BolununSesi, Bolu Halkı'nın vicdanının sesidir

Nereden nereye

Esra Yıldız

    23 Temmuz 2011

       Gerçi yaz anca geldi ama
       Her yaz sonuna doğru tarlalarda başlayan koşuşturma yine başladı.
       Mısırı, buğdayı, patatesi...
       Hemen yakın zamanda kaçak mısır yüklü bir geminin kıyıya yakın yerlerde yakalandığı aklıma geliyor. Hem de genetiği oynanmış, yasaklı olan bir mahsul. Mısır deyip de geçmeyin, kanatlı sektörün en önemli ve en çok kullanılan hammaddesi.
     
       Bir tarafta kıt ve değerli olduğundan, hasat zamanı denizde yakalanan yabancı menşeli kaçak mısır; diğer yanda ürettiğinin para etmediğini söyleyerek, ağlayan bizim köylü...
        İki olayı bir arada düşününce, aklıma şu soru geliyor: Madem genetiği oynanmış mahsulün ithalatı yasaklanmış ve kanatlı sektörün en önemli hammaddesi ise mısır; o zaman neden inim inim inleyen köylü bu denli değerli olan mısırı ekmez?
        Anlamam ya; soruyorum ben de bir bilene.
        O da bana diyor ki; "Eker ekmesine de mısırda rutubet oranı çok önemli. Bizde de mısırı kurutacak tesis maalesef yok.".
        Lazım olan tesis de öğrendiğime göre öyle pahalı cinsten değil.
        Köylüler hep beraber omuz omuza verirse, kolayca kurulabilecek cinsten.
        Ama onlar da tüketim çılgınlığına kapılmış. "Birlikten kuvvet doğar." diyeceklerine, hepsi ayrı ayrı kapıya son model traktör çekmiş. Bütün sene traktörü kullanacakları zaman da iki ayı geçmez. Köy meydanında iki ortak traktör olsa, sırasıyla hepsinin işini görmesi içten bile değil.
        Yok, traktör her zaman işe yaramasa da kapıda duracak.
        Traktör kapıda dursun da ne olursa olsun. İmece usulünün, birlikteliğin canı cehenneme...
         Hadi kurutma tesisi yok, mısır ekemedik, birlikteliği de hiç sağlayamadık. Peki, ne ekileceğine karar verme konusunda en önemli parametrelerin alındığı toprak laboratuarımız var mı?
         Ne gezer. Bir tek devlet dairesinde var, o da mutlaka teknolojide geri kalmıştır.
         Tesis yok, laboratuar yok, köylüyü yönlendiren yok. Bunlar olmayınca da tabii ki bilinçli tarım hiç olmaz.
         İlk elden sorumlusu kim olabilir?
         Ziraat odası.
         Ziraat odası ne iş yapar?
         Söylenene göre; köylüden parayı toplar, topladığı parayla da gayrimenkul ya da araba alır.
         Alsın almasına da hiç olmazsa köylüyü yönlendirse ya.
         Tam yönlendirsin diyeceğiz, yönlendirecek kurumun başındakini öğrenmek istiyoruz.
         Bir de ne görelim? Bizim "Kim?" diye aradığımız başkan, aynı zamanda Bolu Belediyesi Başkan Yardımcısı olmamış mı?
         Haydaaa!
         Buyurun şimdi de buradan yakalım.
         Yukarıda yazdık durduk. Görevi icabı çok yoğun olması gereken zat; aldığı bu önemli görevle kalmamış, üstüne üstlük bir de belediyeci oluvermiş.
          Hem de birincil görevi olarak partilerin üstü olması gerekirken, siyasetin de tam ortasında yer alarak.
          Hemen akıllara gelen soru: Köylü ya da onun köyünün tuttuğu partinin kimliği Ziraat Odası Başkanı'nın hizmetini etkiler mi?
          Yani son günlerin modası "Benden olan, ya da olmayan" prensibi işler mi?
          Yakından tanımadığım için; günahını alamam, yani bilemem!
          Bilmem ama daha dün aynı parti sempatizanı olduğunu bildiğim bir yazarın köşe yazısını okudum.
          Sayın Ali Ercoşkun'u sevmediği de yazısından besbelli.
          Onu eleştirirken, "Kurşunlulu Ali Ercoşkun" diye bahsediyor.
          Hem de üstüne basa basa.
          Yani bizden değil, Kurşunlulu. O yabancı biri demeye getiriyor.
          Sanki intikam almak istercesine...
          İkisi de aynı partili.
          Bir partili, aynı partili milletvekili için "Bizden değil, o Kurşunlulu!" diyebiliyorsa; gerisini de varın siz bir düşünün derim.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak