BolununSesi, Bolu Halkı'nın vicdanının sesidir

Ne olur !

Esra Yıldız

    5 Nisan 2012

       Birkaç haftadır şöyle durdum, izliyorum.
       Şehrimde olup bitenleri...
       Güneş çıktığında; tozdan sapsarı kesilen manzaramı,
       Yağmur yağdığında; camımdaki toza resim çizer gibi süzülen yağmur tanelerini.
       Sessiz kalıyor, bir an bastırıyorum içimdeki isyanı.
       Çocukken hatırlıyorum, bayram ya da yılbaşı arifelerini.
       Kırtasiyelerin önüne çıkardı kartpostal sergileyen tel raflar.
       Kimisi pırıltılı, kimisi açılınca üç boyutlu...
       Seçerdi insanlar içinden birer, beşer.
       Arkaları temennilerle dolar, sevgiyle verilirlerdi postaya.
       Akrabaya, dosta...
       Bu kartpostalların içinde şehrimin resimleri de vardı elbet.
       "İşte biz böyle güzel, sakin ve şirin bir yerde oturuyoruz!" diye.
       Birinde Atatürk heykelinin aralarında yükseldiği çam ağaçlarını gösteren Anıtpark'ı,
       Öbüründe ortasında koca yeşil ve çiçekli refüj, arkasında vilayet binasını,
       Ve onu takip eden yine yeşil alanlar, arkasında havuz ve büyük camiyi gösteren diğer kartpostal.
       Şimdi diyorum, iletişim o günkü gibi olsa;
       Şehrimin hangi manzarasını gösteren kartpostalın arkasına temennilerimi karalar, yollarım?
       Pislik içinde bakımsız olan Anıtpark'ı görüntüleyeni mi?
       Meydan yapılacak diye aylardır kapatılan, arkasında vilayet binası olan ucube arazi manzarasını mı?
       Yoksa çukurdan, dubadan, çamurdan grileşmiş, havuzun çevresine "Ya ben bu tozda çamurda nasıl yaşarım?" diye neredeyse haykıran, göz boyamak için dikilen bahar çiçeklerinin konuşlandığı belediye meydan silüliyetini mi?
       "Hadi ya oradan sizde!  Bırakın bunları! Onlar yoksa; çekin içinde balık yüzen pis su -temiz su arıtma tesislerini! Büyük suyu, hiçbir yerde olmayan tarihi çarşıya çıkan yürüyen merdiveni, yeni asfalt şantiyesini!" diyeceklerini duyar gibiyim.
       Tıpkı daha bir iki ay önce tepkiler yüzünden;  "İki aya kalmaz, Bolu'yu herkes görecek!" diyen belediye başkan yardımcısının hayali demeci gibi.
       Görecek görecek de bu millet, ah bir para bulsanız!
       Karar almışsınız işte, satıyorsunuz ne var ne yok.
       Sanki para verip almış gibi, 18.maddeyi dayatarak milletin arazilerinden "Park, bahçe, okul, yol yapacağız." diye aldıklarınızı göstererek, "Zaten çok zengin olduk, satarız. Ne var bunda?" pişkinliğiyle.
       Yahu şehir görselliği anlamında; bir tek doğru dürüst çiviniz yok, görmüyor musunuz?
       Bir de övünerek tuttuğunuza gösterdiğiniz, eğri büğrü taşlar döşediğiniz birkaç sokağı da yeniden sökmeye başlamışsınız.
       Tekerleğin artık çivisi çıkmış.
       Toplanmaz artık bu zavallı şehrim!
       Ne para yeter, ne pul, ne işçi, ne makine, ne de kadro!
       Vizyon zaten yok ki!
       Onun için ne olur satmayın!
       Satıp son kalanları da harcamayın!
       Satsanız, sattıklarınızdan, kazandıklarınızla ne yapacağınız ortada.
       Bırakın dağınık kalsın!
       Alın birkaç bilet, alın ki; yurt dışı gezileri artsın.
       Böylelikle vakit geçsin, dursun.
       Biz alıştık nasıl olsa bu rezilliğe, biraz daha çekeriz.
       Bolu'yu görmek isteyenlere "Manimiz var gelmeyin!" der,
       Şimdilik onlara sandıklardan çıkardığımız eski kartpostalları yollayıveririz.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak