BolununSesi, Bolu Halkı'nın vicdanının sesidir

Pişkin pişkin gülen piyonlar

Esra Yıldız

    1 Ekim 2013

       Betona şöyle bir bakarım; kum, su, çimento...
       Suyu saymazsak, kum da çimento da toprak...
       Hiç akla gelir miydi; toprak suyla karışsın, sonrasında da o karışım mermer gibi kaskatı olsun?
       Mermer gibi, bak bu detay önemli...
       Mermer ama mermer gibi değil.
       Mermeri her türlü suyun içinde kullanırsınız ama beton farklı.
       O koruma ister, korunmak için de yalıtım.
       Çünkü betonun içinden uzaklaşarak sertleşmesini sağlayan su, artık onun düşmanı gibidir.
       Tekrar bünyesine sızdığında; betonu çürütüp ayrıştırır, erozyona uğratır.
       Önceki dost; sonraki düşmandır artık.
       Sudan düşman olur mu?
       Olmaz elbet. Aslında yaşamın kaynağıdır o.
       Doğru kullanılır ve doğru yerde olması sağlanırsa, gerçek bir dost.
       İşte buna benzer, öncesinde toplumu da birleştiren, sertleştirerek kaynamasını sağlayan faktörler vardır.
       Aynı betondaki su gibi...
       Ama bu faktörlerin iyice iliklere işleyip işi bittiğinde; kirlenmeden, yıpranmadan onlar en üst raflara kaldırılmalıdırlar.
       Korunmalı, ayaklar altına alınmamalı, toplumun içinde başıboş gezmelerine izin verilmemeli.
      Toplumu bağlayan söz konusu bağlayıcılar, nereden gelirse gelsin, o toplumun değerleridir aslında.
       İster yaratandan gelsin, ister tarihten.
       İster din olsun, ister gelenek.
       İster dil olsun, ister mezhep.
       İster Fatih olsun, ister Atatürk.
       İster Laz, ister Kürt.
       İster sarı kırmızı, ister sarı lacivert.
       İster örtülü, ister örtüsüz.
       İster Necip Fazıl, ister Nazım Hikmet.
       İster Milli Gençlik, isterse Halk Evi.
       ...
       Hepsi de bu milletin içinden çıkmış değerler.
       Çıktıysa eğer, öyle her önüne gelence kullanılmamalı, belli bir amaca yönlendirilmemeli.
       Kalmalı en değerli raflarında.
       Tozlanmadan, gerektiğinde başvurulan bir kaynak gibi...
       Dedim ya; değer hepsi birer birer.
       Bizi bir arada tutan, tutturan o günkü betonumuzun suları, bugün bilinçli olarak içimizde gezdirilerek, birer birer bağlayıcı sistemin düşmanı olmaya namzet.
       O sular; aynı betonun içine sızarak onu gevşetmeye çalıştığı gibi, yine içimizde dolaştırılmaya çalışılıyor birileri tarafından.
       Öyle Halk Evi yıkılırken; meydanda çay içip, pişkin pişkin gülen piyonlardan bahsetmiyorum.
       Tıpkı 28 Şubat'ta, tıpkı Sivas Madımak'ta, tıpkı Dağlıca'da ve nicelerinde olduğu gibi.
       Onları oynatan ipi elinde tutanlardan bahsediyorum.
       Dini, dili, mezhebi, Atatürk'ü, Fatih'i raflardan indirip, bu milletin içinde gezdirerek; bizi saflara ayırıp, çürütmeye çalışanlardan bahsediyorum.
       Yoksa Halk Evi'nin üstüne kepçe inmiş, inerken içinde halkçı vekil varmış, bana ne!
       İş cılkından çıkmış, millet birbirine düşürülmüş. Düzeltmek için; demokrasi paketi açıklasan ne, açıklamasan ne!
       Sular olması gereken yerlerde değil, bilinçli olarak içimizde geziyor, gezdiriliyor.
       Gezdikçe; bizi çürütüp ayrıştırıyor.
       Bir yanımız çürüyüp akarken, hainler de orada burada kıs kıs gülüyor.
     
                                                                                        

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak