BolununSesi, Bolu Halkı'nın vicdanının sesidir

İrlandalı Mimarlar

Esra Yıldız

    21 Eylül 2012

       Geçenlerde basında bir haber: "Belediyeye müfettiş geldi"
       Hoş gelmiş de neden?
       Hemen altında cevabı: "Geçmişteki proje onaylarının bekletilme iddiasından"
       Şikâyet bu.
       Hatırlarsanız, o günlerde bu eylem gündemde bir hayli yer tutmuştu.
       Mimarlar Odası'nın, Belediye Başkanının bakış açısını yansıtmayan birkaç sanatsal sunumundan sonra gerginlikte iyice artmıştı.
       Ve karşılıklı atışmalardan sonra, sonunda başkan; "Mimarlar Odası Yönetimi istifa edecek!" demiş ve bir süre sonra da dediği olmuştu.
       O günlerde herkes birbirine sordu. Nasıl olacaktı bu iş?
       Bir seçilmiş, nasıl bir sivil toplum örgütü başkanını istifa ettirecek ti ?
       Aslında yöntem belliydi.
       Adı ise kısaca yıldırma politikasıydı.
       Tanımı; seçilmişin seçildiği kurum enstrümanlarını baskı aracı olarak kullanmasıydı.
       Yani yumuşak karından, ya da tabiri caizse belden aşağıya vurma.
       Daha da kötüsü "ekmekle oynama".
       Sanırım İmar Müdürlüğü'ne bir emir verildi: "Mimarların projelerini; ikinci bir emre kadar (istifa gerçekleşinceye kadar) onaylamayın, bekletin!"
       Er mi yaman, bey mi?
       Ve içeriden projeleri geçmeyen muhaliflerin her geçen gün artan sesi...
       Projesi bekletilen yüklenici ve yapı sahiplerinin bu yöndeki artan baskıları...
       Eve götürülemeyen ekmek...
       En önemlisi de bu zulme karşı başkanın yanında yer alan mimarların takındığı tavır.
       Odanın görüşünü, yaptığı sunumları sevmesin ve böylelikle Belediye Başkanı'nın yanında yer alırsın. Bu gayet normal...
       Ama meslektaşlarına yapılan zulme rağmen, hala daha Belediye Başkanına "Dur bir dakika, bu kadarı fazla" demiyorsan;
       Bu gerçekten çok ilginç!
       Sunumların içeriğine ya da odasının yönetim tarzına karşı olup da belediyenin uyguladığı zulme ses çıkartmayanlar; neden böyle davranabilirler ki?
       Akla ilk gelenler; "siyasi görüş, menfaat birlikteliği, oda yönetimine zıtlık, başkanla kankalık, belediye gücünü yanına almak" olabilir.
       Hangisi?
       Allah bilir.
       Ve geçtiğimiz hafta sonu, malum baskılar sonunda istifa eden Sayın Dimicioğlu tekrar Oda Başkanı seçiliyor.
       Seçildikten sonra da gelen müfettişlere rağmen, ihbar gibi bir açıklama yapıyor: 
       "Başkanlık, bizi istifa ettirebilmek için, proje onaylarımızı bilerek geciktirdi!"
       Yani oda; en yetkili ağızdan araştırılan suçu onaylamış oldu.
       Bu açıklamadan sonra;
       Yapılan haksız işkenceye rağmen; karşı olma tanımı ne olursa olsun, kendi Oda Yönetimi ve Başkanı'nın yanında yer almayan meslektaşların ruh halini çok merak ediyorum.
       Bu ruh hali; kafalardaki hangi doğruya hizmet etmektedir?
       Benim bildiğim; neye ederse etsin, toplum vicdanında hiçbir zaman beraatının olmadığıdır. 
       Aklıma; bu ara şu popüler sıfat olan "İrlandalı" geliyor.
       İrlandalı, hem de ne İrlandalı!
       Nedir İrlandalı?
       Tabiri caizse; geçmişte bir Türkiye-İrlanda futbol milli maçında, İrlanda'yı tutan bir takım Türklerin olduğu iması.
       Türk, mürk.
       Tutar mı tutar.
       Spordur, belki affı var.
       Peki, yapılan spor değil de içinde bir nevi işkence varsa.
       Var mıdır bunun affı?
       Kul katında belki...
       Ya diğerinde?
       Bu sorunun cevabını muhatapları bizden çok daha iyi bilir.


     

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak