Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Kazakistan nire.. Bolu nire...

M. Nevzat Özdemir

    15 Ocak 2007

    Tam Cuma namazına gitmeye hazırlanırken cep telefonum çaldı. Arayan Kazbek?ti... ?Kazbek Jaysanbayev?... Kazakistanlı Kazbek... Eski öğrencim... Kazbek arada bir mutlaka arar. Özellikle de Cuma günleri... Halimi hatırımı sorar, ?bana dualarınızı eksik etmeyin hocam!?der. Ben de bundan her defasında ziyadesiyle memnun olur ve yıllar öncesine, geçmiş günlere bir yolculuk yaparım...

    90?lı yılların başında Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinden yurdumuza 10 bine yakın öğrenci gelmişti. Bu her bakımdan çok önemli bir proje idi. Uzun yıllar varlıklarını bildiğimiz ama yüz yüze gelemediğimiz, hasret gideremediğimiz kardeşlerimizle ilk defa buluşuyorduk. Çoğu Üniversite tahsili yapmak için yurdumuzun değişik illerine dağıtılan bu öğrencilerden Bolu'ya da 300 civarında misafir öğrenci ayrılmıştı. Azeri, Kazak, Türkmen, Özbek, Kırgız, Çuvaş, Gagauz ismi altındaki Türk kardeşlerimiz...

    Kazbek de15 arkadaşı ile meslek eğitimi için Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesine gelenler içinde idi. Ben o yıllarda okulun pansiyonunda belletmen öğretmen olarak görev yapıyordum. Misafir öğrencilerin ilk yıllarında onların Türkiye Türkçesi derslerine de girdim. Böylece kendilerini daha da yakından tanıma imkânı buldum. Bolu Türk Ocağı?da o yıllarda bu öğrencilerin bir buluşma yeri gibi idi. Orada da güzel dostluklar kurulmuş, problemi olanlarla elden geldikçe ilgilenilmişti.

    Kazak öğrenciler okulumuza geldiklerinde aralarında sadece Rusça konuşuyorlardı. Rus kültürünün etkisi fazla idi. Onlara ?siz de Türk Milletindensiniz!? deyince bazıları ?Hayır! Biz Türk değiliz, Kazağız!? diyorlardı. Sovyet sisteminin ?ayrıştırıcı politikasının?, propagandasının eseriydi bu... Dini konularda da bir şey bilmiyorlardı. İşte biz elimizden geldiğince bütün bu konularda onlara yardımcı olduk. Hepimizin ?bir ulu çınarın dalları?olduğumuzu anlatmaya çalıştık. ?Slogan milliyetçiliği?yerine ?dertleri ile dertlendik?. Gönüllerini kazanmaya çalıştık. Okul idaresi başta Müd. Cafer Bey, Md. Yard. Veli Bey de çok fedakâr davrandılar. Sağ olsunlar... Tabi ki kardeşlik adına memleketlerinden getirdikleri kımızı da içtik, at etini de yedik...Onun için Kuanış?tan, Bahıt?a tüm Kazak öğrencileri, Rusya Rostok?tan Ahıskalı İsa?yı, Çuvaşistan?dan İgor?u, Kırgızistan?dan Asgar?ı kolay kolay unutamayız. Onlar da bizi unutmazlar. İşte bu Kazbek de bizi hiç unutmayanlardan... Allah ondan razı olsun...

    Kazakistan?a gelince... Takip ettiğimize göre bugün Kazakistan artık bir şantiyeye dönmüş durumda...Bu durumu telefonda Kazbek?e de sordum. Gelişmeler iyi imiş. Türk müteşebbisler orada büyük işler yapıyormuş. Kazaklar yepyeni de bir başkent inşa ediyorlarmış.. Adı Astana... İnternetten de baktım Orta Asya?da çok güzel kentler var. Kültürel ve tarihi geçmişlerine uygun bir mimari stil geliştirmişler. Şehirlerine ?simgesel anıt binalar? yapıyorlar. Biz ise ?birbirinin fotokopisi? apartmanları kondurup duruyoruz. Kazakistan?da kişi başına gelir de 5000 doları geçmiş...Ülkeye son on yılda 40 milyar dolar yabancı yatırım gelmiş. Son beş yılda enflasyon ortalaması %7, büyüme ise %9 civarında. Ciddi bir milli Kazak sermayesi de oluşmaya başlamış. Diğer Türk cumhuriyetlerinde de çok müspet gelişmeler var. Meselâ Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan dış ticaret fazlası veriyormuş. Bütün bunlar çok heyecan vericidir.

    Kazbek Türkiye?de Üniversiteyi de bitirdi. Uluslararası ilişkiler okudu. Şimdi memleketinde bir firmada ülkesinin kalkınması için çalışıyor.

    Onunla yaşadığım bir hatıram ile yazımızı bitirelim. Belki unutmuştur, ben ona hatırlatayım.. Kazbek bir akşam belletmen odasına geldi.Yaz tatilinden, memleketinden yeni dönmüştü. Elindeki küçük paketi açtı. ?Hocam bunu biliyor musunuz??dedi. Görünce hemen anladım.. Bolulular da iyi bilirler. Gösterdiği şey makarna üzerine serptiğimiz ?keş? idi. ?Kazbek, bu bizimde yediğimiz ?keş?!? dedim... Şaşırdı... Öyle ya 5000 km ötede, başka bir diyarda keş ?aynı isimle? tanınıyordu. O herhalde sadece onu kendilerine ait bir ürün zannediyordu.

    Kazakistan nire... Bolu nire idi ama aslında bu ?keş? çok şey anlatıyordu dostlar...

    O ortak bir kültürü ne de güzel simgeliyordu...

    O günden sonra Kazbek?ten bir daha ?biz ayrı bir milletiz!?lâfını da pek duymadım.

    Keş deyince benim de canım da şöyle bol keşli, cevizli ve tereyağlı bir erişte çekti.

    Ne de güzel olur değil mi?

    Bolulular da zaten bunun kralını yaparlar...

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Bolu Çatı Tamiri