Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Jet Turizm.. Eyüp.. Terazi.. Almanya..

Erdoğan Mühürcüoğlu

    11 Mayıs 2015
     Jet Turizm.. Eyüp.. Terazi.. Almanya..
    'Uçak Şeref Abi'nin başına mı düşmüş' dedik diye demediğini bırakmadı.. 'çüşşşş..! bile dedi.. Bolu'nun müteşebbis adamlarını konuşuyoruz.. Kim ne yaptı, ne kadar istihdam yarattı, ne kadar katma değer sağladı Bolu'ya, onları.. Bilgihan dedik, Çizmeci dedik, Becikoğlu falan dedik.. Sonra sıra Emniyetçiler'e, Çarıkçılar'a ve onların taşımacılık sektöründeki faaliyetlerine geldi.. Özbolu, Seyahat 14, İtimat Turizm falan.. Bazı arkadaşlar Haydar Ağa'yı da saydılar.. Hilmi Tekmen'in Eczanesinin yanında kıraathanesi ile otobüs yazıhanesi varmış onun da..
    ***
    Bir de Şerafettin Şenyüz'ün Jet turizmi var.. Zamanın en konforlu otobüs firması.. Belki çok kişi bilmez ama Bolu'yu ilk lerle tanıştıran adamdır Şeref Abi.. Otobüs işletmeciliği, şans oyunları bayiliği, 1951 yılında Orta Hamam'ın önünde benzin istasyonu, 1952 yılında yine aynı yerdeki istasyona hem elle hem de cereyanla çalışan pompa montajı.. Bir de dükkanın önüne koyduğu kumbaralı gazete dolabı vardı.. Dolabın deliğinden para atıp istediğin gazeteyi alıyordun.. Yıllar sonra Almanya'da gördüm aynısından..
    ***
    İstanbul-Ankara arasında çalışan en lüks ve havalı otobüslerdi Jet Turizm'inkiler.. Hepsi kırmızı, hepsi Magirüs.. Yatar koltuklar, Burcu Esmersoy gibi hostes kızlar.. Bir bileti var, sanki uçak bileti.. Cebine koyduğun an sigortalısın.. Otobüsün üstünde su deposu, depoda buz kalıbı, içeride musluk.. Yolda buz gibi su içiyorsun.. Her yerde Jet Turizm'i konuşuluyor.. Eee Haliynen ! Şeref Abi'de fors binbeşyüz.. Gerçi her zaman havalıdır Şeref abim.. Son gördüğümde, sanat müziği korosunda 'def' çalıyordu.. 'Peşrev'li, saz semai'li akşam faslı'nda..
    ***
    İstanbul - Ankara arası her yerde 20-25 lira iken Jet turizm 35 liraya gidiyormuş İstanbul'a.. Sirkeci'deki yazıhanenin önüne sıra sıra diziliyormuş kırmızı otoboslar.. Yanında da Atan Kardesler, Gülhan ve Dağıstanlı..
    ***
    Hostesler aynı Burcu Esmersoy gibiydi dedik ya; geçen bir yerde gördüm; Burcu Esmersoy Hıncal Uluç'un sekreterliğini yapıyormuş bir tarihte.. Bir gün gazetelerde üstsüz fotoğrafları yayınlanınca tepesi atmış Hıncal Abi'nin 'geçmişine yandığımın karısı' deyip son vermiş Burcu Hanım'ın işine .. Ne güldüm ya.. Ne değişiyor sanki? Burcu Esmersoy gidiyor yerine daha havalı başka bir kız geliyor.. 'Azgın teke sendromu' dedi biri.. Bence değil.. Neco desen tamam, eyvallah..
    ***
    Çok kötü bir durum bu, komik durumlara düşürüyor insanı.. Yıllarca birlikte çalıştığımız kabak kafalı bir arkadaş vardı, emekli olunca Kahtalı Mıçı gibi simsiyah bir peruk geçirdi kafasına.. Ben 60'ından sonra rüzgarda uçan peruğun peşinden koşanı bile gördüm Bolu'da.. Esra Erol'un evlenme programını hatırlayın.. Göbek atıp, kıvırtan, 65'lik 'Lingo Selahattin'i.. Azgın Teke Lingo Selo'nun üç karısı varmış... Programa dördüncüyü almak için gelmiş..!
    ***
    Kadınlarda yok mu buna benzer durumlar?.. Ayıp ettin.. Henüz bir isim konulamamış ama onlarda da var.. 7 Kocalı Hürmüz filminin hamam sahnesi vardı mesela.. Göbek taşında 'erkek duası' isimli bir şarkı söyleniyordu..
    *
    Hava bulutlandı şimşek çakacak
    Kadınlar damlarda seyre çıkacak
    Derler ki bu gece yatsıdan sonra
    Gökten sapır sapır herif yağacak..
    *
    Bu duadan sonra; Kayseri'deki bir hamamda kadınların üzerine sapır sapır herif yağmış hakkaten.. Önce Musa Aslan düşmüş kurnanın yanına.. Daha olayın şoku atlatılamadan da yardımcısı.. Baca temizlerken dengelerini kaybetmişler güya.. İçerde kadınlar varken baca temizliği mi yapılır? El insaf yani.. İyi ki Çınar Abi'ye uyup Sultan Hamamı'nın çatısındaki cam fanuslarda yaşamamışız böyle bir olayı, tarihe geçerdik..
    ***
    Ya biz Jet Turizm neden kapanmış onu anlatıyorduk değil mi? unuttuk onu.. Eveet.. Kader işte.. Jet turizmin başındaki adamın, başarılı, girişken vizyon sahibi adamın Ankara'da olduğu bir günmüş.. Bankadaki işleri takip etmek için Ulus'ta bulunuyormuş o gün.. Olacak işte; kocaman bir uçak onun bulunduğu yere gelip tam tepesine düşüncesi.. Uçak düşüp o da uçağın altında kalıncası, hemen oracıkta rahmetli olmuş..
    ***
    'Uçak Şeref Abi'nin başına mı düşmüş? dedik boş bulunup.. Ne cahilliğimiz kaldı, ne Isparta Lisesi'nden hangi dalaverelerle diploma aldığımız.. İsmail Bayraktar'mış uçağın altında kalan, Jet Turizm'in asıl sahibi..

    EYÜP..
    Mahmut Muhtar Paşa'nın karargahında görevli Alman Binbaşı Hochwaechter var.. Onun anılarını okudum geçenlerde.. Orada yaşadığı bir sahneyi anlatıyor Binbaşı.. Bulgar ateşi ile vurulma anı ve sonrasını.."Dehşet verici bir andı' diyor.. Osmanlı Ordusu'nun bütün yükleri, cephanesi ve yiyeceği mahvolmuş, toplar, arabalar batağa saplanmış, firar eden askerler atları çözüp götürmüşler.. Köyler yanıyor.. Yaraları yıkamak için bile su yok.. Çamurlar içinde yalınayak koşan yarı çıplak çocuklar ve kadınlar.. Hızla geri çekiliyorduk, daha doğrusu kaçıyorduk..
    ***
    "Vurulmuş, iki ateş arasında kalmıştım.. Yanımdan geçen yirmi kadar askeri durdurup kendimi tanıttım.. Beni de yanlarına almalarını söyledim.. Alçak herifler! yüzüme bile bakmadılar.. Baktım, karşıdan tek başına bir asker geliyor.. O kadar güçsüz ki, yürüyor mu, sürünüyor mu belli değil.. Güçlükle geldi ve yine güçlükle yanıma oturdu.. Yüzüne dikkatlice baktım, temiz yüzlü bir çocuk.. O kadar hüzünlü bir ifade vardı ki yüzünde, hıçkıra hıçkıra ağlamak geldi içimden..
    ***
    Beni kaldırmak ve taşımak istediğini ama hiç kuvveti olmadığını söylüyor.. Nerede yetişmiş, kim yetiştirmiş bu çocuğu.. Biraz önce yanımdan geçen redif askerleri ile bu çocuğun arasındaki farkı düşündüm.. Sordum; Bolulu'ymuş.. Üç ay önce 27'nci Alay'a gelmiş.. Adı Eyüp.. Ana yok, baba yok kimsesi yok.. Bolu'lu bir garip nefer Eyüp.. Yemek yapar, Ekmek pişirir.. Kurşunlar biraz seyrelince kah ben Eyüb'ün sırtında, kah Eyüp benim sırtımda, zar zor biraz gerideki avcı hattımıza gidebildik..'
    ***
    TERAZİ..
    Bir fotoğraf bulduk.. Baktık Bolu şehir stadında iki takım sahaya çıkıyor.. İki takımın da bize yabancı olduğunu görünce arkadaşa gösterdik.. Biri Akçakoca bunların' dedi.. Hakemlerden biri de Ulvi Abi'ymiş.. Adam hangi partiye oy vereceğimi söylediğimden beri sinir küpü.. Daha hangi Ulvi falan diye sormadan 'Ulvi dedik ya bilader' diyor Belediyede ölçü ve ayar işlerine bakardı, kantar gibi Terazi gibi şeylerin ayarlarına..
    ***
    'Bu Teraziler var ya bu teraziler' diyor yüzüme bakarak.. 'hiç anlayamazsın 'Itri' olduğunu düşünürken Hakkı Bulut'a dönüşür bunlar.. Hiç bir şeye ikna edemezsin.. Bilim bile bunlara bir açıklama getiremedi.. Ulan bir söz dinleyin bee? Yok, illa dikine gidecekler.. Ne partiden anlarlar ne spordan ne bilmem neden.. Kökez Grubu'nda 'persona non grata' ilan edecekler nerdeyse, ama adamda anlayacak feraset yok.. farkında değil..
    ***
    Biz bu ülkede olmasaymışız insanların yaş ortalaması iki üç yıl artmazsa adam değilmiş.. Tövbe tövbe.. Bu nasıl partizanlık ya! Itri'ymiş bilmem neymiş; gücüme gitti doğrusu.. Ne varmış Hakkı Bulut'ta? En son şarkısına baksana adamın;
    Sen bana n'aptın deme lan allahsız,
    Sana taptım, taptım, taptım lan ben..!
    ***
    ALMANYA.. (kazayla silinen bir kaç paragraftan hatırlayabildiklerim)
    Almanya modası vardı bir zamanlar.. Eski Tekelin karşısındaki 'Kurum'dan Mecidiyeköy'deki Alman irtibat bürosuna kadar uzanan bir yol izliyordun.. Sonrası komedi.. Tansiyonun mu yüksek, ellerin mi titriyor; bitti! gidemiyordun.. Kapının önünde seyyar tansiyon ölçenler, tansiyonu düşürmek için limonata satanlar.. Sırf 'Diazem' satan eczane vardı.. İçeri giriyorsun,'şak' diye 'diazem' kutusu konuyor önüne.. Reçete meçete soran yok.. Limonatanı içtin, tansiyonu ölçtürdün, sakinleştirici hapını da yuttun; yarı uykulu vaziyette isminin okunmasını bekliyorsun avluda..
    ***
    Böyle arkadaşlık mı olur.. Bizim guruptaki Karaçayırlı arkadaşa vermişler hapı, vermişler hapı.. Üzerine de buz gibi limonatayı dayamışlar.. Yerinde duramıyor adam.. Önce uyku basmış, sonra 'laf anlamaz ormancı'ya dönüşüp 'oramı buramı yokladı' dediği Alman doktoru dövmek gelmiş içinden.. On yıl beraber çalıştık rahmetliyle.. Bolu'dan Kirpi saçlı berber Cevat'da oradaydı o gün.. Esentepe Oteli'nin altındaki Düzceli Berberin oğlu.. Esentepe Oteli'nin altındakı berber Hasan çakmak deyincesi de duracakmışsın biraz.. Memleketin en gırgır adamlarının toplandığı yermiş o dükkan.. Aklıma o geldi birden.. Rahmet olsun hepsine de..
    Hoşça kalın..

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Bolu Çatı Tamiri Bolu Kamera Sistemleri Tonet Sandalye