayri rakıyı gafaya dikdi ''lık lık lık lık'' içiya.. Ben eeyne bakıyan.. Gamalı dayı ocağınan uğraşıya.. Hayri abi masadakı gatuk keşinden acuk ısurdukdan sonra; ''Bu nimeti içiyasang bol bol yiycen Gamalı'' dedi.. ''Ben boğazıma bakarın.. Şindi götüsünle şuraya, 6 aylık malağı bi oturuşda yimezsem malağıng bacakları.....'' (tarafımdan sansürlendi)
    * * *
          Gamalı Dayı; ''Sus terbiyesüz'' dedi.. ''Dilini eşşek depesice..! Servis gelüken Hayri Abim galan rakısını pantul'un göt cebine goyup, ''hadi ben gidiyan Gamalı'' dedi ''akşama görüşürüz..''
    * * *
          HAYAL BU YA..
          İnsan, keşke bir zaman tünelinden geçip o günlere dönebilsek diyor.. Bir sırt çantasıyla dolaşabilsek şehrin sokaklarını, parklarını, kahvehanelerini.. Gölcüğe gitsek, Gölköy'e, Abant'a.. Gelmişken bir de kaplıca yapsak sonca dence.. 
    * * *
           Aktaş'ta bekleyen minibüslerinden birine binsek mesela Direksiyonda Susuzkınık'lı Pire İsmail olsa.. Kafasında sekiz köşe şapkası.. Yol boyunca tarlalar, tarlalarda gelincikler, kır çiçekleri olsa.. Biraz ötede tarlasını süren bir çiftçi ile ardı sıra yürüyen bir leylek.. Pulluğun yardığı toprakta solucan avlayan.. Sağ tarafta Karaçayır.. Harman yerinde düven süren köylüler, arteziyenin oluğunda buğday yıkayan amcalar.. Ve yolcular arasında tanıdık bir sima.. Bir zamanlar uzaktan uzağa bakıp, gelin güvey olduğum.. O da olsa..
    *
          Kimler yıkandı bu şehrin hamamlarında 
          Kimler soyunup dökünmedi 
          Nice güzeller gördü bu mermer taşlar 
          Bu dilsiz kubbeler 
          Senin gibisini görmedi..
    *
          Ne zaman kaplıca dense, Ümit Yaşar'ın yukarıdaki şiiri gelir benim aklıma.. Kubbeleri, kurnaları ve kocaman muslukları ile Kaplıca gelir.. Peştemallar, hamam tasları takunyalar, havuzda suları tokatlayan, deve güreşi yapan amcalar.. Güzel şehrin güzel insanları..
    * * *
          Güzel şehrin güzel insanları da kalmadı gerçi.. Güzel atlar da gitti, güzel insanlar da..''Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık'' Çığırtkanlara son gittiğimde onu dedim rahmetli peder'e.. ''Boşver'' dedim, ''yat yattığın yerde.. Buralar artık senin bildiğin gibi değil.. Boş ver, yat yattığın yerde..

           Hoşça kalın.. 
                                                               Erdoğan Mühürcüoğlu.. (24.07.2019)

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak