Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Ben bu hapı yutmam ama !

Esra Yıldız

    7 Ağustos 2014

       Halkın en başındaki otoritenin seçimi böyle mi olmalıydı?
       Seçilenin kimliği, biçimi, görüşü, tarafı...
       Tamam, herkesin bir siyasi görüşü vardır ama bu kadar uluorta taraflı olunmaz ki.
       Cumhurbaşkanı seçildi mi; herkeste sessizlik, seçilene biat olmalı.
       Yenilen şey hazmedilmeli.
       Peki, olacak mı şimdi?
       Ne mümkün.
       Bir seçim düşünün ki; oy oranları genel seçimin gidişatını belirlesin.
       Günlerce, aylarca tartışılsın.
       Birileri birilerinin kapısı önünde davul zurna çalsın.
       Huzura ermek mi bu dersiniz?
       O makam; bir yatıştırma, bir değil bin düşünme, orta yolu bulma yeri değil midir?
       Bir sigorta, bir el freni...
       O makam taraflı icraat yerine dönüşüverirse, halimiz nicedir.
       Peki, gidişat nedir?
       Siyaset gündemi feryadı figanken; biri çıkıp ateşe benzin mi dökmeli, yoksa aklıselim beyanat ve davranışlarla tansiyonu düşürüp, bir kez daha düşünmeye mi sevk etmeli?
       Şimdi üç kişi var karşımızda aday.
       Hepsi öyle böyle siyasete göbekten bağlı...
       Kimi seçsen taraf, diğerleriyle zaten kavgalı...
       Doğal ki; kavgalı olduğunun seçmenleriyle de düşman...
       Bu mudur demokrasinin gereği?
       Biri seçilse diğeri diyecek, diğeri seçilse öbürü diyecek "Bu benim cumhurbaşkanım değil!" diye.
       Haklı mı? Haklı.
       Peki, kim haksız?
       Koyun gibi oyuna getirilen halk, yani bizler mi?
       "Halka soralım, demokrasi ancak öyle olur" yalanıyla faşist dikta yönetimine doğru bir yolculuk...
       Karşılıklı suçlamalara, atışmalara baksan; nereyi temsil ettiğini bilmesek, neredeyse ne ekmeğe ne iktidara, Selahattin Demirtaş'a vereceğiz oyları. Dünün bebek katili tarafı... Bakın meydanı o boş bulmuş, bir tek o sağa sola saldırmıyor. Akıllı; eşitlikten, haktan, hukuktan bahsediyor, milleti cezbediyor, riya paçasından akıyor.
       Diğerleri de İstiklal Marşı imtihanında...
       Ne günlere kaldık, gördünüz mü?
       Ortadoğu etnik kimlik ve mezhep kışkırtmalarıyla kan gölü, sanki bu tehlikeyi görmezlermiş gibi adayların tartışmaları bu özelikleri kaşır gibi.
       Dalgalı denizde çalkantısız bir liman vardı, onu da çıkarlarınıza feda edip yıkıyorsunuz.
       O çok yıldızlı tarafsız Cumhur'un Bayrağı gönderden inecek; yerine belki ampul, belki ok, belki İmralı Bayrağı çekilecek.
       Atalarımı temsil eden yıldızlarla bezenmiş al bayrak; ağır ağır dalgalanmayı bırakıp, kinden, nefretten kaskatı kesilecek.
       Taraflı olmayanların mücadelesi; bilin ki zamanla merdiven altına kayacak.
       Hoşça kal mavi gök; merdiven altı ıslak, rutubetli, kaygan, güneşsiz, kargaşa dolu...
       İfadeler zorlaşacak, ülkemde zulüm daha da artacak.
       Bu gidişat iyi değil, huzursuzum çok.
       Tabii ki siyasi olacak ama bu kadar derin izler taşıyanlardan cumhurbaşkanı olmaz.
       Olursa, tarafsızlığa gölge düşer.
       Emin olun onlar mecliste, millet dışarda birbirini yer.
       Bu demokratik hak değil, sadece hap yutturma, bile bile ladestir.
       Ben halksam eğer; halkım için günaha girip, bu zehirli hapı yutmamam lazım.
       Demokrasiyle süslenmiş faşizme yol verip; "Vermezsen onun ekmeğine yağ sürersin!" gazıyla değil, sırf vatandaşlık bilinciyle gideceğim sandığa.
       Yoksa elime verilen mühür ne başa, ne sona, ne de ortaya.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak