BolununSesi, Bolu Halkı'nın vicdanının sesidir

Dar alanda tehlikeli paslaşma

Esra Yıldız

    3 Ağustos 2014

       Eğitimi belli... Tecrübesi, duruşu, siyasi görüşü de...
       Son zamanlarda kamuoyunda sıkça görülen, tartışılan bir isim Sayın Hüseyin İka...
       İyi meslek erbabı olması yanında; çıkışı, önce birçok hastanenin beraberce başhekimliği ve Kızılay Başkanlığı ile oldu. Adı geçen tüm kurumlarda kısa sürede hem fiziki hem de idari değişiklere imza atarak dikkat çekti. Farklıydı ve farkı hissettiriyordu.
       Milliyetçi kimliği olmasına rağmen; sağlıkla ilgili genel sekreterlik yarışında, iktidar partisinin bölünmüş taraflarını bir kez daha karşı karşıya getirmişti. Çalışkanlığıyla, değişim yeteneğiyle önce bu durumu normal bir sahiplenme olarak değerlendirmiştik. Sevilen, çalışkan, başarılı bir kimlikti çünkü. Ama ne yalan söyleyeyim; siyasi kimliğinin rengini bildiğimden, şu andaki duruma geleceği aklımın ucundan bile geçmemişti.
       Bayram boyunca Sayın İka'nın bir sosyal paylaşım sitesinde arka arkaya paylaştıkları çok dikkat çekici ve manidardı. Önce doktorluğuyla ilgili, hem de büyük fedakârlıklar yaparak mesleğini icra ettiğini gösteren yurt dışında gönüllü olarak yaptığı ameliyatından bir kariyer aldı paylamışında. Sanki "Hey! Ben boş adam değilim. Doktorum, doktor... İyi bir entelektüel... İşimin de erbabıyım ve gerektiğinde beni yetiştiren memlekete kanımın son damlasına kadar karşılıksız hizmet ederim." der gibiydi. Sanki bir yerlere tepkiydi bu, bir haykırış.
       Sonra?
       Sonra gün batımında çekilmiş, müthiş bir Anıtkabir manzarası resmi...
     Üstüne de aldığı bir not: "Yoruma gerek var mı?" Baktım eşim altına "Onu seninkilere sor üstat!" diye bir yorum atmış. Sorsa; çoğunun cevabı belli... Seviyesiz yapacakları yorumlarda...
       Milliyetçi kimliğiyle beraber AKP saflarına yatay geçiş yapan birinin böyle bir fotoğraf paylaşımı yine başka tabanlara mesaj gibiydi. Sanki içinde taşıdığı bir acı, bir sızı, bir yüktü. "Ben buradayım ama söz konusu konuda onlar gibi düşünmüyorum" 'un özetiydi bu paylaşım belki.
       Ve son fotoğraf, son paylaşım; parti içi çekişmelerinin tarafı olduğunu bildiğimiz milletvekilinin yere baktığı bir cadde toplu yürüyüş karesinde; yukarılara bakan kendisine hitapla "Biz yukarılara bakıyoruz" dip notu...
       Üç paylaşımı yan yana koyarsak; "Ben boş adam değilim, değişmedim, kanımın son damlasına kadar milliyetçi, bir o kadar da Atatürkçüyüm, ben yükseklere bakarım, sizin gibi entrikalarla, gıybetle, aşağılarla işim olmaz" demek istiyor.
    Şimdi bir kimlik düşünün ki; yetişmiş, donanımlı, millete hizmet için içi kıpır kıpır... Bir yanda da bu işleri görevdekilerden daha da iyi yapabileceği düşüncesiyle bir o kadar heyecanlı... Zaman içinde belki de laf attığı milletvekilinin taş koymasıyla kendini gösterebileceği genel sekreterlik işi olmadı, yürüttüğü Kızılay Başkanlığı da bu anlamda tatminkâr değil. Gönül verdiği partisine dönüp bir bakıyor; iktidar olması, siyasi arenada, o kulvarda kısa vadede bir yerlere gelmesi çok zor... Ne olacaktı, nasıl bir çıkış noktası bulup hizmet konusunda önünü açacaktı?
        Sayın İka, iktidar partisinin bir kanadı hazır yakın geçmişte arkasında yer almışken, "Şimdi neden olmasın?" diyor. "Siyasi kimliğime rağmen AKP'ye geçsem; bunlar bana sahip çıktı, şimdi siyaseten görev vermek istiyorlar, bu sayede yapmak istediklerimi ortaya koyacak bir zemin bulur muyum? " diyerek, oluveriyor sanki on senelik AKP'li.
         Bu birliktelikle kendi dava arkadaşlarından çok tepki aldı önce. Hatta bizim gibi tarafsızlardan da... Hiç kimse bir anlam veremedi Sayın İka'nın bu yatay geçişine.
    Şu an için anlayabildiğimiz; her şeye rağmen hizmet için, gerçek siyaset için gücü, güçlüyü seçmişti başarılı doktor. Kafasındaki siyasi fikirler tıpatıp aynı olmamasına, içinde fırtınalar kopmasına rağmen...
    Ya öbür taraf?
    Bu kadar zaman partiye hizmet verenler varken, neden tepeden inme dünün milliyetçisi İka?
        Bu sorunun ardı arkası kesilmeyecek. Hep sorulacak. Sorma hakkı her zaman soranlarda görülecek.
    Sayın İka, seçim zamanı iyi bir mermiydi namlunun ucunda. Rakibe çevrilen... O namluya çok mermiler sürüldü geçmişte buna benzer. 
       Avcıların ise kurt siyasetçi, hatta saygısız ve bazen de densiz olabileceklerini söylememe gerek yok herhalde.
    Mahalli seçimde kazanılınca, güç daha da arttı yandaşlarda ve Doktor İka'da. Parti içi rekabette rakip olan milletvekiline bile laf atacak kadar...
       Kendine göre doğruyu yapan Sayın İka'nın bu hamlesi tutacak mı acaba?
       Kim olur bilinmez, partinin en rütbelisi olan başbakanın yanında fotoğraf verdiği gibi, onun yerine gelenle de verebilecek mi benzer fotoğrafı gelecekte?
       Zaman ne gösterir, başarılı kimlik bu yolda harcanır mı bilinmez.
         Ama tek bildiğim ve kaygım; geçmişte ANAP zamanında yaşanan benzer geçişlerde, namluya sürülen mermilerin işleri bitince her zaman havaya ateş edildiği.
           Unutmamak gerekir ki; havaya ateş edilen merminin kovanı birilerinin ayakucuna düşerken, boşluğa çıkan çekirdeğinin ise nereye düşeceği hiç belli olmaz.

                                                                         

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak