BolununSesi, Bolu Halkı'nın vicdanının sesidir

Pardon

Esra Yıldız

    12 Aralık 2011

       Tefeci Avrupa.
       Birliğin genişleme amacının her türlü ortaklık olmadığı ortada.
       Biten pazarların yerine yenilerini açmak.
       Dahası, eskileri sömürge haline getirmek...
       Örnek mi?
       Yunanistan.
       Birliğe girdiğinden beri yalan rüzgârları esen müreffeh ülke.
       Birlik tarafından akıtılan karşılıksız paralar ve sonunda yaratılan tüketim toplumu.
       Halka alışmadığı lüksü sunan politikalar ve politikacılar.
       Dışarıdan güdümlü kurulan sivil toplum ve bağış örgütleri.
       Lüks içinde ne yapacağını şaşıran mahalli yönetimler.
       Sürekli artan dış borç ve kamu harcamaları...
       İki tarafı sivri olan ve sürekli açılan cari açık makası.
       Üretmeden tüketen, tükettirilen bir devlet...
       Ve son.
       Merkel'in önünde elini önünde bağlayarak duran bir başbakan.
       Sokaklarda terk edilmiş lüks otolar.
       Çöplerde ekmek arayan tüccarlar.
       İntiharlar.
       Borçlu doğan bebekler.
       Değişen hükümetler ve güçlü ortaklarının sömürgesi haline gelmiş bir enkaz.
       Üretmeden harcamak.
       Bilinçsizce, plansızca, öncelik sırasına koymadan...
       Hesapsızca.
       Bazen "dışarıdan aldığım hibeyle yaptırdım" diyecek kadar bilgisiz ve tehlikeli.
       Böyle örnek varken,
       Harcadığımız tek kuruşu bile elli defa düşünecek durumda olmamıza rağmen, fütursuzca yürüttüğümüz boyumuzu aşan projeler.
       Parklar, bahçeler, kireçsiz sular, çok amaçlı salonlar, eğri büğrü çevre yolları.
       Onunla kalmayıp, ömrümüzden çalınan günler, haftalar, hatta yıllar.
       Delik deşik yollar, çukurlar ve olabildiğince toz duman mekânlar.
       Kaç senedir bitmeyen çok amaçlı salona inat, alın size birde kent meydanı.
       Daha bitmedi, üstü camla kapanacak İzzet Baysal caddesi.
       Yürüyen merdivenle çıkılan tarihi çarşı konsepti.
       Olimpiyat köyü, su sporları göledi...
       Ya havaalanı?
       Daha dün canım Abant'ı bitiren, bitirirken de harcanan milyonlar.
       Daha da bitse, eski haline gelecek diye yine, yeniden harcanan tüyü bitmemiş yetimin hakkı olan paralar.
       Sonra mı?
       Sonrası, benzer zihniyetten sadece bir pardon...
       Pardon da bunun hesabı bu kadar mı?
       Birileri hesap sormaya kalkınca da,
       "Soytarılar" öyle mi?
       "Ayranı yok içmeye ..." diye başlayan bir atasözü vardır bilir misiniz?
       Aldığınız sorumluluk öyle böyle değil.
       Gücünüzle bu dünyada hesap vermezseniz belki ama ömür kısa, bilirsiniz ömrün sonu da hesap zamanı.
       Ben söylemiyorum, alın okuyun yaratanın kelamını.
       Yöneticiler için ne diyor?
     

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak