Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Bombalarımı o zaman patlatacağım...

M. Nevzat Özdemir

    30 Nisan 2011
         Seçimlere az süre kalmasına rağmen ortalıkta pek bir heyecan yok. Ben bunu "kazananı önceden belli olan" bir müsabaka psikolojisine bağlıyorum...
         Süreç işlerken partiler de mitinglerine başladılar. Bolu'ya ilk MHP lideri Sn.Bahçeli geldi.
         Bolulular bu mitingler konusuna pek hevesli değillerdir. Ben bugüne kadar Hükümet Meydanı'nı ağzına kadar dolduran bir partiye rastlamadım. MHP'de Bolu'da kendince coşkulu bir miting yapmaya çalıştı... Lâkin ben buna "buruk miting" diyeceğim. Aynı gün medyaya yansıyan MHP üst düzey iki yöneticisinin kaseti yüzünden... Kasetin içeriği ve orada konuşulanlar gerçekten yenilir, yutulur cinsten değildi. Bahçeli isabetli bir kararla bu iki alemciyi hemen partiden attı. İyi de yaptı. Ben olayın partiye büyük zarar verdiği kanaatindeyim. MHP'nin ideolojisini iyi bilen, camiayı yakından tanıyan biri olarak birkaç cümle daha söyleyeceğim.
         Gördüğüm kadarıyla MHP yönetimi bizim eskiden aşina olduğumuz "muhafazakâr milliyetçilikten" oldukça uzaklaşmaya başladı. Son kaset olayı da zaten bunun bir tezahürü... Özellikle referandum süreci ile artan bu "eksen kaymasının" tabanda kopuşlara sebep olduğu da sosyolojik bir gerçek...
         Bu haftanın gündemi fazlasıyla meşgul eden diğer bir konusu da Başbakanın açıkladığı "Kanal İstanbul" projesi oldu. Proje ülkede büyük heyecan yarattı. Tabii malûm "istemezükçüler" hemen buna da bir kulp takmaya çalıştılar. Vaktiyle boğaz köprülerine, otoyollara taktıkları gibi!..
         Çocukluğum "toplu iğne bile yapamıyoruz" lâfları ile geçti. Vaktiyle sanayi devrimini ıskalamamız yüzünden gelişmiş Batı karşısında bir nevi "aşağılık kompleksine" kapılmış nesillerdik biz... Alman Malı, İngiliz kumaşı kullanmak itibar ölçüsü idi. Fabrikasyon herşey dışarıdan geliyordu. Okuduğumuz ders kitaplarında en büyük ihraç kalemlerimiz fındık ve tütün idi. 
        Allah'a şükür Türkiye artık oldukça mesafe kaydetmiş durumda... "Made in Türkiye" etiketi aranır oldu. Çinliler bile bazı mallarına Made in Türkiye yazmaya başlamışlar, özellikle Ortadoğu pazarı için... Bugün ihraç mallarımızın %80'i sanayi ürünlerine ulaştı. Peki, yeter mi?.. Yetmez!...
         Bütün bu gelişmelere rağmen kabuğumuzu daha yeni yeni kırmaya çalışıyoruz değerli okurlarım.Bu yüzden "milli gururumuzu okşayacak, özgüvenimizi arttıracak" mega, çılgın projelere çok ihtiyacımız var.
          Dünya'ya şöyle bir bakalım...
          Bugün Almanlar, Japonlar, Fransızlar ve Çinliler halâ niçin "en hızlı treni ben yapayım" diye uğraşıyorlar?
          En yüksek bina, en büyük liman, en büyük uçak... Bunlar hep milletlerin kendi aralarında bir yarış değil mi?..
          Türkiye de bu yarışın dışında kalamaz... İnşallah önümüzdeki dönemde gerçekleşecek milli uçak, milli tank, yerli Göktürk uydusu ile de "biz de varız" diyeceğiz.
          İşte, Kanal İstanbul projesine kente, ülkeye yararı dışında bir de bu gözle bakmak gerekir.
          Netice-i kelâm dostlar...
          Ülkede seçim sürecinde projelerin konuşulması çok iyi olmuştur.
          Çılgın proje mevzuu da sürece bir heyecan katmıştır.
          Ben bu çılgın proje meselesini 2 önerim ile Bolu özeline de indirecektim ama konuyu mahalli seçimlere kadar erteledim.
          Biraz merak edin...
          Bombalarımı o zaman patlatacağım...

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak