BolununSesi, Bolu Halkı'nın vicdanının sesidir

Mekan ayrı, üslup aynı !

Esra Yıldız

    14 Haziran 2013

       Ülkemizi ekranlarda dünyaya rezil eden kışkırtıcılara lanet olsun.
       Tabi onların arasındaki samimi duygular içindekileri tenzih ederek. Samimi duygular içinde olup da "çapulcu" ilan edilenler; yanındaki kışkırtıcıların dış mihrakların maşası olduğunu bile bile, bir duygu uğruna birkaç ağaca sarılıp, aslında düzene isyan ettiler.
       Ne dediler?
       "Dokunma parkıma, ağacıma!". Tıpkı, "Dokunma Abant'ıma, Gölcük'üme!" der gibi.
       "İstemiyoruz alışveriş merkezi!". Tıpkı, "İstemiyoruz parklarımızı işgal eden kafeler!" der gibi.
       Kafa aynı kafa, zihniyet aynı zihniyet...
       Geçmişte çiftlik haline gelen KİT'lerin yerini alan bugünkü belediyeler gerçeği. Gerçek görevi olan hizmet kurumundan acımasız ticari kuruluşlara dönüşen, çıkar çevrelerini koruyup kollayan zulüm merkezleri.
       Geçmişte bu kurumlar "halk ekmek" kurarak ucuz ekmek satar, dükkân yapar, kiralardı. Neden? Denge unsuru olup, halkını fahiş fiyatlardan korumak için. Bak bugün belediyeye ait bir kafe; halkın bedava oturup dinleneceği yeşile tecavüz edilerek, 16.500 TL'lik aylık bedelle kiraya veriliyor, çıkmış başkan yardımcısı da "Çok sevindik." diyor. Sen sevindin de ya çevresindeki diğer kiracılar. Yarın mal sahipleri onlara "Bak adam iki çay satacak, o kadar kira ödeyecek, sen de kiranı arttır" demeyecek mi?
       Peki oranın kirası o kadar da; mantar gibi orada burada biten, ihalesinin ne zaman kaç paraya yapıldığını duymadığımız diğer kafelerin kiraları ne kadar? Birilerinin menfaati için; çok mu gördünüz şu şehrin ortasındaki, emeklinin, yaşlının, çoluk çocuğun ücret vermeden oturarak nefes aldığı yeşil parkları, bankları? Beton döktünüz her yerine, yaptınız içine kafeleri. Daha oturur oturmaz;  "Ne içersiniz?" sorusu...
       Daha yapılmadan, doğmamış çocuğa don biçer gibi kiraya verildiği söylenen meydan işyerleri... 18. madde dedikoduları, tutuklananlar, görevden alınanlar, mühendisin atılıp yerine düz memur atanan ihale makamları, üç kuruşa elinden tarlası alınanlar, özel imar durumları, küçücük arabaları birden kocaman olanlar... Millet keriz, sizse akıllı. 
       Git Gölcük'e, her yer parselli. Her yerde "Ne içersiniz?". Şimdi de çıkmış utanmadan, el kadar göl çevresine yüz yataklı otel yapılmasına izin verecekmişsiniz. Kime? Allah aşkına bir de onu açıklayın ki; merak etmeyelim. Millet sıkışmış birkaç yerde piknik yapabiliyordu, ona da mı göz koydunuz? Yok doğaya özdeşmiş de, yok saygılıymış da. Bir sürü dalavere, bir sürü süslü laf... Açıklayın, oradaki gazinonun kirası kaça? O piknik meydanındaki kafenin, kiralanan kapalı kamelyaların işletmecileri kimler? Neden gölün giriş kapısı Boluspor'daydı da buralar başkasının? Onun için mi ters düştünüz eski kulüp başkanıyla? Otoparkta, kapıda... Nerede milletle baş dertteyse, orada kulüp görevde... Neresi rahatsa, orada yandaş... Oh ne ala! Hem dertten kurtul, hem kulübe kaynak veriyor görüntüsü ver, hem de rahat yerleri birilerine hediye et. 
       "Biz İslamiyet'e hizmet ediyoruz, ondandır bize ve çevremizdekilere ne olursa olsun yardım etmeliyiz, güçlenmeliyiz" duygusu altında vicdanını rahatlatmaya çalışanlar... O din gününde ilk hesabı verecek sizlersiniz, hiç merak etmeyin. Siz daha iyi bilirsiniz Maun Suresi'ni. Hani "Eraeytellezi yükezzibü biddiyn" diye başlayarak, "O dini yalanlayanı gördün mü?" diye soran.
       Ben gördüm. Siz de görün.
       Bir düşüneceksiniz hizmet verdiğiniz o yılları. O yılların size ve çevrenize hızla neler kazandırdığını... Çoluğunuzun, çocuğunuzun nerelere geldiğini... Normal bir vatandaş olsaydınız eğer, kazandırabilecek miydi diye.
       İster başkan ol, ister başbakan.
       Ha Gezi Parkı olmuş, ha Gölcük.
       Fark eder mi?
      

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak