BolununSesi, Bolu Halkı'nın vicdanının sesidir

Yöresel mutluluğu aramak

Esra Yıldız

    27 Eylül 2009

    Mutlu insan olmanın haritası çizilmek istenirse; verileri dikkatli toplamak önemlidir.

    İnsanın kendi yaşadığı sınırdan başka bir sınıra sıçramasının getirdiği sorunlar irdelendiğinde, bu hareketin stres ve mutsuzluğun nedeni olduğu apaçık ortaya çıkar.

    O zaman, kendi sınırları içinde mutluluğu aramanın yolu, sınırlar arasında olması gereken düzeni oluşturmaktan geçer. Bu düzene ulaştıktan sonra, diğer sınırlara yapılacak günübirlik geziler işi daha ilginç hale getirecektir.

    Geri dönmek işin esasıdır.

    Kendi çevresinde kalarak huzura ulaşan birey ve onu oluşturan toplumların, süratle tüketici olmaktan uzaklaşmasının çevre sorunlarına getireceği çözüm, diğer bir yan getirimdir.

    Yaşam statüsünü değiştirmek, değişik ihtiyaçları yanında getireceğinden, hızla tüketimin artması kaçınılmazdır. Bu tüketim çılgınlığının alışkanlık haline gelmesi, ani istek ve bu isteklerden aniden bezme sonucunu doğurarak, bir döngü içersine girilmesini sağlayacaktır. Ani elde etme ve bunun geçici olduğunun ortaya çıkaracağı moral çöküntüsü, elde etmenin ödenmemiş faturaları ile birleşince, dayanılmaz bir hal alır.

    Tabii ki bireyleri bulundukları sosyal sınırlar içinde hapsetmek hiç de demokratik bir hareket değildir. Zaten demokrasinin sınırlarının çizilmesinde bazı kuralların olması, bu tezi uygulamadaki paralel diğer bir düşüncedir.  Bireylerin sosyal sıçrama yapabilmesini serbest bırakma, o bireylerin oluşturduğu toplumlarda, stres ve kötü duyguların kanser hücresi gibi hızla yayılmasını tetikler. Göçler önlenemez. Göçlerin oluşturduğu varoşların sorunları, çözülmez bir hal alır. Çözümsüzlüğün üzerinden geçen her an, kin ve öfkeyi besleyerek onu canavarlaştırır. Spor karşılaşmalarındaki fanatizmin bu canavarın bir yanı olduğu unutulmamalıdır. 

    Her doğan nerede doğduysa orada mutluluğu araması hiçte ilkel bir düşünce değildir. Bunun sonucu yerleşik toplumların oluşmasıdır. Göçebe toplum olmaktan yerleşik toplum olmaya geçiş, her bölge kaynağının kendi insanlarınca değerlendirilerek bölgeler arası hareketi ve belli bir ticaret anlayışını getirerek, bölgelerin eşit derecede gelişimini sağlayacaktır.

    Bölgelerin kendi ihtiyaçlarını karşılayacak eğitim kurumlarını oluşturulması, orası için gerekli yerli insan kaynağının yetişmesini sağlayacak, gereksiz eğitim israfına son verecektir.

    Bolunun bu model üzerinde yoğunlaşarak örnek olması bir değişim kıvılcımıdır. Hizmetlerin bu konuda seferber edilmesi yönetenlerin görevi olmalıdır. Bölgesel kaynak cüzdanının çıkarılıp, sektörsel kümeleşmelerin gerçekleştirilmesi ve bunun üstüne yapılacak eğitim çalışmaları yöre işsizliğinin ilacı olacaktır.

    Mutlu toplumlar yaratmanın yolu; düşünüp çalışarak, uygulama yapmaktan geçer.

    Kendi insanı, kendi kaynağı, kendi eğitim kurumları ile.

    İthal projeler, süslü laflar, muhteşem makamlar, iyi giysiler ve diğer şovlarla değil.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak