Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Bolu "mimarbaşını" bulmuştur ama...

M. Nevzat Özdemir

    13 Mart 2012

         Sayın Semih Dimicioğlu Bolu Mimarlar Odası'nın başına geçtiğinden beri farklı bir başkan olacağını gösterdi.

         Kendisinin yerel tarihimize, kültür varlıklarımıza verdiği değeri yakından biliyorduk. Oda'nın bir vakitler çıkardığı dergideki yazılarını, yaptığı önerileri zevkle, heyecanla okurduk. Onun Yıldırım Bayezıd Camii'nin restorasyonunda gösterdiği gayret ve ustalık ise zaten gözler önünde...

         Yeni mimarbaşımız bir müddetten beri de şehrin gündeminde yer alan toplantılar yapıyor. Bunlardan ilki Hükümet Konağı ve çevresinin geçmişteki durumu üzerine idi. Son toplantıda ise Hisar Tepesi'nin Roma Dönemi'ndeki hali ve öneriler anlatıldı.

         Bu tür faaliyetlerin yapılması gereklidir. Hatta çok geç bile kalınmıştır. İdarecilerin, Bolu'ya yön verenlerin, vatandaşlarımızın yerel tarihimiz, kültür varlıklarımız hakkında bilinçlenmeleri gereklidir.

         Yalnız tarih, tarihi eser deyince de gerçekçi olmamız lâzım... Şehrimiz bu konuda çok da zengin değildir.

         Bolu merkezdeki geleneksel sivil ve resmi mimari örnekleri büyük ölçüde zamanın şartlarına yenilip apartmanlara dönüşmüş ya da yıkılmışlardır. Elimizde şu an birkaç hamam, cami ve han dışında başka bir şey yoktur.

        Roma deyince de kimse hayale kapılıp Bolu'da yeni bir Efes falan ortaya çıkacağını beklemesin!.

         Ortaya çıkanları da zaten değerlendiremiyoruz! Hisar'ın eteklerinde çıkan "stadion kalıntıları" ve çevresi yıllardan beri düzenleme beklemektedir. Daha kaç yıl bekleyeceği de meçhuldür!.

         Bu tür problemler sadece bizim problemimiz de değildir.

         Ülkemizdeki birçok kent "tarihi kimliğini", bir bakıma da "ruhunu" özellikle 60'lı,70'li yıllardan itibaren hızla kaybetmiştir.

         Bolu'da ki "tahribat" ise çok daha "vahim şekilde" cereyan etmiştir.

         Bu satırların yazarı;

         Kızılay Parkı'ndaki tarihi Memleket Hastanesi'nin bir gecede dozerlerin altında kalmasına,

        Fırka Tepesi'ndeki Hâl Binası ile Atatürk'ün de bir gece kaldığı eski Halk Evi binasının yıkılmasına,

         Tarihi 2 cami ile 2 hamamın arasına dev katlı otoparkın "kondurulmasına",

         Yukarı Çarşı / Arasta'daki o çirkin yapılaşmaya,

         Şu sıralar gündeme gelen Hisar Tepesi'nin çevresinin estetikten uzak betonlaşmasına dünya gözüyle şahit olmuştur...

         O dönemlerdeki mimarlarımızdan, yetkililerden, vatandaşlardan bu "imar cinayetlerine" itiraz falan olduğunu da pek hatırlamamaktadır!.

         Velhasıl, Bolu'da ortaya çıkan görüntülerden hepimiz sorumluyuz ama "mimarlarımızın sorumluluğu" çok daha fazladır.

         Zira şehirleri imar eden, onlara iyi ya da kötü "damgasını vuran" insanlar mimarlardır.

         Ben bu yüzden mimarlık odasının son toplantılarını bir bakıma "günah çıkarma seansı" olarak da görüyorum.

        "Bilmeden yanlış yaptıysak özür dileriz, biz Bolu'nun böyle bir tarihi olduğunu bilmiyorduk!" diyen eski belediye başkanlarının da bu seansa katılmaları çok iyi olmuştur!

        Ne diyelim...

         Zararın neresinden dönersek kârdır!

         Sözün özü dostlar...

         Bolu "mimarbaşını" bulmuştur ama...

         Tren de maalesef kaçmıştır...

                                                                         

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Bolu Çatı Tamiri Bolu Kamera Sistemleri Tonet Sandalye