Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Mengen... Yemek... Estetik...

M. Nevzat Özdemir

    29 Haziran 2009

    "Aşçılar Diyarı" yeşil, şirin ilçemiz Mengen çeyrek asıra ulaşan festivalini geçtiğimiz hafta gerçekleştirdi.Bir festival için 25 yıl az bir zaman değildir. Bu demektir ki "Aşçılık ve Turizm Festivali" artık Mengen´de geleneksel bir hale gelmiş, her yıl "beklenir" olmuştur...

    Festivalin içeriği, amaca uygunluğu, Mengen´e katkıları bunlar tabii ki tartışılabilir, tartışılmalıdır da... Ben de geçmişte yazdığım bir makalede görüşlerimi kamuoyuna sunmuştum.Yalnız, biz ne dersek diyelim, bu festivalin sosyal hayatı son derece kısıtlı Mengen ilçemize büyük hareket getirdiği bir gerçektir. Sonra, gurbetteki Mengenli aşçıların bugünleri iple çektikleri de bir gerçektir. Festivale katılan birkaç aşçı ile konuştum. Şu yoğun turizm mevsiminde Mengen´e gelip kutlamalara destek vermek istemişler. Festival, onlar için de bir "buluşma" vesilesi oluyormuş...

    Bilindiği gibi, Bolu Sazak İçi´nden Mengen ilçemizin tamamına kadar olan saha, tarihi süreç içerisinde çok sayıda aşçı çıkaran bir bölgedir. En güzide otel, ya da restoranda bu çevreden bir hemşehrimize mutlaka rastlarsınız. Bugün halâ Türkiye´de aşçı deyince de ilk Bolu ve Mengen akla gelmektedir... Bu "marka imajı" iyice zihinlere oturmuştur... Burada sorulması gereken soru; "Acaba biz bu imajdan ne kadar yararlanabiliyoruz?" olmalıdır...

    Tekrar festivale dönersek...

    Mutfak dünyasına ve yemek sanatına amatörce merakı olan biriyim. Bu yüzden hemen her yıl festivale giderim. Beyaz elbiseleri içerisinde ortalıkta dolaşan aşçıları ve onların ürettiklerini görmek, tadmak bana zevk verir. Aşçıları birer sanatkâr olarak görürüm ben... Bir ressamdan farkları ise sadece eserlerinin uzun ömürlü olmamasıdır... Sonra, aşçıların muhabbetlerini de çok severim ve hiç sıkılmam.Yemek yediğim her yerde aşçılarla tanışmak isterim. Bütün bunlarda Mengen doğumlu olmamın etkisi var mı acaba? Bilmiyorum...

    Bu yıl ki festivalin ana teması Mengenlilerin bir isteği idi... Zaten bunu da o gün "Mengen markamız, fakülte hakkımız" diye devamlı dillendirdiler. Hâtta konu ile ilgili bir de dernek kurmuşlar Mengenliler... Aşçılık ile ilgili bir fakülteye kesin sahip olmak istiyorlar... Buna karşı fikir beyan eden yazarımız Yurdaer Kalaycı´nın da kulaklarını bol bol çınlattı o gün konuşmacılar!..

    Bu seferki festivalde iki şey ilgimi çekti ve çok beğendim... İlk defa yediğim; cincile mantarlı su böreği(ki harika idi) ve meyva oyma sanatı örnekleri.. (Bknz Foto)...

    Bu sebze ve meyve "oyma sanatı" gastronomide "estetik" konusunu da gündeme getiriyor. Yemeğin sunumunun da bir estetik yönü yok mudur? En lezzetli yemeğin kötü bir sunumla berbat hale geldiğini unutmayalım!. Estetik deyince de lâfı fazla uzatmadan yine bir aşçı, Pideci İsmet Usta´nın sözlerine kulak verelim.

    "Okul yıllarında bir hocam vardı. Derdi ki;"Çocuklar, hayatınıza estetik katın... Hayatta herşeyin bir estetiği vardır. Yolda yürümenin, yemek yemenin, konuşmanın... Ateşin yanışını bir izleyin; dans eder gibi yanar... Yaprağın daldan düşüşüne bakın bir kez; nazlı, nazlı düşer, sosuzluğa bırakır kendini... Salına, salına... Hiç ateş dümdüz çıksa, keyif verir mi izleyenlere? Yaprak, bir çizgi gibi inse yere, hiç hayran bırakır mı insanı kendine? Olmaz!.. Çünkü, dans eder gibi yanması ateşin, salına salına düşüşü yaprağın estetiğidir de ondan... O nedenle siz de hayatınıza estetik katın çocuklar... Yaşanızın bir estetiği olsun. Estetiği.!"

    İşte hayatımıza estetik katmanın bir yolu da güzel yemekyapmak ve yemekten geçmektedir.Yemek işi zaten sadece karın doyurmak değildir. Bu işe "mutfak sanatları" diye de boşuna söylenmemiştir. Her kademesinde bir de estetik yön vardır...

    Mengen... Yemek... Estetik derken yazımızın sonuna geldik değerli okuyucular...

    Evet... Geçen hafta sonu Mengen´de gözlerimizi ve midemizi doyurduk ama yeter mi? Yetmez!.. "Gönüllerimizin" de doyması lâzım... Onu da dönüşte "Baba Hızır Hazretleri"ne uğrayarak yapıyorum ben... Bu mübârek zatın huzurunda Rabbime el açıyor, verdiği nimetler için

    şükrediyorum...

    Bu arada, Baba Hızır Camii ve Türbesi´ni çok güzel bir hâle getiren hayırsever "gönül dostlarına" da selâm ediyorum...

    *  *  *

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Bolu Çatı Tamiri