BolununSesi, Bolu Halkı'nın vicdanının sesidir

Meğer biz de korku filmi figüranlarıymışız

Esra Yıldız

    15 Mayıs 2012

       Korku filmi sevmem ama gittim geçenlerde birine.
       Konuları hep birbirlerine benzer.
       Birkaç genç; promosyon diye ıssız bir yere tatile gönderiliyor. Meğer gidişleri bir oyunun parçasıymış, sonradan anlıyoruz. Esas konu; bu gençleri orada yaratılan canavarlarla karşı karşıya getirerek, ne kadar dayanacaklarını kameralarla izleyicilere yansıtmak. İzleyiciler de patlamış mısır ve içeceklerle koltuklarına kurulup; bu vahşeti izliyor, bir yandan da iddia kuponlarını kontrol ediyor. Arada da sponsor firmaların reklamları yayınlanıyor.
       Bir nevi "Biri Bizi Gözetliyor"...
       Seyrederken sıkıldım. Çok saçma geldi bana. Ama geçtiğimiz hafta olanlar ve bu duruma gelinceye kadar geçen zamanda olup bitenleri düşününce, senaryonun hiç de boş olmadığını anlıyorum.
       Aslında bizim de benzer bir senaryonun içinde olduğumuz kanısına varıyorum.
       Fenerbahçe-Galatasaray derbisi...
       Dünyaca ünlü...
       Birçok ülkede canlı yayınlanıyor. Yayınlanmak için, milyonlarca para ödeniyor.
       Sahada oynanan futbola mı, yoksa yeteneği ülke sınırlarına çıkmış oyuncuları seyretme isteğiyle mi?
       Tabi ki hiçbiri değil.
       Kavga, gürültü, kargaşa ve kan için.
       Bu hafta olanlardan sonra, derbinin ünü iyice arttı. Muhtemel ilk karşılaşmanın daha çok ilgi çekeceği kesin.
       Önce sponsorlar, sonra da yayıncı kuruluş elini ovuşturuyor.
       Birkaç koltuğun kırılması, birkaç polis arabasının ters çevrilmesi, birkaç kişinin kalpten ölmesi hiç önemli değil, işlerini hallediyor.
       Eminim ellerinde şampanya, gelecek maçtaki olası gelirlerini kutluyorlar.
       Kolunda yarım kilo altın künyesiyle Erman Toroğlu, cemaatçi kimliğiyle milletvekili yorumcu Hakan Şükür ve diğerleri; bir yandan olayları kınadıklarını söylerken, diğer yandan bu iğrenç sistemden kazandıkları paraları banka hesaplarına indiriyor.
       Bir gün önce spor spikeri canlı yayında "Bakalım; derbi kanlı mı olacak, kansız mı?" derken, sanki karşılaşmada olacakları önceden haber veriyor.
       Sahada köpek gibi rakip firmanın sahasına işeme hareketi yapan, birbirine hakaret eden futbolcular, birbirine sitelerde küfür eden can ciğer arkadaşlar, soyunma odalarına saldıran koskoca başkanlar, "İlle de burada kupa alacağım!" diye inatlaşarak, "Dışarıda millet birbirini kırıyormuş ama umurumda değil!" görüntüsü veren, sözde aklıselim yöneticiler...
       Hepsi sistemin bir parçası olmuş.
       "Şike" bahane.
       Birden araç ve gelir halini alıvermiş.
       Şimdi bir başa dönelim.
       Çıkartılan ve şimdilerde aklanmaya çalışılan bir şike furyası...
       Sanki ötekiler ak kaşıkmış gibi, günah keçisi ilan edilen bir kulüp: Fenerbahçe.
       Odak noktası o olmak üzere; atışmalar, hakaretler ve aşağılamalar...
       Kısa sürede had safhaya yükseltilen gerilim...
       Ve hazırlanan son: Galatasaray-Fenerbahçe derbisi...
       Arkasından çıkan sürpriz olmayan olaylar...
       Olay çıkacağını bile bile, aynı statta kupa töreni yapma kararı...
       Ve tekrar tekrar verilen naklen terör görüntüleri...
       Millet birbirini kırarken, ekranda timsah gözyaşı döken ve mahsulü toplayan odaklar...
       Şimdi bir bakalım aşağı liglere.
       Aynı terane ve tezgâh orada da var.
       Sistem acımasızca yeni pazarlar arıyor.
       El değmemiş.
       Kutu satacak, reklamlarını artıracak ya!
       Elazığ ve Akhisar Süper Lig'e...
       Türkiye'nin dört bir yanına yayılmış taraftarları var.
       Kim ne yapsın Rize'yi, Konya'yı, Kasımpaşa'yı?
       Onlar zamanında zaten yeteri kadar işlenmiş.
       Şimdi aralarında tek pazar var onlara hizmet edecek.
       O da Adana.
       Şimdiden şampiyonlukları kutlu olsun.

     

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak