Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Gavurlar Mahallesi.. Kadir Baba.. Ve Beyaz'ın Babası..

Erdoğan Mühürcüoğlu

    8 Ağustos 2013


          Aktaş'tan Akpınar Mahallesi'ne kestirmeden giderseniz, İnkilap Okulu ile Akpınar Mahallesi arasında sıkışmış kalmış bir mahalleye rastlarsınız.. Burada oturan bi tanıdığınız filan yoksa, Bolu'da asırlarca yaşasanız bu mahalleyi görme, tanıma şansınız büyük bir ihtimalle yok gibidir.. Burası resmen Aktaş'a mı, yoksa Akpınar Mahallesi'ne mi bağlıdır, bilmiyorum. Ama hiçbir zaman bu bağlı olduğu mahallenin adı ile anılmamış ve her zaman kendi orijinal ismiyle tarif edilmiştir; "Gavurlar mahallesi.."
    ***
           Bolu'da bu mahalle gibi, isimlerini herkesin bildiği ama resmen kaydı kuydu! olmayan birkaç mahalle daha var. 'İmaret, Tatarlar, İtaatsizler!' mahalleleri gibi. Ben inkilap İlkokulu'nda okuduğum için Gavurlar Mahallesi'ni iyi bilirim. Üstelik sık sık akşam oturmalarına gittiğimiz annemden dolayı akrabalarımız da vardı o mahallede. Neyse, konuyu fazla da dağıtmayalım. Çocukluğumuzda nedendir bilmem ben de, benim arkadaşlarımda o mahallenin tam içine girmeye oralarda dolaşmaya korkardık. Kovboy filmlerinde terk edilmiş kasabalar falan vardır ya hani, her yer ıssızdır, kimsecikler yoktur ortalıkta ve sanki herkes bir şeyden ürkmüş ve oradan çabucak uzaklaşmış gibidir. İşte bizim çocuk gözümüzle buralar aynen böyle görünüyordu..
    ***
           Bu mahalleyi Abdülmecid zamanında Ruslar'dan kaçan ve Osmanlı'ya sığınan Ermeniler kurmuşlar. İlk geldiklerinde bir dilim ekmeğe muhtaç olacak kadar yoksulken, çalışıp çabalayarak durumlarını düzeltip palazlanmışlar. 360 hane ve iki kiliseden oluşan bu mahallede nüfusları, yaklaşık üç bin kişiye yükselmiş. Oldukça zenginleştikten sonra da tefecilik, kuyumculuk gibi işler yapmaya, Bolulu esnafa, tüccara çok yüksek faizler karşılığında borç para vermeye başlamışlar. Türkiye'nin işgal yıllarında ise iyice kontrolden çıktıklarını, ileri geri konuşmaya; "Bolu'yu, ellerinden alacaz!. Bunların pilavı pişti, yağı kızarıyor!" demeye başladıklarını duyuyoruz. Nereden duyuyoruz? Değişik kaynaklardan! (değişik kaynaklar da benim Babaannem oluyor.. N'apalım imkanlarımız kısıtlı ..
    ***
          Dediklerini de yapmaya başlamışlar. Bolu'ya haraç toplamaya gelen ve halka sürekli zulüm uygulayan başta 'Cafer bey'çetesi olmak üzere birkaç çete ile anlaşıp Bolulular'ın üzerine çullanmışlar, savaş açmışlar. İşte ne olduysa bundan sonra olmuş, sokak aralarında devam eden çatışmalar sırasında 'tepesi atan' birkaç 'goca Bolulu' bu mahalleye can havliyle dalıp ortalığı ateşe vermişler. Bir kızılca kıyamet kopmuş ki deme gitsin. Bu olay neticesinde ise mahalle tepeden tırnağa yanmış. Burada artık birlikte yaşama imkanının kalmadığını anlayan Ermeni halkı, At Yaylası üzerinden Akçakoca'ya, oradanda İstanbul'a göçmüşler. Bu mahallenin öyküsü, daha doğrusu Bolu'da bir zamanlar var olan Ermeni nüfusun durumu bütün kaynaklarda bu veya buna yakın ifadelerle anlatılıyor..
    ***
           Gavurlar Mahallesi'nde geçen, bana göre çok da heyecanlı bir anım var benim. Beyazıt Öztürk'ün (beyaz) Babası Bolu'da polis olarak görev yaptığı sıralarda, önüne kattığı bir suçluyu taa Semerkant'tan, Gavurlar Mahallesi'ne kadar kovalamış. Burada alt alta üst üste yerlerde yuvarlandıktan sonra, tam 'Niyazi Çalıkuşu' nun evinin önünde yakalamıştı. Biz de bu nefes kesen takipte oyunlarımızı yarım bırakıp 'yalınayak, başı kabak' merakla peşlerinden koşmuştuk..
    ***
          Polis adamı yakalamıştı yakalamasına da, bir insan bu kadarmı hızlı koşar be kardeşim! Suçlu olan adam kayakçıların "slalom" yarışlarındaki gibi bir sağa bir sola zik zaklar çizerek kaçıyor, bir ara durur gibi yaparak 'şaşırtmaca' verip tekrar koşmaya başlıyordu. Fakat orta yaşlı, koca göbekli polis abi bu numaraları asla yutmadı ve herif'in peşini de asla bırakmadı. Hiç unutmam bir ara her şey birbirine karışıp suçlu, polis ve biz aynı hizada birlikte koşmaya bile başladık..
    ***
          Allah'tan adam tökezlenip yere yuvarlandı da tam 'Niyazi Çalıkuşu' nun bahçe duvarının dibinde yakayı ele verdi. (bu bahçenin içinde 'İsmet İnönü'nün kocaman bir büstü de vardır) Doğrusunu isterseniz biz adamın yakalanmasına çok üzüldük. Biz hırsızı kovalayan polisten değil de, heyecan sürsün diye hırsızdan yanaydık. Adamın kaçabilmesi için dua bile ediyorduk içimizden. Beyaz'ın babası nefes nefese kalmış, yanakları pancar gibi kıpkırmızı, kan ter içinde adamı enseleyip bizim 'yapmacık' alkışlarımız arasında karakola götürmüştü..
    ***
           Peki ben bu polis'in Beyaz'ın babası olduğunu nereden biliyorum?.. Bolu'da o yıllarda yaşayan herkes bilir 'deli Kadir'in kullandığı branda kaplı eski püskü, külüstür bir polis cipi vardı, babam rahmetli o zamanlar vilayetteki işinin yanında, şifre işlerine de bakardı, yani teknoloji şimdiki gibi gelişmiş olmadığı için çeşitli sebeplerle 'telgraf' şeklinde gelen şifreleri çözme ve ait oldukları yerleri bilgilendirme görevi vardı. İşte bu yüzden mesai saatleri dışında gelen telgrafları bu ciple eve getirirler bir kahve içip sohbet eder giderlerdi.. Benim dedem Artvin'den Osmanlı zamanında, Bolu'ya gelip yerleşmiş (sebepleri biraz karışık, rivayetler muhtelif) Beyaz'ın babası da Artvin taraflarından (Arhavi olacaktı galiba) olduğu için babamla aralarında bir dostluk bağı oluşmuştu. İşte bende bu vesile ile onları tanıyordum. Daha doğrusu Beyaz programlarında Bolu'daki yıllarını anlatınca 'kafamdaki resimleri' yanyana getirip' onları hatırladım..
    ***
          Bolu'da herkes polisin o tarihlerde her tarafa koşuşturan emektar, külüstür bir cipi olduğunu ve bu ciple bütünleşmiş, bu cipe kendini adamış olan şoförü Kadir Abi'yi tanır. Bekçi kadrosunda şoför olarak çalışan bu Kadir Abi, herhangi bir olaya götürdüğü polislerle birlikte kavga, döğüş, ne varsa, içine balıklama atlar 'üstüne vazife olmayan işlere' girişirdi. Arabada beklemesi için polisler onu önceden uyarsalar da, o kendini frenleyemez, herkesten evvel arabadan kendisi atlardı. Yani ağzından 'ret-kit' gibi hiç düşürmediği sigarasıyla ve üzerinde 'polis' yazan branda kaplamalı külüstür cipiyle Bolu'nun unutulmazlarından biriydi.. (Bugünlerkde TRT 1'de oynayan Seksenler dizisindeki bekçi Bekir ile tıpa tıp benzeştiklerini söyleyebilirim)
    ***
           Yalnız rivayet edilen bir olay var ki, o biraz Kadir babanın karizmasını çizer gibi olur. Konu da şu; Kadir abi yine bir olayda Bolu'ya yeni tayin olan genç polislerle birlikte kalabalık bir gurubun kavgasını bastırmak için Karaçayır'a giderler, bir kavga ki öyle böyle değil. Zırt, pırt çalan polis düdükleri, havalarda uçuşan yumruklar, bağırışlar, çağırışlar velhasılı kelam ortalık ana baba günü gibi. Nasıl olduysa olmuş Kadir Abi kavganın tam orta yerinde kalakalmıştır. Bu karambolde genç polislerce fark edilemeyerek yanlışlıkla tutuklanır Kadir Baba..
    ***
    Ne kadar tepinse, ne kadar feryat etsede fayda etmez, o kargaşa sırasında sesini kimseciklere duyuramaz. Ancak karga tulumba polis cipinin başına getirildiğinde arabanın şoförü olduğu anlaşılır ve özür dilenir. Bu olay hatırlatıldığında Kadir Baba, Kahveci Ahmet Saygı'yı ve Yukarı Çarşı esnafını göstererek "laa ağanın inanma bunlara! Vallaha'da yalan, billaha'da yalan! bunlar bu maymunların uydurmaları!" der dururdu..
    ***
          O yıllarda annesi ile birlikte yaşayan Kadir Abi Emniyet Teşkilatı'na girmeden önce kamyonculuk yapmış. Bir kaç kez de kamyonunu kazayla devirdiğini falan gülerek anlatırdı çevresindekilere. Bir sabah zamanın emniyet müdürünü evinden almaya gittiğinde bahçe duvarını yıkarak durabildiğini, Müdür bey sinirlenerek üstüne yürüdüğünde "baba beni affet" diye şefaat dilediğini de ben bir arkadaştan işitmiştim. Sağ ise uzun ömürler, öldüyse Allah'tan rahmetler diliyorum..
    Hoşça kalın..
           Fotoğraf: Harput Gavurlar Mahallesi..

    Yukarıdaki yazımda bahsettiğim Boluda yaşayan ermeni nüfusun sayısı hakkında bir tereddüt oluşmaması için 1914 yılı osmanlı nüfus sayım sonuçlarını kaynak olarak ekledim..(Genel Kurmay Başkanlığı'nın tablosu) Boluda yaşayan ermeni sayısı 2970 kişi..

    Vilayet/Sancak Müslüman Ermeni Rum

    Adana 341.903 52.650 8.974

    Ankara 877.285 51.556 20.240

    Antalya 235.762 630 12.385

    Aydın (İzmir) 1.249.067 20.287 299.097

    Bitlis 309.999 117.492 0

    Bolu 399.281 2.970 5.115

    Canik 265.950 27.319 98.739

    Çatalca 20.048 842 36.791

    Diyarbekir 492.101 65.850 1.935

    Edirne 360.411 19.773 224.680

    Erzurum 673.297 134.377 4.864

    Eskişehir 140.678 8.592 2.613

    Halep 576.320 40.843 21.954

    Harput 446.379 79.821 971

    Hüdavendigâr 474.114 60.119 74.927

    İçel 102.034 341 2.507

    İzmit 226.859 55.852 40.048

    Kale-i Sultaniye 149.903 2.474 8.550

    Kastamonu 737.302 8.959 20.958

    Karahisar-ı Sahib 277.659 7.439 632

    Karesi 359.804 8.653 97.497

    Kayseri 184.292 50.174 26.590

    Konya 750.712 12.971 25.150

    Kostantiniyye 560.434 82.880 205.752

    Menteşe 188.916 12 19.923

    Kütahya 303.348 4.548 8.755

    Maraş 152.645 32.322 34

    Niğde 227.100 4.936 58.312

    Sivas 939.735 147.099 75.324


     

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Koltukları Cafe Sandalyeleri Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak