BolununSesi, Bolu Halkı'nın vicdanının sesidir

Uyanmaya dair bir yazı

Esra Yıldız

    23 Kasım 2009

      Cuma akşamı televizyonda yayınlanan dizinin birinde 1950 Türkiye'sinde yaşanan bir dram konu edilmişti. Dikkatimi, dizinin konusundan çok siyaseten o günlerde olanlar çekti.

      CHP'den Demokrat Parti'ye geçen iktidar, beklenen Marshall yardımı, Avrupa hevesiyle yanıp tutuşan ve bunu çağdaşlaşmak zanneden elit tabaka, saf, temiz ama kurtuluş mücadelesinden bir o kadar bitkin düşmüş Anadolu halkı.

      Yaşadığımız toprakların önemini, tarih boyunca medeniyetlerin dikkatini çekmesi ve sürekli işgal heveslerinin merkezinde olmasından anlıyoruz. Hal böyle olunca hep aynı senaryonun, değişik oyuncularla, değişik tarzlarda uygulanması kaçınılmaz oluyor.

      Bölgemizde Irak'ta istediğini başaran ABD'nin son zamanlarda İran ve Çin'in tam ortasındaki Afganistan'a önem vermesi ve buradaki hareketliliği göze çarpıyor. Bu ülkelerin birinin bizimle beraber enerji hattında olması, birinin de ekonomik güç anlamında hızlı yol kat etmesi  küresel ahtapotun kollarını bir kez daha kıpırdatarak konum değiştirmesine sebep veriyor. Muhtemelen bu ve çevre ülkelerde, önceden tasarlanmış entrikalar yeniden sahneye konacak ve amaç doğrultusunda halklar ve yönetimler biçimlendirilmeye ve itaatkarlığa itilecek. Günümüzde sıcak savaşların yerini bu uygulamaların aldığına kolayca şahit oluyoruz.

      Anadolu halkı da, yüzyıllardır bu oyunların pençesinde yer almış ama havasından mı suyundan mı bilinmez tamam bitirdik dediklerinde, diyenlere sert direnç göstererek birçok kez onları şaşırtmıştır. Bu doğaüstü özellik bizim zamanımızda, yine o bildik senaristlerin başka toplum ve sosyal hayatı hedef seçmesi ile erozyona uğratılmaya çalışılıyor.

      Şimdi etrafımızda olan bitenlere bakalım.

      Yine her şeyiyle bitmiş batı kültürünü taklit etmekle çağdaşlaştığını sanan elit kesim, kendi yöntemlerini kendi kültürel özeliklerinden faydalanarak geliştirmesi gerekirken yine ithal yöntemleri uygulamaya konması için çaba gösteren sivil toplum örgütleri ve onların süslü laflı yöneticileri, senaristlerin desteklediği dincilerin dindarlarla arasının açılmasıyla toplumumuzun inanç özeliklerine karşı saldırı, televizyonlarda yer alan, hiçbir zaman kabul edemeyeceğimiz aile ilişkilerini sanki bize kabul etmemizi istercesine masum yansıtan diziler, sürekli konularının değiştirildiği ve toplumumuzu uyuşturmak görevli yarışma programları, şiddeti toplum hayatında yer alan normal bir reaksiyon gibi gösteren program ve dövüş sporları gösterileri, sosyal hayatın yaralarının konu edildiği ve sanki bu olayların çoğunlukta olduğunu kabul ettirmeye çalışan gerçekçi olay şovları, evlendirme programları, bunlara hizmet veren aydınların tartışma programları, birbirine düşman spor taraftarlarının sahne aldığı spor karşılaşmaları ve bunları pohpohlayan katılımcıların katıldıkları oturumlar, çelik çomağın, topun yerini alan acayip robotlar kanlı oyuncak silahlar, yangınlar, patlamalar, cinayetler, soygunlar, tecavüzler, intiharlar, iflaslar, hırslar, ihtiraslar, kıskançlıklar...

      Ve son zamanlarda, intikam alırcasına hareket ederek o çok gururlandığımız cumhuriyetimizin yılmaz bekçisi silahlı kuvvetlerimize yapılan sistematik saldırılar.   

      Yine gelecekte bu olup bitenler yüzünden dizilere fon olabiliriz. Ancak bu dizileri kimler, hangi topraklarda, ne olarak, ne amaçla seyreder, bu gidişle orası tam bir soru işareti.

      Daha da hipnoz etkisine girmeden birileri bu toplumu uyandırmalı, çünkü yarın çok geç olabilir.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak