Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Hatice.. Sabri Dino.. Ziyaret.. Tuz Pazarı.. Fırtına..

Erdoğan Mühürcüoğlu

Hatice.. Sabri Dino.. Ziyaret.. Tuz Pazarı.. Fırtına..
    29 Nisan 2018

         

          Hatice.. Sabri Dino.. Ziyaret.. Tuz Pazarı.. Fırtına..
           Bir konuyla ilgili bir kaç paragraf yazdım. Sonra sildim. Sonra aynı konuyu bir daha yazdım ve bir daha sildim.. Yazdım, sildim, yazdım, sildim.. Ekran bana bakıyor, ben ekrana.. Baktım olmayacak televizyonu açtım.. Bir kanalda biraz önce başlamış bir film; Baby Blues, Bebek Mavisi.. 
    * * *
          Bir insanın yaşayabileceği en kötü, en korkunç durumlardan biri anlatılıyor filmde.. Çocuklarını öldürmek için fırsat kollayan Şizofren bir anne ve ondan ağlayarak kaçışan çocukları.. Müthiş rahatsız oldum filmden..
    * * *
          Hani bazı filmlerde 'flashback' ler olur, geçmişe anlık dönüşler falan.. Tam o durumdayım filmi izlerken.. 1960 yılında yaşanan bir olayın sahneleri canlanmaya başladı gözümde.. Aslahaddin Camisi'nin arkasındaki sokak.. Önünden korkarak ve koşarak geçtiğimiz ev, elinde bıçakla çocuklarının üzerine yürüyen anne ve ondan çığlık çığlığa kaçışan çocukları.. Tarih 12 Mart 1960 günlerden Cumartesi.. 
    * * *
          Alfred Hitchcock'un korku filmlerindeki gibi sahneler.. Bülent Ecevit'in Ulus Gazetesi'ndeki köşesinde uzun uzun anlattığı olay.. 'Kim bilir neler geçti Hatice'nin başından? diye sorduğu.. Neleri dert etti kendine? Ne fırtınalar koptu içinde?'
    * * *
          SABRİ DİNO..
          Hayatta hiç bir şeyi dert etmeyecen hemşerim.. Aklına mukayyet olacan.. Paran var, şöhretin var, altında son model arabaların, falanların filanların.. Hepsi hava civa.. Bir deprem, bir yangın, bir sivilce yetiyor sıfırı tüketmene.. Ya da art arda gelen bir kaç depresyon.. Çöpten ekmek toplayan ünlü şarkıcı örnekleri yok mu önümüzde? Alzheimer'in pençesinde kıvranan ünlüler..? Son çareyi Boğaz Köprüsü'nden atlamakta bulan iş adamları?
    * * *
           Bir zamanlar Beşiktaş'ın ve milli takımın unutulmaz kalecisi vardı, Sabri Dino.. Daha sonraki yılların Gömlek Kralı.. İş hayatındaki dalgalanmalar nedeniyle iflas edince boğaz köprüsünde almıştı soluğu.. 28 yıl geçti hala cesedi bulunamadı adamın.. 
    * * *
           Ya Afife Jale.. Aşklarından, evliliğinden ve kapalı gişe oynayan filmlerinden bahsetmiştim hatırlar mısınız? Bir de mezarlıkta çekilmiş fotoğraf eklemiştim o yazının altına.. Yerde akıl hastanesine ait bir tabut vardı ve tabutun başında biri çocuk 4 kişi.. 'Yoldan geçen biri yardım etmese' demiştim 'her halde el arabasıyla getireceklerdi Afife Abla'yı..'
    * * *
           Boluspor'da 1966'dan 1973'e kadar tam yedi yıl başkanlık yapan, başkanlığı döneminde Bolu'ya olağanüstü başarılar yaşatan Kamil Bilgihan.. Bir zamanlar milyarlara hatta trilyonlara hükmeden adam.. Cenazesini büyük caminin önünden 5- 10 kişiyle kaldırdı diye duyunca inanamamış birkaç kişiye daha sormuştum...
    * * *
          Yani Can tertip; Herkes ölecek.. Fakir zengin, herkes.. İyi ki de ölecek.. 'Ölüm olmasaydı onu icat etmek zorunda kalırdık' demiş Voltaire.. O yüzden hiç bir şeyi dert edip kafaya takmamak lazım.. Sonra yaşlıya, genç'e de bakmıyor ölüm.. Cep telefonumda sadece numaraları kalmış bir sürü arkadaşım var hala.. Bazen boş bulunup aramaya kalktığım bir kaç arkadaşım.. 
    * * *
          ZİYARET...
         Ağrı'da bir çay ocağının önünde Cevdet Sunay'ın Bolu'yu ziyaret ettiği günü konuşuyoruz.. Kız Öğretmen Okulu'nu da ziyaret edeceği söylentisi üzerine yaklaşık 200 öğrencinin yaşadığı hayal kırıklığını.. Cumhurbaşkanı öğrencilerle yemek yiyecek diye krallara layık yemeklerin hazırlandığı.. Müdür Hasan Keskin ve öğrencilerin okulun bahçesinde beklemekten ağaç oldukları günü.. 
    * * *
          'Sen bir hafta boyunca hazırlık yap, saatlerce bekle, sonra da okulun giriş kapısından girip arka kapısından çıksın adam.. Kuru kuru bir 'Nassınız? deyip geçsin.. Şener Şen'in 'Selamsız Bandosu' filmindeki gibi bir hayal kırıklığı..' 
    * * *
           O anlatırken gülmemek için kendimi zor tutuyorum.. Aklıma 'Selamsız Bandosu' geliyor.. Tansu Çiller'in Belediye zabıtalarını 'merhaba asker” diye selamlaması, Erzurum mitinginde; 'Bacınızın bıdığı sizlere helal olsun!” demesi ..
    * * *
          Tek kollu boksör Cihat Vurucu ile 1966 yılında Öğretmen okulundayken tanışmış.. Hem okul takımıyla hem de Boluspor ile pek çok müsabakalara katılmışlar .. Bolu Bölgesi olarak da iki kez Türkiye Şampiyonluğu varmış..
    * * *
           Ben ondan Tanju hanım ile Mustafa hoca'nın dillere destan 'izdivac'ını bekliyorum, o bana panayırdaki 'Çift Motorlu Pamela” yı soruyor.. Melek hanım teyzeyi, Zahide hanım teyzeyi Deli Hasan bey amca'yı soruyor.. 'Sütyeninin uçlarına taktığı püskülleri fıldır fıldır döndürürdü Pamela' diyor.. Pamela'yı hiç duymadım.. Babuş ablayı sorsa tamam.. Neyse..
    * * *
          TUZ PAZARI..
          Bir de 'Tuz pazarı' çıktı başımıza.. Buğday pazarı, Pirinç pazarı, yumurta pazarını biliyordum da,Tuz Pazarını duymamıştım.. Kadı Camisi'nin karşısıymış.. Şehir Sineması'nın arkası, Akbank'ın önü.. 
    * * *
          Kıbrıscıklı Tıygır, Seben'li Yüzbaşı, Arnavut Bahtiyar, Hakkı Çavuş gibi eşkiyaların idam edildikleri yermiş orası.. Baktım, onların dışında Adapazarı'nda yargılanıp Bolu'ya getirilen ve aynı yerde idam edilen 2 kişi daha var.. 11 Ekim 1915'de idam edilen, daha sonra masum oldukları anlaşılan.. 
    * * * 
         Bir idamlık Ali vardı, asıldı;
         Kaydını düştüler, mühür basıldı.
         Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı.
    * * *
           'Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı' demiş şair ama, bir başka şair de 'şehirlerin hafızaları, sakladıkları sırları vardır diyor.. 'Perdesini aralarsanız, şehrin ne kadar dedikodusu varsa isim isim, tarih, tarih fısıldar kulağınıza.. Sokaklar, çay bahçeleri, sinemalar, hamamlar.. Nerede ne yaşandıysa.. 
    * * *
            FIRTINA..
           Geceleri olur olmaz uyanıp gidip nefes alıyor mu diye baktığın, azıcık ateşlense elin ayağın titreyen.. Doğum gününü sınıf arkadaşlarıyla kutladığın.. Biraz gecikse apartmana girene kadar pencerede beklediğin.. Orhan Bahri Ersoy Hoca'nın geçen gün paylaştığı bir fotoğraf vardı.. Görmüş olmalısınız..
    * * *
           Düşündüm de; 'Demek ki' dedim, dünyanın neresinde olursan ol, acı aynı acı.. İster Orhan Hoca ol, ister Hasan Güldür bey, ister İsmail Hakkı Bey, ister Betül Hanım.. Ya da bir hastane odasında evladına 'Gitme güzeller güzeli' diye yalvaran Erdoğan Berker.. Viyana'da kaybettiği kızı için 'Titrer yüreğim her ne zaman yâdıma gelsen' diyen Suphi Ziya Özbekkan.. 
    *
            Dünyanın karardığı anlar.. İsyan ettiğin, doğup büyüdüğün şehrin bile sana sırt çevirdiğini düşündüğün anlar.. Şarkıdaki gibi içinde fırtınaların koptuğu.. 
    *
         Sanki o an yer yerinden oynar
         Hoyrat bir rüzgar eserken, 
         Sallanan gemi misali
          Sallanır durur içinde dünya..
    *
           KARAÇAYIR..
           Sizin mahalleye gidince 'Gurbete gitmiş gibi' olurduk biz' dedim.. Ne zaman terzi Hasene Teyze'nin evinin önünden geçsem 'Katina'nın elinde makası' şarkısı dolanırdı dilime.. Ve ahşap evlerin küçük balkonlarında insanlar.. Kolunun altındaki ekmeği ucundan ucundan yiyerek eve giden çocuk, yanında ablası.. Güzel ablası.. 
    * * *
          Hepimiz aynı anda aşık olunca neye uğradığını şaşırmıştı kızcağız.. Herkes çocukça şeyler yapıyordu gözüne girmek için.. Benim 'Cin Çükü' Fahrettin Abi'ye kurdurduğum salıncağın izi hala durur Semerkant'daki ağacın dalında.. Fahrettin abi Akpınar'dan Münire ablanın küçük oğlu.. Aslında lakabı tam öyle değil de ben 'aile var' diye öyle yazıyorum.. Bir gün gözümü karartıp yazacam da, dur bakalım hangi gün.. Son yazım olacak belki.. Hahahaha..!
    * * *
          SAKSI
          Telefondaki arkadaş "Osmanlı Döneminde Muhtarlık" isimli kitabı haber vermek için aramış beni.. Osmanlı da dahil, Cumhuriyet tarihinde ilk muhtar seçimlerinin Bolu'da yapıldığını, ülkede seçimle iş başına gelen ilk muhtarın Büyük Cami Mahallesi'nden Hafız Hüseyin efendi olduğunu haber veriyor.. 'Yaz bunları' diyor.. 'Benden de bahset ki namım yürüsün..!
    * * *
          'Çanakkale ve Kurtuluş savaşlarındaki şehitlerimizden de bahset zaman zaman.. Gerçi yazdın.. Listelerini de verdin hatta.. Ama ne hikmetse kimse iplemiyor seni.. Kimse çıkıp iki çift laf etmedi, kimse iki satır bir şey yazmadı..' 
    * * *
           Doğru söylüyor, çok yazdım.. 412 şehitle Antep'e Gazi unvanı verilmiş dedim, Urfa'ya 51 şehitle 'Şanlı' unvanı verilmiş.. 150 şehidi var diye Maraş'ı 'kahraman' ilan etmişler.. Etsinler.. Ama Bolu'nun da 1419 şehidi var be birader.. Rakamlar Milli Savunma Bakanlığı'nın      
             1998 yılında yaptığı çalışmadan.. Herkes bi şeyler kapmış, bize de 'Safranbolu, Kastamonu şanlı Bolu” kalmış unvan olarak.. Benim verdiğim listede Gavurlar Mahallelisi'nden Kirkor abi bile vardı.. Cephede yaralanan, getirildiği Çanakkale Devlet Hastanesi'nde 16 mayıs 1915 günü vefat eden..
    * * *
            Millet hayali kahramanlar uyduruyor şehirlerini yüceltmek için.. Üfürükten teyyarelerle çıkıyor ortaya.. Kimi Baklava diyor, kimi Van gölü canavarı.. Biz 'Aşşa çarşı'dan geyinir, limon golanyası sürünür' modundayız hala.. Neyse.. Belki bir gün başımıza bir saksı düşer de.. 

         Belki üstümüzden bir kuş geçer 
         Kanadından bir tüy düşer 
         İner döne döne gökyüzünden..
    *
          Hoşça kalın..
               Erdoğan Mühürcüoğlu.. (29.04.2018)

     

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Masa Sandalye Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak