BolununSesi, Bolu Halkı'nın vicdanının sesidir

Biz hangisini seçtik ?

Esra Yıldız

    4 Ağustos 2012

    Ne Ramazan ayı ama?
    Dolu, dolu.
    Susuzluğun, açlığın, sabretmenin tavan yapmasına ilaveten, sinir sistemlerinin de denendiği bir ay.
    Yaşıyoruz, yaşatılıyoruz.
    Biri ilahi emirken, diğerine de her halde "Kader" demek lazım...
    Ayın ilk günlerinde saatlerce musluktan akmayan sular insanları teyemmüme zorlarken,
    Bu günlerde de aşırı yağan yağmur, şu bizim ünlü alt yapıyı zorluyor.
    Hani pis suyla yağmur suyunun ayrıldığı şu dünyaca ünlü sistem...
    Afişlerde yan yana dizilmiş değişik çaptaki borularla sembolize edilen.
    Aşırı yağan yağmurda, taşan yağmur sistemine sitem etmek doğru mu?
    Kesinlikle değil, hatta vicdansızlık olur.
    Hangi boru, o kısa zamanda yere dökülen suyu alabilir ki?
    Ama!
    Ama yağıştan sonra yağmur sisteminin değil, kanalizasyon bacalarındaki kapaklar, asfaltı yararak yerinden oynuyorsa;
    Fışkıran pis sular, daha dağılmamış pislikleri yuvarlayarak sokaklarımı yıkıyorsa;
    "Bu işte bir yanlışlık var",
    "Kendi hattından gitmesi gereken yağmur suyu yolunu şaşırmış olmalı",
    "Bodrumda, kanalizasyon bağlantısından gelen misafir yağmur suyunun ne işi var?" derim.
    Yani çekilen eziyetler, tozlar, topraklar, çukurlar boşunaymış.
    Verilen sözlerde.
    Diğerleri gibi.
    Yaz aylarının son günlerinde, şehrinde asfalt görmeyi bekleyenler;
    Hayal edenler; hayallerini bir başka bahara ertelerken,
    Yollara yayılan kırık asfaltla kandırılıyorlar.
    Nedir ağlayana verilen meme misali, yollara serilen bu kırık asfalt?
    Çöptür, çöp!
    Yıllardır üstünde araçların fren balatalarındaki asbestleri yaya saça kullandıkları,
    Eskiyince yerinden sökülerek kamyonlara yüklenen,
    Nereye döküleceği başa dert bir malzeme...
    Bedava, artık, atık...
    Ver nakliyeyi, nereye götürürsen götür.
    Ama biz sahip çıkıyoruz atığımıza, kanserojen yüklü eski otoban çöpümüze.
    Yayıyoruz şehrim sokaklarına.
    Vatandaşın sesi kesilsin, çocukları tozsuz topraksız asbestin üstünde oynasın diye.
    Yani asfalt niyetine!
    Eminim çevre İllerin, ben İlim diyen hiçbir yerin kullanmadığı vicdansız bir uygulama.
    Neyimiz doğru oldu ki?
    Orman parkı!
    Git tüm park su içinde.
    Neden? Yapılırken alt yapı unutulmuş.
    Peki ya Karaçayır?
    Onu da ilan ettiler ya, Yazı İşleri Müdürü yapmış.
    O elini sürmemiş.
    Belli.
    Bitmedi, gitmedi şu zaman.
    Tarumar edecekler ya, bütün zorlamalara karşın girmiş Fırka Tepesi'ne kepçeler.
    Mimarlar Odası Başkanı'nı makamından söker gibi söküyor tarihin taşlarını.
    Yeni bir "yüzyılın projesi" başlıyor.
    Vizyon baştan belli...
    Eski otoparkın üstüne dâhiyane caddeden geçişle bağlanan spor merkezi,
    Tarihi çarşıya çıkan, üstünde köylü teyzelerimin yuvarlandığı yürüyen merdiven gibi.
    Dedim ya kendi kendime "ağlama halkım, bu bir Kader"
    Yani Levh-i Mahfuz.
    Bilen bilir, insanın kötü ya da iyi yazılanı seçmesi.
    Bilin bakalım biz hangisini seçtik?


     

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak