BolununSesi, Bolu Halkı'nın vicdanının sesidir

Yazık !

Esra Yıldız

    12 Nisan 2014

       Sözde milli park!
       Neyin millisini bıraktılar ki; parkınki kalsın?
       Ağaç, Gezi Olayları ile birlikte sanki hasım oldu artık. Kesersen yandaş, karşı gelirsen öteki taraf...
       Ama iş öyle değil ki.
       Bak; ODTÜ yolu yapılırken çıkartılan yaygaraya pek de katılım olmadı. Özellikle Ankara'yı bilenler, yaşayanlar tarafından... Yol gerçekten lazımdı, yapıldı. Bahçenin kenarından geçen yol için kesilen ağaçların yerine, misli kadar yenisi dikildi. O bölgede trafik rahatladı.
       Ama Gölcük öyle değil ki, aleni milli park...
       Tıpkı Abant gibi...
       Önce bilinmeli ki; bizimkisi ön yargı, bu sözlerim kesinlikle siyasi bir çağrışım değil. Hatta Gezi için yaygara koparıp; Bolu sokaklarında o gün tepki veren, bugün ise Gölcük için sessiz kalanlara da bu eleştirilerim...
       Abant'ın tabiatına birkaç yıl önce karışan insan eli, bu sefer Gölcük için devrede. Hırs, salya, sümük hepsi bir arada... Sözde çağdaşlık getirilecek bizim canım kıra bayıra.
       Şimdi bakın; bunlar ayın on dördünde "Kıyamet kopacağını bilseniz, elinizdeki fidanı dikin." diyen kâinatın efendisinin Kutlu Doğum Haftası'nı da riyakâr gözyaşlarıyla, ondan utanmadan kutlayacaklar. O gün geldiğinde; kestikleri yüz yıllık ağaçların derileri, kabukları çoktan yüzülmüş, kereste depolarında istiflenmiş olacak. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu...
       Artık dallardan giremeyen güneş ışıkları, o ağaçların altındaki toprağı kavurdukça kavuracak. Gölcük'e gelenler araçlarını daha rahat çekecek. Belki yapılması düşünülen otelde birkaç gece geceleyecek.
       Sordunuz mu onlara? İstiyorlar mı park yeri ya da konaklama tesisi? Sormazsınız ki, siz her zaman daha iyisini bilirsiniz! Özel dünyaya gelmiş seçkin kişilersiniz ya. Şeytan işi insan kimyasallarını, Yaratan'ın doğal örtüsüne serer durursunuz.
       Ne beklenir ki? İşte cadde, işte kent meydanı... Yeşil, ağaç, güller gitmiş; baskı beton örtü onların yerini almış. İnsan tarafından kulakları ve kuyruğu kesilip başka bir varlık haline getirilen köpek gibi DNA'sıyla oynanmış garip ağaçlar, bizim atkestanesi ağaçların yerini almış. Gürültülü müzikle oynatılan havuzdaki su cabası...
       Bu vizyonun Gölcük'ü getireceği hal; geçen sene gölün etrafına dikilen şehir çiçeklerinden, göl üstüne süzülen lunapark bisikletlerinden belliydi. Şişme şeffaf top içinde verilen pozları, çevre yolda gezip toz kaldıran golf arabalarını da unutmamak lazım.
       Göl çevresi zaten bir avuç... O kadar yeri doldurabilecek insanı taşıyan araçlar için, mevcut otopark ve yol zaten yeterli. Daha fazla park ve yol açsan ne olacak? Gölü mü dolduracaksın, yoksa kat mı çıkacaksın? Anlamak mümkün değil.
       Abant'ı bitirdiniz, Gölcük'ü hallettiniz, Yedigöller'e asfalt yol çekip sıraya koydunuz. Şehir zaten bitmiş. Beş yıllık "Durmak Yok, Yola Devam" sertifikası da cepte. Kim tutar sizi?
       Biz tutamadık, tutamayız. Sizi tutsa tutsa bu saatten sonra ancak o ağaçların gerçek sahibi tutar.
                                                                          

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak