Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Papyon.. Tavla.. Şefik Bey.. Balta..

Erdoğan Mühürcüoğlu

    8 Haziran 2015
    <br><small>Sokağın fotoğrafını çeken vosvos'lu bey Şemsi Güner..</small>
    Sokağın fotoğrafını çeken vosvos'lu bey Şemsi Güner..
          Papyon.. Tavla.. Şefik Bey.. Balta..
           'Canlılar yatsın mezarlara / namazını ölüler kılsın / Kefenden papyon dikmiş deliyim' diye bir şiir var o geldi aklıma.. Oy atmaya gidecez; şef garson olan oğlunun papyon'unu ütülüyor bizimki.. Benekli menekli bir papyon.. Allahın Bolulu'su.. Bugün bayramı olacakmış onun, ondanmış.. Hayır, adamı bir sefer normal bir kravatla görsek tamam.. Uzaktan gören benekli papyonuyla büyükelçi Yalım Eralp geliyor sanacak.. Oyumuzu kullandık geldik.. Seçim atmosferinde ne konuşulur.. Eski yıllar eski seçimler, eski siyasi figürler falan..
    ***
          Eskiden de çılgın projeler varmış, onu konuştuk.. Rıdvan abiyi İsmail Özer'i, Muzaffer Işın'ı.. En çok da rahmetli Rıdvan İlhan'ı.. Avrupa'nın çeşitli şehirlerini gezmiş dolaşmış Rıdvan abi 'Bolu'da neler yapılabilir' araştırmış.. Alp Dağlarındaki tüneller hakkında bilgiler toplamış.. Döndükten sonra 'Ey halkım' demiş 'benim şöyle, şöyle, procelerim var, ne dersiniz..? Hem fırka hem de Hisar'ın altından tünel geçirmek istiyorum.. Projeler cebimde; ne dersiniz..?
    ***
          'Aynen öyle oldu abisinin' diyor İsmail abi de.. Ağda Camisi'nin önündeki evde Dr. Şemsi Bey ile kafa kafaya verip günlerce bunları konuştular.. Hani, sen yazmıştın; Mehmet Başaygün'ü Araplar transfer etmek istemişlerdi' Eveet.. 'Rıdvan abi Mehmet abiden önce transfer teklifi aldı Araplardan; biliyor muydun? 'Nası yani? 'Medine'de dolaşırken bir futbol maçına denk gelmiş Rıdvan abi.. 'Eee? 'maç başlayacak ama bir oyuncu eksik, başlayamıyorlar.. Onlar sağa sola bakınadursun, hemen atlamış Rıdvan İlhan; 'ben varım' demiş..
    ***
          Öyle bir maç çıkartmış ki o gün Erdovan'cım; rahmetlinin her attığı top gol oluyor.. Attıkça atıyor, attıkça atıyor.. Araplar bayılmış; bizde oyna sana istediğin parayı verelim demişler.. Rıdvan abi; 'çocuklarım var' demiş 'onların eğitimleri var, yapamam.. Sonra, çok sıcak buralar bana göre değil..'
    ***
          TAVLA..
         'İki kez de tavla şampiyonluğu var onun.. Öyle çayına gazozuna falan değil haa.. Türkiye şampiyonluğu diyorum Erdovan'cım dikkat biyur.. Hele bir final maçı var; aklın durur.. Şampiyonluğu garantiledi ya, 'hey yavrum hey 'diyormuş rakibine 'senin karşında kim var biliyor musun? Sen Bolu'lu Hacı Yakupları duydun mu hayatında.. Jüri üyelerinden biri bakmış ki rakip zor durumda hemen Rıdvan abinin kulağına 'Rıdvan bey, çok fazla şa'pmasanız' demiş 'rakibiniz Yargıtay Cumhuriyet Baş Savcısı Ali Beyxxx.. Çok kibar bir insandır kendileri.. Maçtan sonra Ankara'ya davet edecekler.. O yüzden yani..'
    ***
          'Aç oku, daha neler var neler.. Bir gün plajdaymış arkadaşlarıyla; nasılsa gözden kayboluvermiş Rıdvan abi.. Bir süre sonra bakmışlar denizin ortasından geliyor.. Kucağında acayip bir şey, debildeye debildeye geliyorlar kıyıya doğru.. Ulan demişler bu ne! manda gibi bir şey.. Hayvan kurtulmaya çalışıyor, Rıdvan abi bırakmıyor.. Karaya 70 kiloluk kalkan balığıyla çıkmış rahmetli.. Kampın 150 kişilik sakinine o balıkla güzel bir ziyafet çekmiş.. Bir de Akçakoca'da, Sheel kampında 7 kasa balık tutup kamp sakinlerine ziyafet çekmesi var..
    ***
          İsmail abinin bahsettiği gazeteyi buldum.. Rıdvan İlhan ile ilgili anlattıklarının hepsi de doğru.. Eksiği var fazlası yok.. Buraya da koymak isterdim ama, hem sayfa, hem de yazılar çok küçük.. Biraz büyütünce bozuluyor, hiç okunmuyor.. Metin Ferah yapmış röportajı..
    ***
          Ağda Camisi'nin oradaki eski fotoğraflara da baktım.. Daracık sokaklar, köşe başlarındaki güçsüz sarı ampullerin aydınlattığı evler, arabalar, cami.. Ara sokaklarda çocuklar, camdan cama sohbet eden teyzeler.. Caminin musluklarından birinde, çok kişinin fark etmediği Kökez suyu..
    ***
           Eski bir konak, kurumuş bir sokak çeşmesi.. Bakıyorum da kimsenin umurunda değil bunlar.. Bugüne hitap eden cafcaflı şeyler daha makbul günümüzde.. Unutmadan; Bolu'nun en eski terzilerindendi Rıdvan abi. Yine aynı sokaktaki Mustafa İnceoğlu da öyle.. O da en eski terzilerdendi..
    ***
          ŞEFİK BEY..
          Bugün n'oldu.. İnternette dolaşıyorum; seçim sonuçları için falan.. Birden tanıdık bir fotoğrafa rastladım.. Daha önce eski Bolu fotoğrafları sitesinde paylaştığım bir fotoğrafa.. O fotoğrafın benim için özelliği; bizim eve çıkılan yol olmasıydı sadece.. Akbank'ın yanındaki merdivenlerden Orman Baş Müdürlüğü'ne çıkılan yol.. Fotoğraf paylaşıldığı andan itibaren çok ilgi görmüştü nedense..
    ***
          Meğer o fotoğrafı 19 Mayıs 2010 tarihinde yalnız yaşadığı evinde vefat eden Şemsi Güner bey çekmiş.. Biraz okudum; ölümünden kimsenin haberi olmamış garibin.. Üç gün evde kalan meftayı dört, beş kişinin katıldığı bir cemaatle alelacele gömüvermişler.. Şefik Bey'in Bolu ile bir ilgisi yok.. Fotoğraf tutkunu biri sadece..
    ***
          Bir gün vosvos'uyla Bolu'dan geçerken durup tek bir fotoğraf çekip devam etmiş İstanbul'a.. Asıl söylemek istediğimi unutuyordum az kalsın.. Birincisi; fotoğraf 1972 yılı Eczacıbaşı İlaç Fabrikası'nın "Sokaklar" isimli kitabında da yer almış.. İkincisi ve asıl ilginç olanı 1985-1992 yılları arasında T.H.Y sosyal tesislerinin her odasında bu fotoğraflardan varmış.. (Son bilgiler Arkadaşım Selahattin İkiz bey'den..)
    ***
           KAMYON..
           'Sana hiç yakıştıramadım Erdoğan abi' diyor arkadaşım.. Sen, İhsan abiyi nasıl tanımazsın.. İhsan abi tanınmayacak adam mı Allah'ını seversen? Semerkant'ta otururdu.. Yorgancı Temel usta'nın komşusu.. Mürtezaoğlu sokağından hatırla.. Kamyonu vardı Austin.. oğlu vardı İrfan, elinde sapan, akşama kadar kuşların peşinde, ağaçlara, çalılara, neresi denk gelirse sıkan..
    ***
           Hatırladım.. Hakkaten eşi, menendi olmayan bir kamyondu o.. Öndeki kolu çevirip çalıştırdıklarında, etrafta ne var ne yok sallanmaya başlar.. Semerkant-ı-Buhara hazretleri bile hopur hopur hoplar mezarında.. Hacı Lütfi'nin evi, Hoca İsmail'in evi, Hacı beşpara'nın evi zangır zangır.. Kamyon mevzusu açılınca da nedense aklıma 'İtele Ethem' geliyor.. Kimden duyduysam.. Bolu'da Kamyoncuydu galiba..
    ***
          Bugün Hakim Cevat Sadıkoğlu'na ve onun 'Zaman Değirmeni' adlı şiir kitabına rastladım.. Kızı Nilgün'e, eşi Vedia hanım'a.. Dikkat ettim de Kazım Bey şiirlerinin çoğunu Bolu'da yazmış.. Annesini, eşini anlatmış duygu yüklü mısralarla.. Kızları Nilgün'ü, Sezgin'i.. Nilgün bizim akrandı.. Nilgün'e yazdığı bir şiir de var Kazım Amca'nın.. Şiirin altına '1972 Ocak ayının yirmibeşi' diye de bir tarih düşmüş.. Askerdeymişim.. Ahh ahh, rahmetli Cevat Amca.. Bolu'da bulunduğu yılları hatırladım.. Aşık Veysel'in sazını omzuna vurup sırf onu görmeye Bolu'ya gelişini.. Köyünde sorun yaşadığı yaşlı bir uzman çavuşla Bolu'da karşılaşmasını, ve o kişiyle ilgili 'Irıza mı senin adın /nettin baltayı baltayı' diye meşhur bir şiiri olduğunu..
    *
         Kalbim yine üzgün seni andım da derinden
         Geçtim yine dün eski hazân bahçelerinden
         Üzgün ve kırılmış gibi en ince yerinden
         Geçtim yine dün eski hazân bahçelerinden
    *
         Yazarken sürçi lisan ediyorsak affola diyoruz her seferinde.. Hoşça kalın..
                                                         

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak